|
BELGELERLE MESUDİYE TÜRK TARİHİ
Hacıemiroğulları Beyliği Zamanında Mesudiye
Anadolu Selçuklu Devleti XIV. yüzyılın başlarında yıkılmış, 1335 yılında Moğol-İlhanlı devrinin de sona ermesiyle Anadolu Beylikleri dönemi başlamıştır.
İşte bu beyliklerden biri de Hacıemiroğulları Beyliği'dir. Tokat’ın kuzeyi ile Mesudiye, Ordu, Giresun, Samsun’un doğusu ve Trabzon’un batısında hüküm sürmüş, Orta Karadeniz Bölgesi’nin Türkleşmesini ve İslamlaşmasını sağlamış bir beyliktir.[21]
Her ne kadar modern tarihçilerin bu bölgeyi Hacıemiroğulları Beyliği diye isimlendirmişlerse de[22] hüküm sürdükleri topraklar, Osmanlı belgelerinde “Vilâyet-i Bayramlu” olarak geçmektedir.[23] Bunun sebebi de, bu toprakların gaza yoluyla Hacı Emir’in babası Bayram Bey tarafından alınmış olmasıdır. O’nun ismi ilk olarak Trabzon kilise tarihçisi Panaretos’un Vekayinâmesi’nde geçmektedir.[24] Bu eserdeki bilgiye göre, Bayram Bey 1313 yılında bir sergiyi[25] basmıştır.
XIV. yüzyılın ilk çeyreğinde de Bayram Bey, Trabzon Krallığı üzerindeki baskısını iyice artırmıştır. Panaretos Bayram Bey’in 1322 yılında Maçka'ya bağlı Hamsiköy’e büyük bir ordu getirdiğini, çatışmalarda çok Türk’ün katledildiğini, çok sayıda Türk atının ganimet olarak alındığını kaydetmektedir.[26] Bayram Bey’in bu tür baskınları, O'nun bir uç beyi olduğunu ortaya koymaktadır. Osmanlılar bu hizmetlerinden dolayı Hacıemiroğulları’nın hükümran olduğu topraklara Vilayet-i Bayramlu demişlerdir.
Orta Karadeniz Bölgesi’nde Niksar merkezli Tacettinoğulları ile Mesudiye (Milas) Kaleköy’de[27] teşkilatlanan Hacıemiroğulları Çepni Türkmenleridir.[28]
Çepniler Türkiye Türklerinin ataları olan Oğuzlar’ın 24 boyundan biridir. Çepniler’den söz eden en eski kaynak, Kaşgarlı Mahmud’un Divanü Lügati’t-Türk (Türk Lehçeleri Sözlüğü) isimli eserdir.[29]
Çepniler, Oğuz Han’ın oğullarından Gök Han’ın dört oğlundan biri olan “Çepni” nin neslinden türemişlerdir. Reşidüddin’e göre Çepni kelimesi, “Yağı (düşman) olan her yerde durmayıp savaşan” manasını taşımaktadır.[30] Çepnilerin ongunu (arması) Reşideddin ve Yazıcıoğlu’na göre “sungur” dur.[31]
XIII. yüz yılda yaşamış olan Hacı Bektâş-ı Velî’nin, Kırşehir’in Suluca Karahöyük (bugünkü Hacı Bektaş ilçesi)'e gelip yerleştiğinde, burada ve çevresinde Çepniler ikamet etmekteydi.[32]
Hacı Bektaşî’nin halifelerinden Sarı Saltuk’un (M.1263-64) maiyeti olarak Anadolu’dan Dobruca’ya giden, daha sonra Anadolu’ya geri dönen Türkmenlerin içinde Çepniler çoğunluktaydı.[33] A. Zeki Velidi Togan bugün İzmir ve Balıkesir çevresinde bulunan Çepnilerin, Kırım ve Dobruca’dan geri gelen Çepnilerin torunları olduğunu ifade etmektedir.[34]
Trabzon Krallığı’nın Karadeniz sahilinde kontrolleri altında olan en batıdaki yer Limnia (bugünkü Samsun iline bağlı Çarşamba ilçesindeki Taşlıköy olabilir) bölgesidir. Kral III. Aleksios sırasıyla 1351, 1356, 1357, 1361 ve 1369 yıllarında Limnia bölgesine giderek buraları ellerinde tutmaya çalışmıştır. Trabzon kilise tarihçisi Panaretos 19 Aralık 1356 yılında III. Aleksios’la beraber bu bölgeye gittiklerini, Giresun’da Noel orucu tuttuklarını, Yasun Burnu’nda[35] 14 Türk’ü katlettiklerini ve orada şenlik yaptıklarını, Limnia’ya gidip geri dönmelerinin üç ay sürdüğünü kaydetmektedir.[36]
