|
ORDU YÖRESİ VE ÇEPNİ KİLİMLERİ
Ordu ili topraklarındaki Türk varlığının izleri bin yıldan daha
eskidir denilebilir. Bölgeye Selçuklulardan önce başka Türk boylarının
yerleştiği bilinmektedir. 1100 yılında burada çok sayıda Peçenek askerinin
bulunması,1 Kıpçak Türkçesinin bazı ağız özelliklerinin hâlâ yaşaması2 ve
Kıpçaklara ait diğer bazı bilgiler3 bunun güçlü delilleridir. Bölgede
yaşadıkları bilinmesine rağmen bu Türk boylarından günümüze ulaşan herhangi bir
eser tespit edilememiştir.
Orta ve Doğu Karadeniz Bölgesi'ni gerçek bir Türk vatanı yapma çalışmaları
Malazgirt Savaşı'dan hemen sonraki yıllara rastlar. Malazgirt Zaferi'nden sonra
Gümüşhane üzerinden Trabzon'a inen Oğuz Türkleri, buradan Ordu'ya geçerler.
Fakat bu bir fetih değil, belki de fethin ön çalışmalarıdır.
Malazgirt Zaferi'nden sonra Anadolu'nun kuzeyinin fethi görevi DANİŞMENDLİLERE
verilir. DANİŞMENDLİLER , bu bölgenin büyük bir bölümünü kısa zamanda fetheder.
İlk başkentlerini Sivas'a kurarlar. Merkezî devletlerini meydana getirirler. Bu
sırada onların problemlerinin başında Karadeniz'e inmek gelmektedir. Karadeniz
Rumlarıyla daha iyi mücadele edebilmek için başkentlerini Niksar'a taşırlar.
Ordu ili ve yöresinin kalıcı olarak Türk vatanına katılması çalışmaları
Niksar'ın başkent olmasından sonradır. Karadeniz sahillerini fethetmek için 1105
yılında harekete geçen Dânişmendliler, Aybastı'ya bağlı Perşembe Yaylası'nda
pusuya düşerler. Yaklaşık altı bin şehit verdikten sonra geri çekilmek zorunda
kalırlar.4
Sonuçta bugünkü Ordu ili topraklarının bir bölümünün fethi parça parça olmak üzere DANİŞMEND GAZİ NİN OĞULLARI VE TORUNLARI zamanında gerçekleşir
Selçuklular, Dânişmendli Devleti'ni 1178 yılında yıkarlar. Doğal olarak
topraklarına sahip olurlar. Danişmendliler yıkıldığında Trabzon Rumları ile
sınırı büyük ihtimalle Mesudiye'ye bağlı Kale köyü idi. Selçukluların bölgede ne
gibi faliyetlerde bulunduğu bilinememektedir.
XIV. yüzyılların başlarında Selçuklu Devleti de yıkılır. Bölgede Mesudiye'nin
Kale köyü merkez olmak üzere DANİŞMENDLİLERİN TORUNLARI TARAFINDAN HACI EMİROĞULLARI BEYLİĞİ KURULUR.
Hacıemiroğulları Beyliği döneminde, 1380'li
yıllarda Türkler Karadeniz sahillerine kadar inerler. 1397 yılında Giresun'u da
alarak topraklarını genişletirler. Bu beylik XV. yüzyılın başlarında Osmanlılara
bağlanır.
Dânişmendliler'in bünyesinde Oğuz boylarının tamamına yakını bulunmakta idi.5
Bunlardan ne kadarının Ordu ili ve yöresine yerleştiği tam olarak bilinememektedir. Fakat bu boylardan Çepniler'in diğer boylara göre bölgemizde daha kalabalık olduğu açıktır. Dânişmendlilerin Türk vatanına kattığı bölgede Çepni isminin diğer boylara göre ezici bir çoğunlukta olması, bunun bir delili
olsa gerektir.6 Ayrıca Giresun'un yakınlarında Vilâyet-i Çepni ismiyle bir ilin
bulunması7 ve bu bölgeden Ordu yöresine çok miktarda göç olması göz ardı
edilemeyecek önemli konulardır.
