www.emirogullari.forumkurdu.net

EMİROĞULLARI
EMİROĞULLARI BEYLİĞİ
EMİROĞULLARI BEŞERİ DAĞILIMI
EMİROĞLU İLETİŞİM
AİLEDEN BEYLİĞE BEYLİKTEN SÜRGÜNE
EMİROĞULLARI TARİHİ
ANADOLU SELÇUKLULARI VE EMİROĞULLARI
ORDU İLİ BÖLGE TARİHİ
DANİŞMENDLİLER VE DANİŞMEND GAZİ
DANİŞMENDLİLER TARİHİ ESERLER
ÇEPNİLER VE KARADENİZ
ÇEPNİ TÜRK TARİHİ
ÇEPNİ KİLİMLERİ
OSMANLI HAKİMİYETİNE KADAR DOĞU KARADENİZDE TÜRKLER
TRABZON TARİHİ
TRABZON VE GÜMÜŞHANE ÇEPNİ TARİHİ
EMİROĞULLARI VE KARADENİZ
CANİK VE TARİHİ ALT YAPISI
HACIEMİROĞULLARI BEYLİĞİ ZAMANINDA MESUDİYE
MESUDİYE TARİHİ ve EMİROĞULLARI
REŞADİYE TARİHİ VE EMİROĞULLARI
ŞEBİNKARAHİSAR TARİHİ VE EMİROĞULLARI
TARİHİ HAMAM Emiroğulları
SELİMİYE CAMİİ ORDU
ESİPAZAR CAMİİ EMİROĞULLARI
EMİROĞULLARI BEYLİK KALESİ MESUDİYE
GENÇAĞA KALESİ
ÜNYE ve TÜRK TARİHİ
ORDU VE GİRESUN AĞIZLARI ÜZERİNE
Emiroğlu Rıza paşa ve oğlu Sureyya Paşa
EMİROĞLU İPSİZ RECEP ve İSTİKLAL SAVAŞI
EMİROĞLU TABYASI & ARDAHAN SAVAŞI 1877
TRABZON ve OSMANLILAR
AİLE ALBÜMÜ
MİSYON VE VİZYON
ÖNCELİKLİ HEDEFLER
LİNKLERİMİZ
SOSYAL ve KÜLTÜREL DERNEK YAPILANMASI
ERMENİLER KATLİAMA DEVAM EDİYOR
PONTUS SOYKIRIMI İDDİALARI VE TÜRKİYE
TARİHTEN VE DOĞADAN ESİNTİLER
HORASAN ERENİ MEHMET EMİROĞLU
ŞEHİTLERİMİZ

EMİROĞULLARI


ay_y_ld_zl__bayra__m_z.gif

EMİROĞULLARI AİLESİ
"Bir Soy, Bir Aile , Bir Tarih"

www.emirogullariailesi.com_7.jpg

www.emirogullari.forumlari.net

at-tay.gif

Emirogullaribeylikkalesi_kalekoy.jpg

Emirogulları Ailesi ve Konuk Defterimiz

Ad,Soyad:

E-mail:

Web Adresi:

Mesaj:

HACI EMİROĞULLARI BEYLİĞİ

at-tay.gif

Son İlhanlı valisi Uygur kökenli Eretna,bir dizi isyandan sonra de bağımsızlığını ilan etti.Merkezi önce Sivas sonra Kayseri olan Eretna Devleti(1335-1381), Erzincan, Ankara, Tokat, Amasya, Samsun, Niğde, Niksar ve Karahisarı kapsıyordu. Eretnanın 1352de ölümüyle, oğlu Mehmet yerine geçtiyse de devlet zayıfladı ve 1359 da onun da ölümüyle Orta Anadolunun birliği sona erdi.Valiler bağımsızlıklarını ilan ettiler.Özellikle hristiyanlarla olan sınır bölgelerinde yeni Türk beylikleri ortaya çıktı.
Bunlar gazi Türkmen beylikleriydi.
EMİROĞULLARI BEYLİĞİ

Bu beyliklerden Trabzon Devleti;ne sınırdaş olanlar arasında,Sivasta Eretnalıların yerine geçen Kadı Burhaneddin Devleti,Bayburt ve Erzincan Beyleri,merkezi Milas(Mesudiye)olan HACI EMİROĞULLARI BEYLİĞİ ve merkezi Niksar olan Taceddinoğulları Beyliği vardır.Trabzonlular,bu devlet ve halklarla ve yine Doğu Anadolu'da bir Türk konfederasyonu olan Akkoyunlularla ilişki içindeydiler.Görüldüğü gibi Trabzon Devleti irili ufaklı bir çok Türk siyasi teşekkülü ile sarılmış vaziyette bulunuyordu.