Yasun Burnu’nda katledilen 14 Türk Hacı Emir’in askerleri idi ki, intikam olarak 13 Kasım 1357’de Hacı Bayram Bey’in oğlu Hacı Emir İbrahim Bey Maçka’ya kadar gazaya giderek etrafı tahrip edip, çok sayıda insan, hayvan ve ganimet ile geri dönmüştü.[37]
Erzincan Bey’i Ahi Ayna Bey, Akkoyonlu Tur Ali Bey, Bayburt Beyi Rikabdar Mehmet Bey ve Bozdoğan Bey 29 Haziran 1348 yılında Türkmen ittifakı oluşturarak Trabzon üzerine akın düzenlemişlerdir. Bu akınların önünü almak için; Trabzon Kralı III. Aleksios kız kardeşini Akkoyunlu Beyi Tur Ali Bey’in oğlu Fahreddin Kutluğ Bey’le, eski Kral Basilious’un (1332-1340) kız kardeşi Theodora’yı da Bayram Bey’in oğlu Hacı Emir İbrahim’le evlendirmiştir.[38]
Trabzon Kralı III. Aleksios 1361 yılında damadı Hacı Emir İbrahim’i ziyarete gelmiş olup, dönüşte Hacı Emir İbrahim Bey Kral’a Giresun’a kadar refakat etmiştir.[39] Bu ziyaretin, Hacıemiroğulları Beyliği’nin merkezinde gerçekleştiği hususunda fikir birliği olmasına rağmen; Panaretos’un Halibya[40] (Ünye ve Ordu bölgesi) dediği merkezin bugünkü Ordu iline bağlı Gölköy ilçesi ve Perşembe ilçesine bağlı Bolaman olduğu zannedilse de bizce bu merkez Mesudiye ilçesine bağlı olan Kaleköy’dür. Çünkü burası daha iç kesimde ve coğrafyaya hakim bir konumdadır. Şu an Kaleköy’deki mahallelerden birinin adı Mirahur’dur. Ayrıca çevresinde Sarayderesi ve Sarayseküsü isimli eski yerleşim birimleri bulunmaktadır. İşte bu yerleşim birimlerine verilen isimler de gösteriyor ki bu köy, Hacıemiroğulları’na hükümranlık merkezi yapmış bir yerdir.[41]
Trabzon Rumları 1277 yılında denizden Sinop’a saldırıda bulundular. Bu saldırı, bölgede bulunan Çepniler tarafından püskürtülmüştür.[42] Bu savunmayı yapan Çepnilerin Hacıemiroğulları ile ilgilerinin olup olmadığı bilinmemekle beraber, daha sonraki yıllarda Ünye tarafına doğru kaydıkları ve Bayram Bey’in idaresine girdikleri tahmin edilmektedir.[43]
Hacı Emir İbrahim Bey, 1387'de ciddi bir hastalığa yakalanır. Hastalığını ileri sürerek akrabalarını ve devletinin ileri gelenlerini toplar ve emirlik makamına oturacak en uygun kişinin oğlu Süleyman olduğunu anlatarak onlara yeni Emir’i işaret eder. Geri kalan ömrünü ibadet ile geçireceğini ve Emirlik makamı için oğlu Süleyman’ın münasip olduğunu bildirir. Beyliğin ileri gelenleri bu duruma sevinerek Süleyman Bey’e bağlılıklarını bildirirler. Böylece Hacı Emir İbrahim Bey evlatlar arasındaki kavgayı engellemiş olur.
Ne var ki, Hacı Emir İbrahim Bey sağlığına kavuşunca, verdiği sözden vazgeçerek emirliği oğlundan geri almak ister. Bu durum baba oğul kavgası noktasına gelir. Baba oğul arasındaki bu mücadeleden yararlanmak isteyen komşuları Tacettinoğulları’nın, Hacıemiroğulları’na saldıracağını hisseden Süleyman Bey Kadı Burhaneddin’den (1345-1398) yardın ister.