Osmanlılar, Hacıemiroğulları Beyliği'nin teşkilatlanmasını pek
değiştirmemiştir.8 Bölgedeki yer isimlerinin büyük bir çoğunluğu da bu dönemden
kalmış ve değiştirilmeden tahrir defterlerine kaydedilmiştir.9
Tahrir defterlerine göre Ordu ili ve yöresine büyük çoğunlukla Oğuz boylarından
Çepniler yerleşmiştir. Hacıemiroğulları Beyliği'ne mensup Türklerin önemli bir
kısmının Çepniler olduğu düşünülmektedir.10 1455 yılında kaleme alman tahrir
defterlerine göre Ordu ili ve yöresinde iki Çepni, bir Çepniköy, bir de Çepnilü
ismiyle yer adları bulunmaktadır.11
İncelemekte olduğumuz kilimler de tarihî gerçekleri doğrulamaktadır. Bu kilimler
bölgede genel olarak Çepni / Çepnü kilimi olarak bilinmektedir.
Uzun bir tarihî geçmişi olan Ordu ili, el sanatları ve halk kültürü açısından
zengindir diyebiliriz. Asırlar boyunca yapıp ortaya koyduğu hemen her eşyayı
sanatıyla damgalayan yöre halkı, bu özelliği ile, alâka duymayan insanları bile
hayran etmeyi başarmıştır. Kalıcı mekânlara koyduğu taşı ve her ihtiyacında
istifade ettiği ağacı bir kuyumcu ustalığı ile işlemiştir. Bununla birlikte
günlük ihtiyaçlarında sık sık kullandığı halı, kilim, seccade, kolan, kuşak,
mutfak araç gereçleri, giyim kuşam ve hayvancılık malzemelerinde de aynı
hassasiyeti gösterdiğini rahatlıkla söyleyebiliriz. Bu saydıklarımın içerisinde
en önemlilerinden biri de düz dokuma yaygılarıdır.
Kilimler konusu bölge hakkında saha araştırmaları yaptığımız zamanlarda
dikkatimizi çekmişti. Kültürümüzün önemli bir dalı olduğunu düşündüğümüzden
hakkında ayrıntılı araştırmalar yapmaya karar verdik. Araştırmalar yaptığımız
süre içerisinde ulaşabildiğimiz bütün kilimleri incelemeye çalıştık.
Ordu ve yöresinde kilim dokumacılığı tarihinin ne kadar eskiye gittiği konusu
hakkında kesin bir tarih vermek şimdilik imkânsızdır. Şimdiye kadar bu konudan
doğrudan bahseden bir kaynağa rastlanmamıştır. Fakat bazı ipuçları da yok
değildir. Daha 1455 yılında Ordu'nun pek çok köyünde Boyahaneler bulunmakta ve
bunlardan vergi alınmaktadır.12 Ayrıca bu bölgede Tarakçı adlı bir yer
bulunmaktadır.13
Bölgede kilimin yanısıra benzer şekilde düz dokuma yaygı türleri olan, fakat
kilime göre farklı tekniklerle meydana getirilen cecim ve bezayağı (Resim 1)
gibi dokumalar da mevcuttur. Ancak yörede bu tür düz dokuma yaygılar içerisinde
en çok kullanılan ve uzun süredir değerini kaybetmeden otantik özelliklerini
koruyan kilim olmuştur diyebiliriz. Yörede daha çok yaygı amaçlı değerlendirilen
kilimler; seccade, divan (sedir/makat), yolluk, duvar kilimi gibi gruplara
ayrılırlar. Kullanım amacı ve yaygınlığı bakımından bunlardan birisi, belki de
en önemlisi, seccade kilimlerdir.
Seccade kilimler; Gülyalı, Kabadüz, Ulubey , Ordu merkez ilçe ve köyleri ile
Perşembe ilçesinin doğu kısımlarında tespit edilmiştir. Yaptığımız incelemelerde
bu tür kilimlerin dokuması, bölgeye sınır olan Giresun'a doğru uzayıp
gitmektedir.
Son otuz yıla kadar bu bölgede seccade kilim dokuma geleneği pek zengin imiş.
Hemen her köyde dört haneden birinde seccade kilim dokuyabilen hanımlar var
imiş. Günümüzde sayıları çok azalmıştır. Geleneğin sona erdiğini söylemek bile
mümkündür.