DR. ALİ OSMAN EMİROĞLU

emiro_ullari_beylik_kalesi_kale_k_y_mesudiye_milas_3.jpg

kale_mihrab_duvarlar__1.jpg

kale_surlar_ndan_25.jpg

kaleden_g_r_nt_ler_5.jpg

kaleden_g_r_nt_ler_12.jpg

kaleden_g_r_nt_ler_4.jpg

kuleden_g_r_nt__1.jpg

emiro_ullar_beyli_i_gen_a_a_kalesi.jpg

eskipazar_emiro_ullar__beylik_camii.jpg

tarihi_hamam_emiro_ullar__beyli_i.jpg

emiro_ullar__beylik_camii_eskipazar_1340-1400_miladi.jpg

www.necatidemir.net

Anket

Sitemizi kimden öğrendiniz?
Arkadaşımdan
Reklamlardan
Arama sonucunda
E.mail yoluyla

www.necatidemir.net

kale_mihrab__1.jpg

HACIEMİROĞULLARI BEYLİĞİ
KİTAPÇILARDA satışta NEDEN YAYINCILIK
D&R Kitabevleri İSTANBUL
REMZİ Kitabevleri İSTANBUL
DOST Kitabevleri ANKARA
AKOLUK Kitabevi TRABZON
www.emirogullariailesi.org

www.nedenkitap.com

EMİROĞULLARI AİLESİNE HAYIRLI OLSUN ... Prof.Dr.Necati Demir & Dr. Ali Osman Emiroğlu

anahtar kelime ... hacıemiroğulları...

www.nedenkitap.com

www.kitapyurdu.com

www.dr.com.tr

www.hepsiburada.com

www.eren.com.tr

ÖNSÖZ ,

Hacıemiroğulları Beyliği konusunda yapılan araştırmalar, son derece azdır. Diğer Türk beylikleri konusunda çeşitli boyutlarda araştırmalar yayımlanmış, Hacıemiroğulları Beyliğinden ise ya kısaca bahsedilmiş ya da görmezden gelinmiştir.

Hacıemiroğulları Beyliği, öğrencilik yıllarımda Ordu ili ve yöresi ile ilgili araştırmalar yaptığım zamanlarda dikkatimi çekmişti. Ordu İli ve Yöresi Ağızlarını hazırlarken (1996-1998) konu hakkında biraz daha ayrıntıya inmeye çalıştım. Ancak kaynakların yetersizliği, beni hep çaresiz bıraktı. Daha sonraki yıllarda Orta ve Doğu Karadeniz Bölgesi&nin dil, tarih ve kültürü konusunda çalışmalarıma devam ettim. Hacıemiroğulları Ailesi ve Hacıemiroğulları Beyliği konusunda rastladığım her bilgiyi ve kaynağı toplayıp bir araya getirdim. Alan araştırmalarım sırasında, bu konunun özellikle üzerinde durdum. Bir araya toplanan bilgiler, belirli bir olgunluğa ulaşınca çalışmalarımı bir kitap içerisinde toplamaya karar verdim.

Hacıemiroğulları Beyliği, kendilerinden önce Türk toprakları olan Tokat'ın kuzeyi ve Mesudiye ile kendilerinin Türk topraklarına kattığı Ordu ve Giresun, Samsun'un doğusu, Gümüşhanenin kuzeyi ve Trabzon'un batısında hüküm sürmüş, Orta Karadeniz Bölgesi'nin büyük bölümünü Türk vatanı yapmış bir Türk beyliğidir.

Hacıemiroğulları Beyliği Türkmenleri, ağırlıklı olarak Selçukluların bölgeyi fetih için sınır boyuna yerleştirdiği Oğuzların Çepni boyuna mensuptur.

Bu beyliğin tarih sahnesinde görülmesi, 1301dir. Fakat Hacı Bektaş Velî’nin (1209?-1270 / 71) bu bölgedeki Çepni Türkmenlerinin yerleşmesine yardımcı olmak maksadıyla Güvenç Abdalı, Kürtün de bulunan Süme Kalesinin batsındaki Taşlıca köyüne göndermesi dikkate alındığında, en geç 1260larda Çepni Türkmenlerinin Maçkaya yaklaştıkları kendiliğinden ortaya çıkmaktadır.

Çepni Türkmenlerinin çoğunlukta olduğu Hacıemiroğulları; Orta Karadeniz Bölgesini yani Ordu, Giresun ilinin tamamı ile Tokatın kuzeyi, Samsun un doğusu ve Trabzon un batısını Müslüman Türklerin vatanı hâline getirirken müthiş bir fetih ve iskân politikası uygulamışlardır.

Öyle anlaşılmaktadır ki Hacıemiroğulları nın kale bekçileri ve merkezî küçük kuvvetleri hariç bir ordusu olmamıştır. Onlar, tarım ve hayvancılıkla uğraşıyorlar; savaş zamanında bir araya gelip ordularını oluşturuyorlardı.
Türkler, ordu millettir. Halk, askeri birlikler gibi bölük bölük örgütlenmiş; fethettikleri yerlere bütün varlıklarıyla, ev halkıyla, ev eşyalarıyla, sürüleriyle bir bütün olarak yerleşmişlerdir. Dolayısıyla fethedilen yerleri, onlardan almak mümkün olamamıştır. Asıl fetih budur.

