www.emirogullari.forumkurdu.net

EMİROĞULLARI
EMİROĞULLARI BEYLİĞİ
EMİROĞULLARI BEŞERİ DAĞILIMI
EMİROĞLU İLETİŞİM
AİLEDEN BEYLİĞE BEYLİKTEN SÜRGÜNE
EMİROĞULLARI TARİHİ
ANADOLU SELÇUKLULARI VE EMİROĞULLARI
ORDU İLİ BÖLGE TARİHİ
DANİŞMENDLİLER VE DANİŞMEND GAZİ
DANİŞMENDLİLER TARİHİ ESERLER
ÇEPNİLER VE KARADENİZ
ÇEPNİ TÜRK TARİHİ
ÇEPNİ KİLİMLERİ
OSMANLI HAKİMİYETİNE KADAR DOĞU KARADENİZDE TÜRKLER
TRABZON TARİHİ
TRABZON VE GÜMÜŞHANE ÇEPNİ TARİHİ
EMİROĞULLARI VE KARADENİZ
CANİK VE TARİHİ ALT YAPISI
HACIEMİROĞULLARI BEYLİĞİ ZAMANINDA MESUDİYE
MESUDİYE TARİHİ ve EMİROĞULLARI
REŞADİYE TARİHİ VE EMİROĞULLARI
ŞEBİNKARAHİSAR TARİHİ VE EMİROĞULLARI
TARİHİ HAMAM Emiroğulları
SELİMİYE CAMİİ ORDU
ESİPAZAR CAMİİ EMİROĞULLARI
EMİROĞULLARI BEYLİK KALESİ MESUDİYE
GENÇAĞA KALESİ
ÜNYE ve TÜRK TARİHİ
ORDU VE GİRESUN AĞIZLARI ÜZERİNE
Emiroğlu Rıza paşa ve oğlu Sureyya Paşa
EMİROĞLU İPSİZ RECEP ve İSTİKLAL SAVAŞI
EMİROĞLU TABYASI & ARDAHAN SAVAŞI 1877
TRABZON ve OSMANLILAR
AİLE ALBÜMÜ
MİSYON VE VİZYON
ÖNCELİKLİ HEDEFLER
LİNKLERİMİZ
SOSYAL ve KÜLTÜREL DERNEK YAPILANMASI
ERMENİLER KATLİAMA DEVAM EDİYOR
PONTUS SOYKIRIMI İDDİALARI VE TÜRKİYE
TARİHTEN VE DOĞADAN ESİNTİLER
HORASAN ERENİ MEHMET EMİROĞLU
ŞEHİTLERİMİZ