İncelediğimiz bu tür kilimlerden toplam seksen üç adet tespit edilmiştir.
Bunların hepsinin bir makalede ele alınmasına imkân olmadığı için motif, desen
ve kompozisyon düzenlemesi bakımından orijinal görülen altı tanesine yer
verilmiştir. İncelediğimiz kilimlerin tamamı, Ordu yöresinde alan araştırması
sırasında Necati DEMİR tarafından elde edilmiş olup, şahsî koleksiyonunda
bulunmaktadır.
Örnek Kilimler
1
Fotoğraf: 2, 3, 4, 5.
Cinsi: Duvar kilimi. Boyutları: 160 X 190 cm. Bordür boyutları: Kısa kenar suyu
6 cm. Uygulanan teknik: İlikli kilim tekniği ile dokunmuştur. Dokuma kalitesi:
24 X 120 /dm. Kullanılan boya: Anilin ve kahverengi kısımlar doğal bayadır.
Malzeme (çözgü/atkı): Yün. Kullanılan renkler: Kırmızı, mor, sarı, pembe,
kahverengi, turuncu, beyaz.
Bordür kuşağına yer verilmeyen kilimin ortasında yeşil zeminli, göbek formlu bir
dikdörtgen pano bulunmaktadır. Pano içerisinde karşılıklı simetrik vaziyette ve
değişik renklerde işlenmiş olan ve özellikle Sivas-Şarkışla yöresinde çavuş diye
adlandırılan motifler yer almaktadır.14 Bu panoyu, dört kenarından doğal
kahverengi zemin üzerine işlenmiş olan kurtağzı/kurtizi motiflerinin bir zincir
şeklinde dizayn edildiği, bordür formlu daha geniş bir kuşak kuşatmaktadır.
Zemin kompozisyonu, en dıştan kırmızı zeminli bir kuşak sarmaktadır. Bu kuşak
değişik renklerle işlenmiş saçbağı motifiyle bezenmiştir. Kuşağın uzun
kenarındaki 20 X 5 cm.lik bir alan kabaca örülmek suretiyle onarılmıştır.
Renk abrajının özellikle natüral kısımlarda kendisini daha fazla hissettirdiği
görülmektedir. Kilimin kısa kenarlarında yer alan bir sıra kenar suyu üzerinde
beyaz ve mor renklerden meydana getirilen yatay kısa şeritlere, atlamalı stilde
yer verilmiştir. Uzun kenarlarda yer alan saçaklar; Sivas, Erzurum, Kars, Van,
Hakkari, Kırım, Kafkasya gibi değişik bölge ve yörelerde sıkça görülmektedir.15
Bu saçaklar, Orta Asya kültürünün bir yansıması olarak atkuyruğu şeklinde
örülerek düğümlenmiştir.
2
Fotoğraf: 6,7.
Cinsi: Duvar kilimi. Boyutları: 150 X195. Bordür boyutları: Bordür kuşağına yer
verilmemiştir. Uygulanan teknik: İlikli kilim tekniği ile dokunmuştur. Dokuma
kalitesi: 23 X170/dm. Kullanılan boya: Tabiî boya ve (çok az yerde) anilin boya
kullanılmıştır. Malzeme (çözgü/atkı): Yün. Kullanılan renkler: Kırmızı, turuncu,
siyah, beyaz, kahverengi, yeşil, gri, pembe.
Bordür kuşağına yer verilmeyen kilimin zemin rengi abrajlı bir görünüm
sergilemektedir. Zemin üzerinde simetrik bir düzenlemeye tâbi tutulmayan on altı
adet altıgen geometrik motife yer verilmiştir. Bu ana motifler, kısa kenarlarda
sonsuzluk prensibine uygun olarak yarım vaziyette işlenmiştir. Altıgen
motiflerin meydana getirdiği bu kompozisyon düzenlemesi, özellikle
Sivas-Şarkışla, Gürün, Kangal yörelerindeki Sandıklı kilim;16 Yozgat-Akdağmadeni
yöresi Toplu kilim ve Namazla kilim; 17 Kırşehir-Akpınar yöresi Yanlama
kilim"lerinde18 olduğu gibi Anadolu'nun birçok yöresinde sevilerek
uygulanmıştır.