Bu yöreyi fethederken her bölüğün yerleştiği bölge, ayrı bir idari birim yani köy olmuştur. Bu idarî birimlerin bağlı olduğu merkezler, ilçe veya belde durumuna gelmiştir. Hacıemiroğulları Beyliği nin fethettiği bölge, Osmanlı topraklarına katıldıktan sonra idarî yapılanmaya pek dokunulmamıştır. Köylerin, beldelerin ve ilçelerin çoğu günümüzde de varlığını sürdürmektedir.

Çepnilerin fetihteki ikinci politikası; insan öldürmemek, insana kıymamak düşüncesi üzerine kurulmuştur. Yöre fethedilirken ilerleme çok yavaş olmuştur. Bunun sebebi, güneyden kuzeye inilirken belki de tek bir savaşın bile yapılmamasıdır. Yörenin yerli halkı, çok büyük ihtimalle Hıristiyan Türkler olan Kıpçak ve Peçenekler, Çepni Türkmenlerinden rahatsız oldukça bölgeden uzaklaşıp başka yörelere yerleşmiştir. Çepniler de kalabalık köyleri bölerek boşalan arazilere yerleştirmiştir. Osmanlı Dönemi nde tutulan tahrir defterlerinden anladığımıza göre, fetih tamamlandığında bu yörede gayrimüslim kalmamıştır. Bununla birlikte belki de tek bir insanın hayatına da kıyılmamıştır.
Hacıemiroğlu Ailesinin kurduğu bu beyliğin adı, tarihî kaynaklarda Bayramoğulları Beyliği ya da Hacıemiroğulları Beyliği olarak geçmektedir. Bu ikili adlandırmaya sebep olan düşünce, beyliğin kurucusunun tam olarak belirlenememesinden kaynaklanmaktadır. Beylik; bazı kaynaklara göre Bayram Bey, bazılarına göre ise Bayram Bey'in oğlu Hacı Emir İbrahim Bey tarafından kurulmuştur.
Osmanlı Devleti'nin fethine kadar Hacı Emir ve oğulları tarafından idare edilen bu beyliğin sınırları; 1403 yılında, sahilde Vakfıkebir'in batısından Terme'ye kadar uzanıyordu. Terme'den güneyde Niksar'ın doğusuna çekilecek bir çizgi, beyliğin batı sınırını oluşturmaktaydı. Güney sınırı, Kelkit vadisini takip ediyor. Sonra Koyulhisar, Şebinkarahisar, Alucra, Şiran ve Torul u dışarıda bırakacak şekilde, Şebinkarahisar'ın kuzeyinden Kürtün'e çekilecek bir hat, beyliğin güney sınırını; oradan Vakfıkebir yakınlarına inen bir hat da beyliğin doğu sınırını gösteriyordu.
Hacıemiroğulları Beyliği nin güney komşuları; Akkoyunlular, Erzincan Emirliği ve Şebinkarahisar Emriliği dir. Batısında Taceddinoğulları Beyliği, doğusunda da Trabzon Devleti bulunmakta idi.
Beyliğin ilk başkentinin Mesudiye ye bağlı Kaleköyü olduğu anlaşılmaktadır. Daha sonra başkentlerini, Ordu il merkezinin yaklaşık 4 km. güneyinde yer alan Eskipazar a taşımışlardır. Taşındıktan sonra bu yöreye Türklerde başkent anlamına gelen, Ordu adını vermişlerdir. Ordu ilimizin adı, bu tarihî olaya dayanmaktadır.
Hacıemiroğulları Beyliği, son dönemde yazılmış eserlerde hep küçük bir beylik olarak belirtilmiştir. Bunun doğru bir adlandırma olduğunu düşünmemekteyiz. Çünkü Ordu ve Giresun un tamamını , Tokat, Samsun, Sivas, Trabzon ve Gümüşhane nin bir bölümü gibi geniş bir coğrafyayı Türk vatanı yapan bir beyliğe bu sıfatı yakıştırmak, doğru bir tahlil olmasa gerektir.

Hacıemiroğulları Beyliği nin hızlı genişleyememesinin belki de en önemli sebebi, dünyanın pek çok ülkesinden dış destek alan Trabzon Devleti nin hemen yanında yer almasıdır. Bir diğer unsur da coğrafyanın bu bölgede çok sarp olmasıdır.

Eski Türkiye Türkçesi, Beylikler Dönemi Türkçesi, Osmanlı Dömemi Türkçesinin kaynağı, Hacıemiroğuları nın hâkim olduğu bölgenin Türkçesi gibi görünmektedir. Zira Eski Türkiye Türkçesi özellikleri ile günümüz ağızlarını karşılaştırdığımızda, en fazla benzerliği Ordu ve Giresun yöresinde görmekteyiz. Bunun sebebini, Dânişmendlilerin medreselerini erken kurmasına ve Anadolu da ilk yazılı eserleri vermesine bağlayabiliriz. Dânişmend-nâme gibi Türkiye de ilk kaleme alınmış bir eserin Dânişmendli topraklarında yazılmış olması ve yaygın bir biçimde Selçuklu topraklarında okunması, bu duruma sebep olmuş olabilir.