Kadı Burhaneddin, elçisi Şeyhülislam Şeyh Yar Ali’yi ikazda bulunmak üzere elçi olarak Tacettin Bey’e gönderir. Tacettin Bey, Hacıemiroğulları’nın topraklarına saldırmama konusunda kendisine gelen elçiye söz verir. Elçi daha Sivas’a ulaşmadan 24 Ekim 1386 tarihinde Tacettin Bey Hacıemiroğulları’na 12.000 atlı ile saldırır. Süleyman Bey karşı taarruzla Tacettin Bey’i bir boğazda sıkıştırarak 500 askeriyle beraber öldürür.[44] Ordusu dağılan Tacettinoğulları büyük kayıplar vererek geri çekilmek zorunda kalırlar.
Kadı Burhaneddin, ikazlarına rağmen Hacıemiroğulları Beyliği’ne saldıran Tacettinoğulları’na: “Onların atalarından miras kalmış mülküne göz dikip düşmanlık ve kavga yolunu tutmuş, dostluk ve kardeşlik haklarını çiğnemişsin.” şeklinde bir mektup gönderir. Sonra da ordusunu alarak Tacettinoğulları Beyliği’nin başkenti olan Niksar’a gelerek burayı kendi topraklarına katar. Hacıemiroğlu Süleyman Bey yakınlarından birini göndererek Kadı Burhaneddin’e bağlılıklarını arz eder. Bunun üzerine Kadı Burhaneddin, Süleyman Bey’den gelen elçilerle İskefsir Kalesi’ni[45] alarak 1386 yılında Hacıemiroğulları Beyliği’ne bağışlar.[46]
Hacı Emir İbrahim Bey’in ismi, Tacettinoğulları’nın Hacıemiroğulları’na saldırısından sonra kaynaklarda geçmemektedir. Tacettinoğulları’nın saldırısına Süleyman Bey karşı koymuştur. Kadı Burhaneddin de kendisini muhatap kabul etmiştir. Bu da bize Süleyman Bey’in Emirliği’nin 1386 yılında kalıcı olduğunu göstermektedir.
Hacıemiroğulları Beyliği’nin en parlak dönemi Süleyman Bey zamanında olmuştur. Çünkü 1380 yılında ordusuyla Ordu sahillerini tamamen Türk vatanı haline getirmiştir.[47]
Bölgenin tamamen fethinden sonra Milas’a[48] bağlı Kaleköy’deki beylik merkezini, bugün Ordu ilinin 4 km. güneydoğu mesafesinde bulunan Eskipazar’a taşımışlardır. Adı geçen yerdeki harabeler, cami ve mezar taşları bu dönemden kalmadır. Ayrıca bu bölgede saha araştırması yapan Doç. Dr. Necati Demir Eskipazar çevresindeki arazinin bizzat beylik idarecilerine ait olduğunu ifade etmektedir.[49]
Hacıemiroğulları’nın, Karadeniz Bölgesi’nde bağımsızlıklarını ilan etmelerinden sonra ele geçirdikleri mıntıkalardan, Trabzon üzerine gazaya çıkmaları, bölgedeki Komnenos hakimiyetini epeyce zayıflatmıştı. Bu durum, Türk boylarının bu bölgeye yerleşmesinde hayati ehemmiyeti haizdi. Trabzon’a yapılan akınları önlemek için III. Aleksios; Hacı Emir İbrahim Bey’i kendisine enişte yaparak Türk akınlarını bertaraf etmişti. Bu husus, Hacıemiroğulları Beyliği’nin doğuya olacak akınlarını epeyce engellemiştir.[50]
Tacettinoğulları tehlikesini ortadan kaldıran Süleyman Bey, tekrar Trabzon tarafına yönelmişti. Trabzon Krallığı’nın en önemli şehirlerinden Giresun’u ilk defa Hacıemiroğlu Süleyman Bey 1397 yılının ilkbaharında fethetmiş[51] ve o tarihe kadar Müslümanların eline geçmeyen Giresun Kalesi’nin fethedilmesi, Süleyman Bey’in yörede itibarını oldukça artırmıştı.[52]