Kilim, desen düzenlemesi dışında motif yönünden oldukça sade sayılabilir.
Zeminin tam ortasındaki 20 X 22 cm.lik bir alan yırtılmak suretiyle kopmuştur,
kısa kenarlarda yer alan saçaklar örülmemiş, bazı kısımlar ise gelişi-güzel
kesilmek suretiyle serbest bırakılmıştır.
3
Fotoğraf: 8,9,10,11.
Cinsi: Seccade kilim. Boyutları: 147 X 185 cm. Bordür boyutları: Kısa kenarı
1:15 cm., kısa 2:10 cm.; uzun 1:20 cm., uzun 2:12,5 cm. Uygulanan teknik: Dış
bordür üzerindeki motifler iliksiz, diğer bütün yüzeyler ise ilikli kilim
tekniği ile dokunmuştur. Dokuma kalitesi: 30 x 208/dm. Kullanılan boya: Anilin
ve tabiî boya birlikte kullanılmıştır. Malzeme (çözgü/atkı): Yün. Kullanılan
renkler: Kırmızı, turuncu, sarı, pembe, yeşil, mor, beyaz, bordo.
Kilimin zemininde yeşil renkli dikdörtgen bir pano yer almaktadır. Uzun
kenarları çift kademeli tarak motifiyle sınırlandırılmıştır. Bu panonun
merkezinde ana motif olarak işlenen hayat ağacının eski Türk inanç sistemi olan
Şamanizme göre evrenin merkezini, ölüm, ölümden sonraki hayat, ruh, ölümsüzlük
gibi manevî hayatı sembolize ettiği bilinmektedir. Bu motif, dokumaların yanı
sıra mimarî yapılarda ve mezar taşlarında (özellikle şahide kısmında) da
görülmektedir. İslâmiyet öncesi dönemden günümüze kadar gelenekli olarak Türk
süsleme sanatında kullanılmıştır. Genellikle kuşlar ve kartallarla birlikte
tasvir edilen bu motif, Selçuklu ve Beylikler döneminde cennet anlamı da
kazanmıştır. Bu dönemlerden kalma giyişi ve bezemelerin yanı sıra mimarî
eserlerde, çini ve taş gibi plastik sanatlarda sıkça rastlanmaktadır. Osmanlı
sanat eserlerinde de görülen hayat ağacı, daha çok halk sanatlarına özgü bir
bezeme öğesi olarak varlığını sürdürmüştür. Günümüzde ise halı, kilim gibi
dokuma ürünlerinde görülmektedir.19 Hayat ağacı motifi; Afyon-Sandıklı,20
Balıkesir,21 Uşak-Eşme,22 Erzurum,23 Yozgat-Çekerek,24 Kars ve Sivas25 gibi
yörelerin ana motiflerindendir. Türklerin yaşadığı diğer coğrafyalarda ve
Anadolu'nun pek çok yöresinde, özellikle seccade kilimlerde, mevcut
kompozisyonların değişmeyen motifi olarak karşımıza çıkmaktadır.
Kilimin zeminindeki bu motifin karşılıklı dallarında birer elibelinde motifi
simetrik olarak işlenmiştir. Üzerindeki 60 cm.lik bir alan uzun kenarlar
istikametinde yırtılmış ve kabaca örülerek onarılmıştır. Renk abrajının
kendisini fazlasıyla hissettirdiği zeminin diğer yüzey boşlukları, simetrik
dolgu motifleriyle bezenmiştir.
Kenarlarda, zemin kompozisyonunu dört taraftan kuşatan ve uzun kenarlarda bir
zincir şeklinde düzenlenmiş tarak motifiyle sınırlandırılmış iki sıra bordür
kuşağı yer almaktadır. Bu bordür, bordo ve kırmızı abrajlı bir zemine sahiptir.
Zeminin üzerinde küçük ebatlı altıgenler içerisinde değişik renklerde işlenmiş
kurtağzı/kurtizi motiflerine yer verilmiştir. Daha dar tutulmuş olan beyaz
zeminli ikinci bordur kuşağı ise yine değişik renklerde işlenmiş olan bal peteği
formlu geometrik motiflerle bezenmiştir.