Hacıemiroğulları Beyliği, 1427 de Osmanlı Devleti ne bağlanmasıyla tarih sahnesinden çekilmiştir.

Bu çalışmamız dört bölümden oluşmaktadır.

İlk bölümü Hacıemiroğulları Beyliği Öncesi Ordu, Giresun, Tokat ve Trabzon Yöresi nin tarihi ile ilgilidir.

İkinci bölüm, Hacıemiroğulları Beyliği ne,

üçüncü bölüm Hacıemiroğulları Beyliği ne Komşu Türkmen Beylikleri ne,

Dördüncü bölüm ise Günümüzde Emiroğulları na ayrılmıştır.

Günümüzde Emiroğulları bölümü , Zekeriya Emiroğlunun yaptığı çalışmalara ve tarafımızdan sürdürülen alan araştırmalarına dayandırılarak oluşturulmuştur.

Emiroğulları ailesinin bir mensubu olan 1942 doğumlu , Trabzon un Araklı ilçesi nüfusuna kayıtlı , 1968 yılında Ankara İktisadi ve Ticari İlimler Akademisinden mezun Zekeriya Emiroğlu, Ziraat Bankası nda çeşitli derecelerde görevde bulunmuştur. Örevde bulunduğu zamanlarda Türkiyenin muhtelif yerlerinde çalışmıştır. Görev yaptığı kurumda işi gereği çok sayıda insanla muhataptır. Zaman zaman karşısına Emiroğlu soyadını taşıyan insanlar çıkar. Zekeriya Emiroğlu nda bir merak uyanır. Emiroğulları konusunda 1972 de araştırma yapmaya başlar. Zekeriya Emiroğlu nun çalışmaları Günümüzde Emiroğulları bölümünün en önemli kaynaklarından biridir.

Biz, Karadeniz Bölgesini 1985 ten bu yana köy köy tarayarak alan araştırması yapmaktayız.

Yıllardır sürdürdüğümüz Karadeniz Bölgesi Dil, Tarih ve Kültür Araştırmaları çalışmalarımıza önemle üzerinde durduğumuz konulardan biri de sülâlelerdir. Sorumuz: Köyünüzde hangi sülâleler vardır, bunlar bu yöreye nereden gelmişlerdir? Bu soruya aldığımız cevaplar çok büyük bir bilgi birikimi durumuna gelmiştir. Orta ve Doğu Karadeniz Bölgesi nin nüfus örgüsü, hayal bile edilemeyecek bir biçimde ortaya çıkmıştır. Bu ayrı bir konu olup ileride bilim dünyasıyla paylaşılacaktır. Biz, burada konu ile ilgili olduğu için sadece Emiroğulları ile ilgili tuttuğumuz notlar üzerinde duracağız. Günümüzde Emiroğulları bölümünün kaynaklarından bir bölümü de bizim tuttuğumuz notlar ve arşivlediğimiz belgelerdir.

Bu çalışmaları yaparken gözden kaçmış ilmî ve teknik hatalarımızın bulunmaması, elbette mümkün değildir. İçeriği çok geniş olan eser hakkında eksiklerimiz de kalmış olabilir. Hatalarımızın düzeltilmesi ve eksiklerimizin tamamlanması için konuya vakıf olanların ve okuyucularımızın tenkidine muhtaç olduğumuzu belirtir, hatalarımızın iyi niyetimize bağışlanmasını temenni ederiz.

Araştırmaları sırasında tuttuğu notları bu kitabın hazırlanmasında yararlanmak üzere bize verdiği için Sayın Zekeriya Emiroğlu ya teşekkürlerimi sunmak benim için bir borçtur.

Bu çalışmanın heyecanını benimle paylaşan ve kitap olarak hazırlanması sürecindeki bütün aşamalarda bana yardımcı olan aziz dostum Dr. Ali Osman Emiroğlu ya özellikle teşekkür ediyorum.

Bu çalışmanın tashihi, Edebiyat Öğretmeni Fikriye Demir ile çalışma arkadaşlarım Arş. Gör. Özkan Aydoğdu ve Tarih Öğretmeni Osman Kubilay Gül tarafından yapılmıştır. Hepsine ayrı ayrı teşekkür ediyorum.

Sivas, 29 Ekim 2007
Prof. Dr. Necati DEMİR

EMİROĞULLARI AİLESİ ADINA DEĞERLİ HOCAMIZ SN. PROF. DR. NECATİ DEMİR e şükranlarımızı sunarız.