Süleyman Bey, bu fethi Kadı Burhaneddin’e mektupla bildirmişti. Kadı, bu haber üzerine ülkesinde nöbetler çaldırıp, şenlikler düzenlemiş ve ayrıca kendisine bir de tebrik mektubu göndermiştir.[53]
OSMANLI DÖNEMİ MESUDİYE TARİHİ
Popüler ansiklopedilerde ve hatta Mesudiye ile ilgili yayınlarda Ordu-Mesudiye bölgesinin Fatih Sultan Mehmed’in Trabzon seferi (1461) ile Osmanlı Devleti’ne dahil olduğu yazılmaktadır.[54]
Halbuki, Hacıemiroğlu Süleyman Bey, Yıldırım Bayezid’in Samsun’a gelmesiyle 1398 yılı baharında Osmanlı hakimiyetini kabul etmiştir.[55] Fakat Beylik yönetimi yine Hacıemiroğulları ailesine bırakılmıştır. Artık Osmanlı Devleti’nin himayesinde bulunan Beylik, Karadeniz’deki mücadelelerine devam etmektedir. Osmanlı Ordusu’nun 1402 yılında Ankara Savaşı’nda Timur’a yenilmesiyle Hacıemiroğulları tekrar bağımsız kalmıştır.[56]
1404 yılında deniz yoluyla Semerkand’a giderken Trabzon’a uğrayan İspanyol elçisi Clavijo’nun verdiği bilgilere göre, Orta Karadeniz Bölgesi’nde Arzamir (Hacı Emir) isimli bir Türk beyi hakimdir. Bu beyin on bin atlı askeri bulunmakta olup, Trabzon’dan vergi almaktadır.[57]
Clavijo’nun 1404 tarihinde tuttuğu kayıttan 1455 tarihine kadar olan zaman diliminde Hacıemiroğulları Beyliği hakkındaki bilgiler sınırlıdır. BOA. 13 Numaralı Tahrir Defterleri’ndeki atıflar, en azından Canik-i Bayram’ın yani takriben bugünkü Mesudiye’nin de içinde bulunduğu Ordu ve Giresun’un batı kesimlerinin Yörgüç Paşa’nın Canik harekatı sırasında (1427) Osmanlı topraklarına dahil edildiği anlaşılmaktadır.[58] Ve ilk tapu tahriri yapılmıştır. Bu tapu tahririne, yaptığımız araştırmalarda henüz ulaşamadık.
Dolayısıyla araştırıcı olmayıp, sadece yaşadıkları Mesudiye yöresine atalarının ne zaman geldiği hakkında bilgi edinmek isteyen Ordulular ve Mesudiyeliler, tercüme ansiklopedilerden edindikleri bilgilerle maalesef yanlış bilgi sahibi olmuşlardır.
Mesudiye yöresine ait bulunan ilk tapu tahrir defteri Fatih dönemine ait olup bu defter Prof. Dr. Bahaeddin Yediyıldız ve Ünal Üstün tarafından yayınlanmıştır.[59] Fatih devrinden I. Ahmed’e kadar Canik ya da Şarkî Karahisar sancaklarıyla birlikte beş tahrir yapılmıştır. Bu beş defter 1455-1613 yılları arasını kapsamaktadır.
15. yüzyıla ait iki[60], 16. yüzyıla ait iki[61] ve 17. yüzyıla ait bir tahrir defteri[62]ne ait değerlendirmeler Bahaeddin Yediyıldız tarafından 1985 yılında yapılmıştır[63]. 1642 tarihli Karahisar-ı Şarki Livası’na ait avarızhâne defteri ise tarafımızdan hazırlanmaktadır.
Osmanlı Belgelerinde Mesudiye Köyleri
Başbakanlık Osmanlı Arşivi tapu tahrir defterlerinde, Mesudiye’ye bağlı köylerin eski ve yeni isimleriyle Müslim ve gayr-i Müslim hane sayıları aşağıdaki tabloda, defterlerin tarihleri ve defter numaraları ile verilmiştir. Köylerin isimleri belgelerdeki yazılı şekliyle okunmuştur. Ayrıca, idari yapı da bölümün sonunda kronoloji olarak sunulmuştur. (Tablodaki M Müslim haneyi, G gayr-i Müslim haneyi göstermektedir.)
Köyün Adı 1455 tarihli BOA
TT.
13 1485 tarihli BOA.TT.
37 1520 tarihli BOA.TT.
387 1547 tarihli BOA.TT.
255 1613 tarihli TKA.
TD.
169
1642 tarihli BOA.