4
Fotoğraf: 12,13,14,15.
Cinsi: Seccade kilim. Boyutları; 131 X 184 cm. Bordür boyutları: Kısa kenarı
1:26 cm., kısa 2:10 cm.; uzun 1:21 cm., uzun 2:15 cm. Uygulanan teknik: İlikli
kilim tekniği ile dokunmuştur. Dokuma kalitesi: 29 X 164/dm. Kullanılan boya:
Tabiî boya. Malzeme (çözgü/atkı): Yün. Kullanılan renkler: Kırmızı, turuncu,
yeşil, pembe, mor, beyaz.
Kilim, üç nolu örnekle renk, motif ve kompozisyon düzenlemesi bakımından büyük
benzerlik göstermektedir. Bu kilimin merkezinde de yeşil zeminli dikdörtgen bir
pano bulunmaktadır. Bu panonun ortasında ana motif olarak stilize hayat ağacı
yer almaktadır. Dallarına sırtsırta ve karşılıklı simetrik şekilde şematik kuş
figürleri işlenmiştir. Panonun diğer zemin yüzeyleri tamamen bezemesiz olup,
herhangi bir dolgu motifine yer verilmemiştir.
Kenarlarda zemin kompozisyonunu dört taraftan kuşatan iki bordür sırası
mevcuttur. Kırmızı zeminli birinci bordür değişik renklerde ele alınmış
çatalçıltık, ikinci bordür kuşağı ise nazarlık amaçlı ve eşkenar dörtgen formlu
göz motifleriyle bezenmiştir. Bir uzun kenar ile kısa kenarın kesişme noktasına
yakın yerlerdeki bazı alanlar, delinme ve aşınma sonucu küçük ebatlarda
kopmuştur.
Önceki örneklerde olduğu gibi renk abrajının kendisini fazlasıyla hissettirdiği
kilimin kısa kenarlarında yer alan saçaklar, çoğunlukla serbest bırakılmıştır.
Aralardaki bazı kısımlar ise itinalı bir saç örgüsü şeklinde örülmüştür.
5
Fotoğraf: 16, 17.
Cinsi: Seccade kilim. Boyutları: 151 X 166 cm. Bordür boyutları: Kısa kenar 1:11
cm., kısa 1:14 cm.; uzun 1:18, uzun 2:14. Uygulanan teknik: İlikli kilim ve (çok
az yerde) iliksiz kilim tekniği birlikte uygulanmıştır. Dokuma kalitesi: 40 X
210/dm. Kullanılan boya: Tabiî boya ve (çok az yerde) anilin boya
kullanılmıştır. Malzeme (çözgü/atkı): Yün. Kullanılan renkler: Vişne çürüğü,
pembe, fıstık yeşili, hâkî, mavi, sarı, beyaz, kahverengi, gri.
Kilimin zemininde mihrap formunda düzenlenmiş vişne çürüğü renkli bir bölüm
bulunmaktadır. Mihrabın kenarları çengel, tepedeki birleşme kısmı ise eşkenar
dörtgen motifleriyle taçlandırılmıştır. Mihrabın ortasında ana motif olarak ele
alınmış stilize hayat ağacı motifi, 3 nolu örnek ile benzerlik göstermektedir.
Türklerin yaşadığı coğrafyalarda genel olarak karşımıza çıkan stilize hayat
ağacı, bu kilimde de yer almaktadır. Motif ve uygulanan desen anlayışı,
özellikle Sivas-Zara yöresine ait seccade kilim örnekleriyle büyük benzerlik arz
etmektedir. Anılan yörede kandil olarak isimlendirilen bu motif,26 incelediğimiz
kilimde de görülmektedir. Kandil motifinin Türk kültüründe günahsızlık,
temizlik, sadelik, yol göstericilik, ışık, saflık, ahiret gibi manevî inanç ve
duyguları sembolize ettiği bilinmektedir. Dokumaların yanı sıra çini, mimarî ve
özellikle de mezar taşlarında fazlasıyla kullanılmış olması bu ihtimali daha da
kuvvetlendirmektedir. Mihrabın fıstık yeşili renkli alınlık kısmında birer
nazarlık amaçlı muska motifi simetrik olarak işlenmiştir. Renk abrajnın hakim
olduğu bu alınlıkta ve mihrap kısmının diğer yüzey boşluklarında dolgu
motiflerine yer verilmemiştir.