BİLGİ ALINIZ:
" DR. ALİ OSMAN EMİROĞLU "
draliosman@emident.net
0 212 211 89 04

tarih6.jpg

Bilindiği üzere 1204 yılında,İstanbul Latinler tarafından istila edilmiş,bunun üzerine,Bizans Komnenoslar hanedanından I.Andronikos;un torunları Aleksios ve David İstanbul;dan kaçarak Trabzon;a gelmişler ve Gürcü kraliçesi Tamara;nın da desteğiyle Trabzon İmparatorluğu;nu kurmuşlardır.(1204-1461).Bilindiği üzere bu devlete Fatih Sultan Mehmed son vermiştir.İşte Ünye;den Giresun;a kadar uzanan Orta Karadeniz Bölgesi,diğer bir ifadeyle Ordu ve yöresi,Osmanlılar tarafından değil,1270lerden 1380lere kadar uzanan uzun bir süreç içinde diğer Türk gruplarının özellikle Hacı Emiroğullarının mücadeleleri sonucunda fethedilmiştir.Bu fetih üzerinde ciddi bir surette durulması gerekmektedir.Çünkü bu,özel orduların yerli halka boyun eğdirerek gerçekleştirdiği bir fetih değil fakat ordu biçiminde teşkilatlanmış bir uç beyliği halkının fethidir;bu fetih,söz konusu yeni halkın yeni bir toprakla bütünleşerek orayı iskan edişi ve orayı vatanlaştırması biçiminde cereyan eden bir fetih olayıdır.Osmanlı döneminde Ordu ve yöresinin sosyal tarihi,bu fetih sırasında ve sonrasında oluşan yapılanmanın devamından başka bir şey değildir.Bu sebeple,Osmanlı dönemi Ordu etnik ve sosyal yapısını,siyasi,dini ve iktisadi tarihini anlayabilmek için,fethin nasıl gerçekleştiği ve fetih sonrasında bu bölgede nasıl bir sosyal,idari ve iktisadi yapı oluştuğunu bilmek ve anlamak gerekmektedir.Şimdi kısaca bunu görmeye çalışacağız.Ancak bundan önce,Trabzon İmparatorluğu zamanında Canik dağlarının arkasında neler olduğuna da bir göz atmak gerekmektedir.

EMİROĞULLARI
Osmanlı Hakimiyetine Kadar Doğu Karadeniz'de Türkler
Doç.Dr. İbrahim TELLİOĞLU

Samsun'dan Artvin'e uzanan ve güneyde Gümüşhane-Bayburt'u içine alan saha, tarih öncesi dönemden itibaren insanoğlunun yerleşim alanları içerisinde yer almaktadır. Arkeolojik buluntulardan, Artvin ve Rize dışındaki merkezlerde, tarih öncesi döneme ait önemli veriler elde edilmiştir. Tarih dönemlerine ait buluntulara göre ise bölgenin tamamındaki yerleşim birimlerinin sayısında artış olduğu gibi kırsal alanın da yerleşime açıldığı görülmektedir.

Tarihi kayıtlarda Doğu Karadeniz bölgesindeki varlığı sabit olan ve ismi bilinen ilk topluluk Gaşkalardır. Hititlerin çağdaşı olan bu topluluk, M. Ö. VIII. yüzyıl başlarında bölgeden çekilmiştir. Gaşkaları takip eden dönemde, bahse konu olan saha, M.Ö. VIII. yüzyıldan itibaren Türkistan menşeli iki topluluk olan Kimmer ve İskitlerin hakimiyetine girmiştir.

İskitlerin sıkıştırması ile Gürcistan'dan Doğu Anadolu'ya, oradan da İç Anadolu'ya gelen Kimmerler, M.Ö. 695 civarında Frig devletini yıkarak bölgede bozkır-göçebe geleneklerini devam ettiren bir devlet kurmuşlardı. Bu sırada bir kısım Kimmer boyları da kuzeye çıkarak Karadeniz bölgesine yayılmaya başlamış, Karadeniz Ereğlisinden Trabzon'a kadar olan sahayı yaklaşık bir asır boyunca hakimiyeti altında bulundurmuştur. M.Ö. 585'ten itibaren İskit baskısı sebebi yeniden göç eden Kimmerler, Karadeniz'in kuzeyine çıkarak bölgeyi terk etmişlerdir. Kimmerleri takiben Anadolu'ya giren İskitler ise, M.Ö. 665'ten itibaren Kür nehrinin sağ yakasına yerleşmeye başlamışlardır. M.Ö. 401 civarında bölgedeki İskit hakimiyet sahası Çoruh boylarına ulaşmış, bu zaman zarfı içerisinde, Sinop'tan Trabzon'a kadar olan sahil şeridi de bazı İskit boylarının eline geçmiştir. Diğer taraftan, M.Ö. 336 yılına ait Gürcü kayıtlarından, Makedonyalı İskender'in orduları Çoruh boylarına ulaştığında, Hazar denizinden bu bölgeye kadar olan sahada Kıpçak Türklerinin bulunduğu görülmektedir.