MAD
299
M G M G M G M G M G M G
Nefs-i Kal‘a[64]
Kale Köyü 22 46
Kotanı
Derinçay Köyü[65]
20 29 42 49 35 5
Mz.Taruhi[66]
2
Mz. Çeriçe[67]
Özlükent Köyü 7
Rösbene
Gülpınar Köyü 19 15 23 22 22 11
Celal Me‘a Andız
Celal Köyü 9
Ispanasa
Sarıyayla Köyü 2 3
Armudkolu 8 6 7 11 42 7
Beğseküsü 9 10 11 22 42 10
Hamzalı 6 3 6 8 29 6
Abdilü 6 10 4 25 78 4
Gergeçi
Güzelce Köyü 6 4 1 7 8 5
Erik 2
Birebir 19 23 42 69 108 18 24
Çukuralan 3 7 12 3 18 11
Zile
Beyağaç Köyü 12 7 5 37 37 19
Hatunviranı
Bayırköy Köyü 2 24 21 43 59 87 36 100
Mz.Gökçe Kinise
Mahmudiye Köyü 44
Yevelü Develü-Divalu
Yevelü Köyü 17 24 46 34
Parçı
Üçyol Beldesi 28 13 21 46 23 64
Taretyukaru[68]
12 3 9 16
Lavus
Güzle Köyü 16 8 13 17 8 24 12 1
Alan 3
Çerçi 4 11 82 7 9 4
Mirahur[69]
17 4
Karabayır 4 1 3 10 23 5
Aşıklu 7
Çavdar 12 9 2 6 12
Ortaalan
Topçam’ın Mahallesi 11 15 12 25 26 5
Hevekse nam-ı diğer Mahmudalanı[70]
4 4 3 4 2 10
Yavadı
Yeşilce Beldesi 12 9 21 47 82 36
Faldaca-i Ulya
Yukarıgökçe Köyü 30 24 42 8 35 16 16
Faldaca-i Süfla
Aşağıgökçe Köyü 1 30 20 30 28 5 58 7 13
Herközü 10 7 20 3 7
Busay
Güvenli Köyü 5 1 20 2 16
Aruk Musa
Arıkmusa Köyü 29 16 15 22 57 6
Göbeden[71]
5 2 2 2 9 2
Aşud 9 5 9 6 10 4 2
Karacaviran 15 1 1 11 15 11
Ilışar 10 3 1 13 10 28 14 13
Manil
Yardere Köyü 3 1 8 13 10 4
Maksudalanı 4
Çiftlik
Çiftlik Sarıca Köyü 1 1 1 1
Burnaz
Dayılı Köyü’nün Mahallesi 6 2 3 3 10 3 4
Sunumi
Yağmurlar Köyü 3 1 10 24 11 16 7 4
Taylı
Dayılı Köyü 10 3 2 33 23 27 14
Eskidir
Kavaklıdere Köyü 47 46 4 53 4 38 20 37 16 15
İstavri
Doğançam Köyü 23 5 29 1 7 1 4
Geldişer
Mesudiye’nin Mah. 1 1 2 18 5
Tavara
Mesudiye’nin Mah. 7 9 8 9 5 3
Fisdoru
Mesudiye’nin Mah. 3 3 1 2 10 4
İkşere
Ekşere Mesudiye’nin Mahallesi 6 2 17 5 9 5 6 5
Başağrı
Konacık Köyü 13 5 26 19 17 12 2
Göçbeğ
Göçbeyi Köyü 1 1 1 8 13 3
Şeyhlü
Şıhdere Topçam’ın Mahallesi 5
Gündoğmuş[72]
2 2 2 7 14 4
Sarıca-i İslamiyye
Müslim Sarıca Mes. Mahallesi 11 11 7 17 74 9
Sarıca-i Diğer
Kafi Sarıca Köyü 3 1 1 20 2
Gıcı
Güneyce Köyü 3 5 8 11 7
Arpaalanı 25 15 4 26 21 18
Yasdura
Yeşilçit Köyü 2 48 2 28 3 42 52 69 8 18
Balıklı 4 4 3 2 6
Musalu 9 1 11 16 83 15
Yavşan 26 4 47 11 99 12 42
Enekalanı
İnalan Topçam’ın Mahallesi 8 13 16 23 28 2
Herise
Çaltepe Köyü 45 32 55 77 16 65 18 3
Mismilon
Beşbıyık Köyü 1 20 20 40 7 36 7 27
Öğrek[73]
Çaylı Köyü 11
Karamerek
Yuvalı Köyü 7 4
Çorak[74]
Sarıkaya Köyü 1 1 10 31 6 9
Karıca 6 14 23 11 6 5
Bayraklı 1 17 28 32 7 39 21 22
Keykuş
Güneyce Köyü 8 10 33 17 21 8
Fiyaz
Dursunlu Köyü 8 5 10 16 15 9
Avnaşa[75]
14 18 19 21 35 4
Türkköyü 4 1 10 10 4 4 18
Esedlü
Esatlı Köyü 27 15 8 28 26 5 2
Ortaviran
Çavdar’ın Mah. 13 12 14 23 1
Bağçeköy[76]
5 12 3 1
Gebeme
Topçam Beldesi 3 2 4 8 43 9
Kışlacık 1 4 1 15 9
Toplam 4
7
8 3
5
2 3
6
0 2
2
4 5