Zemin kompozisyonunu çepeçevre saran birinci bordür kuşağının abrajlı, vişne
çürüğü renkli zemini üzerine değişik renklerde yıldız motifleri işlenmiştir.
Kahverengi zeminli ikinci bordür kuşağında ise yine değişik renklerde işlenmiş
altıgen geometrik motifler yer almaktadır. Bu formların içleri nazarlık ve muska
amaçlı dikmeli susma motifleriyle bezenmiştir. Saçakların bulunduğu kısa
kenarlardan birisi üzerinde 10 cm/den 22 cm/ye varan yırtıklar mevcuttur. Ayrıca
saçakların uçları yer yer kopmuş ve kesilmiştir
6
Fotoğraf: 18, 19.
Cinsi: Seccade kilim. Boyutları: 179 X 204 cm. Bordür boyutları: Kısa kenarı 1:9
cm., kısa 2:11 cm., kısa 3:7 cm.; uzun 1:11., uzun 2:12. Uygulanan teknik:
İlikli kilim tekniği ile dokunmuştur. Dokuma kalitesi: 28 X 228/dm. Kullanılan
boya: Anilin boya. Malzeme (çözgü/atkı): Yün. Kullanılan renkler; Kırmızı, sarı,
yeşil, pembe, lacivert, siyah, turuncu, mavi, açık sarı.
Kilimin desen düzenlemesini, sarı zemin üzerine bal peteği formlu geometrik
motiflerin işlendiği bir bandın böldüğü iki pano meydana getirmektedir. Yeşil
zeminli bu panolar üzerinde kırmızı zeminli ve mihrap şeklinde ele alınmış ana
motifler yer almaktadır. Bu motiflerin merkezinde eşkenar dörtgenlerin iç içe
kademeli işlenmesiyle elde edilen nazar ve muska amaçlı göz motifleri
bulunmaktadır. En dıştaki eşkenar dörtgen motifinin üst kısmı da aynı motifle
taçlandırılmışım Birbirlerinin simetriği olarak işlenen bu ana motiflerin
dışındaki diğer yüzey boşlukları, Anadolu'nun hemen her yöresinde sıkça görülen
elibelinde ve çengel motifleriyle süslenmiştir.
Zemin kompozisyonunu dört taraftan kuşatan dış bordürde kırmızı zemin üzerine
değişik renklerde kurtağzı/kurtizi motifleri işlenmiştir. Sarı zeminli iç
bordürde ise yine aynı renk zenginliğiyle ele alınmış bal peteği motiflerine yer
verilmiştir. Uzun kenar bordürleri birbirinden ve zemin kompozisyonundan bir
zincir şeklinde düzenlenmiş tarak motifleriyle ayrılmıştır.
Değerlendirme
Türklerin kilim dokuma geleneğinin eskilere dayandığı bilinmektedir. Fakat
günümüzdeki bilimsel araştırma sonuçlarına bakıldığında, tarihi bilinen
Anadolu-Türk kilimlerinin en eskisi XVI. yüzyıla dayanmaktadır. Bu durum çeşitli
sebeplerle beraber, malzemenin dayanıksızlığına bağlanmaktadır. XVI. yüzyıl
öncesi kilimleri hakkında yazılı kaynaklarda çeşitli bilgiler bulunmaktadır.
Fakat düzenli bilgiler XVII. yüzyıl sonlarından itibaren günümüze ulaşan kilim
örnekleriyle birlikte ortaya çıkmaya başlamıştır.
Ordu ili ve yöresinde coğrafî yapıyla bağlantılı olarak tarihin her devresinde
büyük ölçüde küçük baş hayvancılık ve yün üretimi mevcut olmuştur. Bu sebeple,
yüne dayalı el sanatlarında, özellikle havlu ve düz dokuma yaygılarda büyük bir
zenginlik ve çeşitlik göze çarpmaktadır. Ancak bu tür dokuma yaygılar içerisinde
en çok dokunan, değerini pek kaybetmeyen ve gelenekli özelliklerini koruyan
kilimler olmuştur, diyebiliriz. Kilimlerin ham madde elyafının neredeyse
tamamına yakın bir kısmı her dönemde yündür. Kilim dokuma, zaman içerisinde
yörenin önemli bir sanat kolu olmuştur. Yörede gelişme gösteren birçok el
sanatının yanında ayrı bir özelliğe büründüğünü tespit etmek zor değildir.