İlkçağda Doğu Karadeniz bölgesine yerleşen bu Türk ve Türklere akraba topluluklar, daha sonra aynı coğrafyaya yerleşen unsurlar içerisinde eriyip gitmişlerdir. M.Ö. VII. yüzyılın sonlarından itibaren bölgede Yunan kolonileri kurulmaya başlanmış, sonra Büyük İskender ve O'nun ölümünden sonra da İran kökenli Mihridates hanedanı Sinop'tan Trabzon'a kadar olan kısmı elinde tutmuştur. Mihridates hanedanının ortadan kalkmasından sonra ise, Roma ve XI. yüzyılın son çeyreğine kadar da Bizans İmparatorluğu bölgeye hakim olmuştur.

Doğu Karadeniz bölgesine yerleşen ikinci Türk unsuru, bölge Bizans hakimiyetinde iken Çoruh boylarına yerleştirilen Bulgarlardır. VI. yüzyılın başlarında Bizans İmparatorluğunu Balkanlarda uzun süre meşgul eden Bulgarlar, kontrol altına alındıktan sonra 530'dan itibaren Trabzon havalisi ile Çoruh boylarına yerleştirilmiştir.

Bulgar iskânından sonra, Çağrı Bey'in 1018 keşif akını ile başlayan Oğuz göçü neticesinde, Doğu Karadeniz bölgesinin siyasi ve etnik çehresi baştan sona değişmiştir. 1048'de Hasankale zaferinden sonra İbrahim Yınal'a bağlı kuvvetlerin Trabzon civarına akınlar düzenlemesi ile, Oğuzlar ilk defa Karadeniz bölgesinin içlerine doğru ilerlemeye başlamıştı. 1054 yılında ise, Tuğrul Bey'e bağlı kuvvetler, Çoruh boylarından Samsun civarına kadar olan bölgeye akınlar düzenlemiş, dört yıl boyunca devam eden baskı sonucunda, 1058'de Şarki Karahisar Selçukluların eline geçmiştir. Sultan Alp Arslan'ın 1064 Gürcistan seferi esnasında ise, Şavşat ve Artvin Selçukluların kontrolüne girmiştir. Malazgirt Zaferi'nden sonra ise, Türkler Anadolu'nun pek çok yerine olduğu gibi Doğu Karadeniz bölgesinin de büyük kısmına yayılmıştı. Kırsal alanın önemli bir kısmı Türkmenlerin eline geçtiği gibi, Bayburt ve Trabzon Selçuklu hakimiyetine girmiştir. Ancak Trabzon'daki Türk hakimiyeti uzun süreli olmamış, yörenin önde gelenlerinin de desteğini alan Bizans'ın bölge valisi Theodore Gabras, 1075'te şehri tekrar ele geçirdiği gibi, batıda Sinop'a kadar uzanan sahil şeridi ile iç kesimde Şarki Karahisar'ı Türklerden geri almıştır.

Malazgirt Savaşı'nın akabinde kurulan Türk beylikleri içerisinde, Danişmendliler, Saltuklular ve Mengücekoğulları Doğu Karadeniz bölgesinin belirli bölgelerini kontrol altına almıştır. Niksar merkez olmak üzere Yeşilırmak havzasını ele geçirerek kuzeye doğru yayılmaya çalışan Danişmendliler, Samsun'a kadar olan bölgeye hakim olmuştur. Erzurum ve çevresinde kurulan Saltuklu beyliği ise, Bayburt'u elinde bulundurduğu gibi, bölgeye yayılmaya çalışan Gürcülerle mücadele etmiştir. Çoruh havzasını elinde tutan bu beylik, Rize ve çevresindeki kalelerden de haraç almıştır. Erzincan ve çevresinde kurulan Mengücekoğulları ise, Şarki Karahisar'ı denetimi altında bulundurmuş, Trabzon üzerine akınlar düzenlemiştir.

Türkiye Selçuklu Devleti'nin yukarıda ismi geçen Türk beyliklerini ilhak etmesinden sonra, Doğu Karadeniz bölgesindeki Türk hakimiyeti pekişmeye başlamıştır. 1173/1174'te Danişmendlileri, 1202'de Saltukluları, 1227/1228'de ise Mengücekoğullarını ortadan kaldıran Türkiye Selçuklu Devleti, bölgedeki Türkleri bir siyasî çatı altında toplamayı başarmıştır. Öyle ki, II. Kılıç Arslan (1155-1192) devrinde, Samsun-Trabzon civarındaki kırsal alan Selçukluların denetimine girmişti. Akabinde 1194'te Samsun'u ele geçiren Selçuklu kuvvetleri, 1204 yılına kadar şehre hakim olmuştur. 1214'te Sinop'un fethedilmesi ile Trabzon ve çevresine hakim olan Komnenoslar Selçuklu tabiiyetine girmiş, bu sayede, bölgede Türklere karşı çıkabilecek en önemli güç kontrol altına alınmıştır. 1228'de ise Sinop-Ünye arası Rumlardan alınmış, Trabzon üzerine baskı kurulmuştur.