1
7 3
2
6 8
3
4 4
4
7 1
5
9
1 6
6
1 9
1
0 1
7
2
Toplam Yekün 830 854 843 1281 2251 1082
Belgelere dayanarak verdiğimiz bu tabloda görüleceği gibi gayr-i müslim nüfusunun, Müslim nüfusa oranı çok düşüktür. Şu gerçek herkes tarafından iyi bilinmelidir ki Mesudiye ve Ordu yöresi Türkler tarafından fethedildikten sonra gayr-i müslimlerin sayısı çok azdı. Ve hiç bir zaman bugünkü Ordu İli sınırlarında % 10 nispetini aşamadığı gibi bir kaç istisna hariç Müslümanlaşıp Türkleşmedikleri, Türk müsamahası sayesinde varlıklarını son yüzyıla kadar sürdürdüklerini bütün tarihçiler ittifakla kabul etmektedir. Rumların, Osmanlı Devleti’nin zayıflamasıyla ve dış güçlerin desteğiyle bu bölgede nüfuslarını artırma ve devlet kurma hayalleri, hiç bir gerçeğe dayanmadığı için sonuç vermediği, ve neticede bu toprakları gerçek sahiplerine terk etmek zorunda kaldıkları açıkça ortadadır.
Osmanlı Devleti’nin engin hoşgörüsü sayesinde bu bölgedeki Rumlar rahat bir hayat sürdüler. Ve kesinlikle dini hayatlarına karışılmayan bu insanlar demokratik haklarını kullanarak din değişikliğine de kesinlikle gitmemişlerdir.
Mesudiye topraklarında yaşayan Hristiyanların bir kısmı, Bizans döneminde Türklere karşı sınırları korumak için Bizanslılar tarafından Balkanlardan getirilen askerlerdi. 17. yüzyıla ait Başbakanlık Osmanlı Arşivi’ndeki Maliyeden Müdevver Defterleri Tasnifi’nin 299 numarada kayıtlı avarız defterinde yaptığımız incelemede bu bölgedeki gayr-i müslimlerden bir kısmının ismi Türk ismidir. İşte sınırlara yerleştirilen bu askerlerin büyük bir bölümü Kıpçak, Peçenek, Uz ve Koman Türkü’dür. Bu Türk olan gayr-i müslimlerden bazılarının ismi Gündoğdu, Çalabverdi, Tenriverdi, Hakverdi, Bünyad vs.dir.[77]
Hacıemiroğulları’nın Mesudiye yöresini fethiyle birlikte bu bölgeye Oğuzlar’ın Çepni, Döğer, Eymür, Karkın, Ala-yuntlu, Bayındır ve İğdir boyları yerleşmişlerdir.[78] Şu an bu coğrafyada yaşayan insanlar, buraların Türkleşmesini ve İslamlaşmasını sağlayan şehitlerin ve gazilerin torunlarıdır. Kanlarıyla suladıkları bu aziz toprakları bugün üzerinde yaşayan torunlarına bırakmışlardır. Dolayısıyla bu bölge insanının büyük bir çoğunluğu Oğuzların Çepni Boyu’ndan olmakla beraber yukarıda zikredilen boyların torunları da mevcut olabilir. Çünkü Hacıemiroğlu Beyliği askerlerinin arasında diğer boylara mensup insanlar da mevcuttu. Ama genel kanaat Çepni olduğu yönündedir.
Türkiye Türkleri’nin ataları olan Oğuzlar’ın 24 boyundan biri olan Çepniler; Oğuzlar’ın Üç Ok Kolu’ndan olup Gökhan’ın dört oğlundan birinin ismi Çepni’dir. Gökhan’ın diğer üç oğlu ise Bayındır, Peçenek ve Çavuldur’dur. Ongunları (arma) Sungur‘dur. Çepni kelime olarak “Nerede düşmanı görürse hemen savaşır.” anlamına gelmektedir.[79]
|