Kilim, evlerde ve camilerde dekoratif eşya olarak yerini alır. Halıya oranla
daha çok kullanılan ve üretilen bir yaygıdır. Ordu yöresindeki sanat değerinin
keşfinin geç kalması, yeterli ilmî araştırmalar yapılmamasından kaynaklanıyor
görünmektedir. Ayrıca önemli malzemelerin gizli tutulması anlayışı ve çeyiz
amaçlı dokunması diğer sebepler olarak ilâve edilebilir.
Çalışmamızın konusunu teşkil eden örneklerde görüldüğü gibi renklerin ham
maddesi olarak genellikle tabiî boyalar kullanılmıştır. Ancak zaman içerisinde
tabiî boyaların kullanımı azalmış, hatta yok denecek dereceye gelmiştir. Bazı
renklerin elde edildiği bitkiler bilinmektedir. Fakat zahmetli olmasından dolayı
kullanımı son derece azalmıştır. Günümüzde tamamen ticarî amaçlar doğrultusunda
hareket edildiği için daha kolay elde edilen analin (sentetik) boyalar
kullanılmaktadır.
Ordu yöresi ve genelde Karadeniz Bölgesi insanı buraya gelip yerleşirken Türk
kültürünü de beraberinde getirmiştir. Ayrıca, coğrafî konumu bakımından önemli
ticaret yollarını bünyesinde bulundurmaktadır. Yani Anadolu'nun bazı
bölgelerinin ticaretine açık olmuştur. Bu özelliklerinden dolayı Türklerin genel
kilim dokuma geleneğinden uzak kalmamıştır. Bazı özellikler bakımından Tokat,
Amasya, Sivas, Yozgat, Kayseri, Konya, Kahramanmaraş, Kırşehir, Balıkesir,
Çankırı yöreleri Türkmen kilim dokuma geleneği ile benzerlik gösterir. Hatta
ipliğin hazırlanmasından dokuma tekniğine, renk, motif, desen düzenlemesinden
dokuma geleneğine kadar pek çok özellik İran, Irak, Suriye, Balkanlar,
Türkistan, Kafkasya gibi Türklerin yaşadığı coğrafyalarla paralellik gösterir.
Bunu Türk hakimiyetine ve Türk kültürünün mükemmeliyetinden dolayı yayılma
eğilimine bağlamak doğru olabilir, Ayrıca, Türkler arasındaki millî geleneklerin
kuşaktan kuşağa geçişini gözden uzak tutmamak gerekmektedir. Uzak bölgelerde
bile kültür birliğinin günümüze yansıması, bunu açıkça ortaya koymaya
yetmektedir.
Bunlarla birlikte yakın bölgelerde yaşayan insanların devam eden kültüre
katkıları da hemen göze çarpmaktadır. Nitekim tespit ettiğimiz bazı motif desen
ve kompozisyon düzenlemelerinin, şimdilik, başka bölgelerde tespit edilememesi,
araştırma sahamızın bir orijinalliği sayılabilir. Bu orijinallik, bölgeye
ağırlıklı bir şekilde yerleşen Çepnilerin Türk dokuma sanatına yaptıkları
katkılar olarak değerlendirilebilir.
NECATİ DEMİR*
METİN YERLİ**
DİPNOTLAR
* Yard. Doç. Dr., Cumhuriyet Üniversitesi Eğitim Fakültesi öğretim Üyesi-Sivas.
**Dr., Cumhuriyet Üniversitesi Güzel Sanatlar Bölümü-Sivas.
1 Steven Runcıman, Haçlı Seferleri Tarihi, cilt II, (Çeviren: Fikret Işiltan),
TTK Yay., Ankara 1992,s.l7.