Kösedağ savaşından sonra Selçukluların Anadolu'daki idaresi zayıflamaya başlamış, bununla birlikte, Doğu Karadeniz bölgesine Türk akışı devam etmiştir. Bir Gürcü kaynaklarındaki bilgiye bakılırsa, 1247 civarında, Moğolların önünden kaçan ve o tarih için oldukça kalabalık sayılabilecek altmış bin kişilik bir Türkmen grubu, arasında Şavşat ve Artvin'in de bulunduğu bölgeyi yurt tutmuştur. Bu yoğunluğun bir neticesi olarak, bir Bizans kaynağında ifade edildiği üzere XIII. yüzyılın son çeyreğinden itibaren, Helenistik kültür, Trabzon şehri dışında bölgedeki varlığını tamamen yitirmiştir. Aynı dönemde, 1277'de Sinop'u kuşatan Rumları püskürten Çepniler, doğuya ilerlemek suretiyle Trabzon Rumlarını baskı altına almış, XIV. yüzyılın başlarına kadar Harşit boylarını ele geçirmişlerdir.

Çepniler Sinop'tan doğuya doğru ilerleyerek Rumları Trabzon'a çekilmeye mecbur bıraktığı yıllarda, Trabzon'un doğusundaki durum da pek farklı değildir. Zira, çevresindeki kırsal alanı ele geçiren Türkmenleri temizlemeye çalışan Kral Georgios (1266-1280), bu sefer esnasında esir düşmüş, yerine, kardeşi Ioannes tahta geçmiştir. Aynı tarihlerde, yaklaşık yüz yıldır Gürcistan'da bulunan Kıpçaklar ile Gürcüler arasında ihtilaf çıkmıştı. Papa Sargis liderliğindeki Ortodoks Kıpçaklar, Gürcü saflarından ayrılarak İlhanlılarla birlikte hareket etmeye başlamışlar, 1267'de Ahıska bölgesini ikta alarak batıda Ardeşen'e kadar olan bölgeyi ele geçirmişler, 1479'da Osmanlı hakimiyetini kabul edene kadar Doğu Karadeniz'de adı geçen sahaya hakim olmuşlardır. Diğer taraftan, bölgenin Çoruh vadisi kısmında 1124'ten beri Gürcüler tarafından yerleştirilen Kıpçaklar bulunmakta idi. Sargis'e bağlı Kıpçaklar ve Çoruh boylarına yaklaşık bir asırdır yerleşmiş bulunan Kıpçakların yanı sıra, Kubasar ailesi gibi bazı oymakların da Gürcistan'dan ayrılarak batıya göç etmesi ile, Artvin, Rize, Trabzon, Gümüşhane, Giresun ve Ordu'ya önemli bir Kıpçak kitlesi yerleşmiştir. Sarışın, mavi gözlü, çengel burunlu, açık tenli antropolojik özelliklere sahip bu Türk topluluğu, bölgenin bir Türk yurdu haline gelmesinde önemli bir rol üstlendiği gibi, yukarıda sınırları tarif edilen yerleşim sahalarının etnik yapısında baskın unsur olmuştur.

XIV. yüzyıl başlarında Anadolu'da Selçuklu hakimiyetinin sonlandığı dönemde, Grek kaynaklarındaki bilgilere bakılırsa Doğu Karadeniz bölgesinde yaklaşık beş yüz kilometreyi bulan kırsal alan Türkmenlerin eline geçmiştir. Kovanlar, Gümüşhane, Torul ile Maçka-Hamsiköy, Türklerle Grekler arasındaki sınırı oluştururken, Trabzonluların bu bölgelerdeki gücü de oldukça zayıflamıştı. Moğolların Anadolu'dan çekilmesi ile birlikte, Samsun ve civarı ile Bayburt Eretnalıların eline geçmiştir. Güneyde ise, 1348'den itibaren Eretnalıların Bayburt valisi Ahi Ayna Bey'in yanı sıra Akkoyunlu ve Çepnilerin de arasında bulunduğu Türk grupları Trabzon'a akınlar düzenlemeye başlamıştı. Ancak, Samsun ve çevresinde kurulan Canik beylikleri, bölgenin siyasi ve etnik yapısını Türkler lehine değiştirme bakımından çok önemli çalışmalar yürütmüşlerdir. XIV. yüzyılın ortalarında Trabzon'da altı bin civarında insan yaşar iken, Canik beyliklerinden bazılarının daha fazla asker çıkarabilecek güçte olması, bölgedeki nüfus yapısını açık bir biçimde göstermektedir.

Canik beylikleri içerisinde en önemli olanı, Ordu ve çevresinde kurulan Hacı Emiroğulları beyliğidir. XIII. yüzyılın sonlarına doğru Ordu bölgesini ele geçiren Sinop Çepnileri tarafından kurulmuştur. 1347'de Fatsa ve Ünye'yi ele geçirerek, bu bölgenin doğusundaki mıntıkada Trabzon Rumları aleyhine büyük bir nüfus boşluğu meydana getiren Hacı Emiroğulları, 1396 yılında Giresun' da fethetmiştir. Yaklaşık yedi yıl sonra bölgeye gelen İspanyol elçisi Clavijo, on bin askeri olan Hacı Emiroğullarının topraklarını Tirebolu'ya kadar genişlettiğini haber vermektedir.