2 Zeynep Korkmaz, Bartın ve Yöresi Ağızları, TDK Yay., Ankara 1984, s. 3.
3 Salim Cöhçe, "Doğu Karadeniz Bölgesinin Türkleşmesinde Kapçakların Rolü",
Birinci Tarih Soyunca Karadeniz Kongresi Bildirileri, Ondokuz Mayıs Üniversitesi
Eğitim Fakültesi Yay.,Samsun 1988, s. 477- 483.
4 Necati Demir, "Dânişmend Gâzî ve Şehadeti", Tarih ve Medeniyet, sayı 34, Ocak
1997, s. 24-27.
5 Dânişmedlilerin Türk vatanına ilâve ettiği bölgelerde yer ismi olarak Oğuz
boylarının tamamına yakınının bulunması, bunun bir delili olsa gerektir (Bkz.
Faruk Sümer, Oğuzlar, İstanbul 1992; Tuncer Gülensoy, "24 Oğuz Boyunun
Anadoludaki İzleri", Türk Halkbilim Araştırmaları Yıllığı 1977, s. 73-98).
6 Faruk Sümer, Oğuzlar, s. 317.
7 Faruk Sümer, "Çepniler -III-", Türk Dünyası Tarih Dergisi, sayı 57, Eylül
1991, s. 5-18.
8 Bahaeddin Yediyıldız, Ordu Kazası Sosyal Tarihi, Kültür ve Turizm Bakanlığı
Yay., Ankara 1985, s. 43.
9 Bahaeddin Yediyıldız-Ünal Üstün, Ordu Yöresi Tarihinin Kaynakları I, TTK Yay,,
Ankara 1992, s. 16-398.
10 Faruk Sümer, Oğuzlar, s. 242.
11 Bahaeddin Yediyıldız-Ünal Üstün, a.g.e, s. 619.
12 Bahaeddin Yediyıldız, Ordu Kazası, s. 109.
13 Bahaeddin Yediyıldız, a.g.e., s. 41
14 Emin Kuzucular, "Şarkışla'da Kilim ve Kilimcilik", Sivas Folkloru, sayı 48,
Sivas 1977, s. 20.
15 Metin Yerli, Sivas Etnografya Müzesinde Bulunan Yöresel Kilimler, Yüzüncü Yıl
Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü (Basılmamış Doktora Tezi), Van 1999, s.
202-209.
16 Metin Yerli. a.g.t., s. 200-211.
17 Bekir Deniz, "Yöresel özellikleriyle Yozgat Kilimleri", Arkeoloji-Sanat
Tarihi Dergisi, sayı 5, İzmir 1990, Levha: VI-VII, Fotoğraf: 4-6
18 Recai Karahan, "Kırşehir Kilimlerinin Dünü, Bugünü", Türkiye'de El Sanatları
Geleneği ve Çağdaş Sanatlar İçindeki Yeri Sempozyumu Bildirileri, Ankara 1997,
s. 78.
19 Metin Sözen-Uğur Tanyeli, Sanat Kavramları ve Terimleri Sözlüğü, Remzi
Kitabevi Yay.,Ankara 1994, s. 102; Neriman Görgünay Kırzıoğlu, Altaylardan
Tunabayuna Türk Dünyasında Ortak Motifler, Türksoy Yay., Ankara 1995, s. 159.
20 Musa Seyirci, "Sandıklı-Arızlı Köyünde Dokunan Hayat Ağaçlı Kilimler", Kültür
ve Sanat,sayı 30, Ankara 1996, s. 5.
21 Belkıs Acar, "Balıkesir Yüncü Yörükleri", Sanat Dünyamız, sayı 18, İstanbul
1980,s.27.
22 Neriman Görgünay Kırzıoğlu, Eşme Kilimleri, Atatürk Kültür Merkezi Yay.,
Ankara 1994,s. 96.
23 Ayşen Akdoğan, "Doğu Yöresi Kilimleri", Sanat Dünyamız, sayı 35, istanbul
1986, s. 31.
24 Bekir Deniz, a.g.m.
25 Metin Yerli, a.g.t., s. 73, 143, 211.
26 Fahrettin-Naciye Kayıpmaz, "Sivas Kilim Seccadeleri", Türk Etnografya
Dergisi, sayı XIX, Ankara 1991, s. 119.
|