Niksar merkez olmak üzere Samsun'un güneyine kadar yayılan Taceddinoğulları, Moğol sonrası dönemde Doğu Karadeniz bölgesinde ortaya çıkan ikinci büyük Türk beyliğidir. Kısa süre sonra Trabzon Rumları üzerine harekete geçen Taceddinoğulları, 1379'da Yeşilırmağın denize ulaştığı sahayı Ünye'ye kadar ele geçirmiştir. 1386 tarihli bir kayda göre, Taceddinoğullarının on iki bin askeri bulunmaktadır.

Bu iki beylik dışında, Samsun, Kavak ve Ladik bölgelerinde hüküm süren Kubadoğulları, Vezirköprü, Havza ve Merzifon'u elinde tutan Taşanoğulları, Bafra ve çevresine hakim olan Bafra Beyleri, Osmanlı öncesi dönemde Canik bölgesine hakim olan diğer Türk siyasi teşekkülleridir. Osmanlı Devleti'nin bu bölgeyi XV. yüzyılın ilk yarısında ele geçirmeye başlamış, 1419/1420'de Bafra beyleri, 1427-1428'de Hacı Emiroğulları ve Taceddinoğulları, 1419'da Kubadoğulları, 1430'da ise Taşanoğulları beyliği ortadan kaldırılmıştır.

Trabzon'un batısında Canik beylikleri ortaya çıkarken, güneyindeki sahada ise, Eretna'nın ölümünden sonra Erzincan'ı ele geçiren Mutahharten, 1379'dan sonra Bayburt ve Şarki Karahisar'ı da ele geçirmiş, Trabzon Rumlarından haraç almaya başlamıştı. Mutahharten'in ölümünden sonra Erzincan ve çevresini, bu arada Bayburt'u da ele geçiren Akkoyunlular, 1341'den beri Trabzon Rumları üzerine akınlar düzenlemiştir.

Komnenoslar, 1352'de prenses Maria'yı Kutlu Bey'e gelin olarak göndermek sureti ile iki taraf arasında iyi ilişkiler kurmuştu. Bu dostane ilişki Uzun Hasan döneminde de devam etmiş, 1458'de yapılan antlaşma ile prenses Theodora'yı gelin olarak veren Komnenoslar, Akkoyunluları en yakın müttefiki haline getirmeyi başarmışlardır. Aynı yıl Uzun Hasan Şarki Karahisar'ı alarak Doğu Karadeniz bölgesindeki topraklarını genişletmiştir. Ancak doğu sınırlarında olup bitenler Fatih Sultan Mehmed'i harekete geçirmiş, Amasra, Kastamonu ve Sinop'u ele geçiren Osmanlı Sultanı, Koyulhisar zapt ettikten sonra Trabzon üzerine ilerlemiştir. Uzun Hasan büyük çaba göstermesine rağmen, Osmanlıların 1461'de Trabzon'u ele geçirmesini önleyememiştir. 1473'te Akkoyunluların elindeki Bayburt ile Şarki Karahisar'ı, 1481'de Kabasitas ailesinin alindeki Torul'u ele geçiren Osmanlı Devleti, böylece bölgedeki siyasi bütünlüğü sağlamıştır.

Osmanlı Devleti, Trabzon ve Torul dışında Doğu Karadeniz bölgesinde hakim olduğu yerlerin tamamını Türk beylik ve devletlerinin elinden almıştır. Malazgirt Savaşı'nı takip eden dönemde bölgeye yerleşen Türk toplulukları, düzenli bir şekilde Karadeniz bölgesine yayılmış, ilk olarak kırsal alana yayılan göçebe Türkmenler, Türkiye Selçuklu Devleti ortadan kalktığı sırada beş yüz kilometreyi bulan bir sahayı ele geçirmiştir. Şehir merkezleri itibariyle Bayburt, Şarki Karahisar gibi güneydeki yerleşim birimlerini Malazgirt Savaşının hemen ertesinde zapt eden Türkler, Türkiye Selçukluları zamanında Samsun'u, Hacı Emiroğulları beyliği döneminde Ordu ve Giresun'u ele geçirmişti. Bu sebeple, XV. yüzyılın ortalarından itibaren Osmanlı Devleti hakimiyetine girdiğinde, Doğu Karadeniz bölgesinin büyük kısmı, yaklaşık dört asırdır bir Türk vatanı idi.




Dr. Ali Osman Emiroğlu


EMİROĞULLARI AİLESİ Tüm emeği geçenlere teşekkür eder.

kalecik_kalesi_torul.jpg


www.karadenizim.net

www.internethaber.com

www.kenthaber.com

www.emirogullari.forumlari.net

draliosman@emirogullariailesi.com

Bana ulaşmak için yukarıdaki e-mail adresini kullanın