MESUDİYE TARİHİ ve EMİROĞULLARI


BELGELERLE MESUDİYE TÜRK TARİHİ

OSMANLI ÖNCESİ MESUDİYE TARİHİ

Dt. Hüseyin Erdoğan
Uzm. Araş. Yaşar Celep


Türklerden Önce Mesudiye
Samsun'dan Batum'a, oradan Artvin-Bayburt'u içine alacak şekilde Köse Yaylası üzerinden Canik dağları boyunca Samsun'a ulaşan bölge, Doğu Karadeniz bölgesi diye adlandırılmaktadır.[1] Mesudiye'nin de içinde bulunduğu Orta Karadeniz Bölgesi olarak bilinen saha, Ordu’nun doğusundaki Melet çayını içine alarak, aşağı Kızılırmak Havzası'nın batısına kadar uzanır.[2] Mesudiye İlçesi 40-41 derece kuzey enlemleri ile, 37-38 derece doğu boylamları arasında bulunmaktadır.[3]
Eskiçağ Tarihi ve arkeoloji yönünden az araştırılan bölgelerden biri de Karadeniz Bölgesi'dir. Bu durumun en önemli sebebi, bölgenin dağlık bir yapıya sahip olması yanında, sahile bakan topraklarının yılın hemen dört mevsimi yeşil bitki örtüsü ile kaplı olmasıdır.[4] 13. yüzyıldan itibaren seyyah-araştırıcıların ilgi duyduğu Karadeniz Bölgesi'nde bilimsel çalışmalar 19. yüzyılda başlamıştır.
Karadeniz Bölgesi’nin uygarlık açısından en eski tarihinin M.Ö.1.000.000-100.000 yılları arasındaki Alt Paleolitik (Yontma Taş) döneminde başladığı, araştırmalar neticesinde anlaşılmıştır.[5]
Bu bölgede henüz Neolitik (Taş Devri) olabilecek bir yerleşimden söz edilememektedir. Buna karşılık Prof. Dr. Mehmet Özsait ve ekibinin bölgede yaptığı yüzey araştırmalarında Kalkotik Çağ yerleşmelerine ait bulgular elde edilmiştir. [6]
Ayrıca Ordu ilinin 114 km. güneydoğusunda yer alan, Mesudiye ilçesine bağlı Kale Köy’de[7] Prof. Dr. Mehmet Özsait başkanlığında bir ekip yüzey araştırması yapmış ve sonuçlarını da yayınlamıştır.[8]
M.Ö. II. binin ilk yarısında Anadolu'nun Kızılırmak havalisinde Hitit Krallığı'nın, M.Ö.II. binin sonlarında ise Phryg (Frigya) Devleti’nin ve Doğu Anadolu’da Urartu Devleti’nin kurulduğu bilinmektedir.
M.Ö. IX. yüzyılda Kimmerler Güney Karadeniz kıyılarına yerleşmişlerdir.[9] Daha sonra M.Ö. VII. yüzyılın ortalarına doğru Miletoslular bu bölgeye hakim olmuşlardır.
M.Ö. 750-700 tarihleri arasında Turgay bölgesinden ve Ural nehrinden geçen İskitler (Sakalar); Azak Denizi, Kırım ve Karadeniz’in kuzeyinden Tuna nehrine kadar olan bölgeye hakim olmuşlardır.[10]
Prehistorik (Tarih öncesi) dönemden sonra Doğu Karadeniz bölgesine yerleşen Kimmerler ve İskitler, tarih sahnesinden çekildikten sonra, bunların hakim olduğu sahada Türk kavimleri ortaya çıkmıştır. Gürcistan Tarihi’ndeki kayıttan var oldukları anlaşılan Bunturki ve Kıpçaklar, bölgedeki yer ve topluluk isimlerinden yöreye yerleştikleri düşünülen Halaçlar, Afşarlar ve Yazgurlar İskitlerin yurt tuttukları topraklarda hakimiyet kurmuşlardır.[11]
Karadeniz Bölgesi’nde ilk Yunan Kolonilerinin M.Ö. VII. yüzyıl ya da bu asrın sonlarına doğru kurulmaya başlandığı bilinmektedir. Kaynaklarda Samsun’u kuranların Miletliler veya Asyalı bir kavim olan Foçalılar, hatta Atina muhacirleri olduğu yolunda görüşler mevcuttur.[12]
İlkçağlarda bölgeyi hakimiyeti altına almış olan Pers İmparatorluğu’nun gücünün zirveye çıktığı dönemlerde, bölgeden vergi aldığı ve M.Ö. 480’de Yunanistan seferine çıkan Pers Ordusu’nda bölgede yaşayan topluluklardan oluşan birlikler bulunduğu bilinmektedir.[13]
Danişmendliler Ve Anadolu Selçukluları Zamanında Mesudiye
Buraya kadar Karadeniz Bölgesi’nde yaşayan kavimlere ait bilgileri özetledikten sonra, bu bölgeye gelerek yurt edinmiş olan atalarımıza ait malumatlar verilecektir.
Türkçe konuşan toplulukların Orta Asya’daki asıl anayurdunun neresi olduğu üzerinde birçok fikirler ileri sürülmüştür. Tarihçi Prof. Dr. Faruk SÜMER’in de kabul ettiği gibi, Türklerin anayurdu Abakan, Tuba yörelerini de içine alan Yenisey ırmağı boyları ve ona yakın yörelerdir.[14]
X. yüzyılın ilk çeyreğinde Süd-Kend’de Müslümanlığı kabul etmiş mühim bir Türk topluluğu görülmektedir ki, bunların Oğuzlar olduğu kanaati hakimdir.
Türklerin İslamiyet’e geçişleri Samanlıların Türk bölgelerindeki gayretleri ile olmuştur.[15]
XI. yüzyıldan itibaren kendilerine Türkmen de denilen Oğuzların; Türkiye Türkleri ile İran, Azerbaycan, Irak ve Türkmenistan Türkleri’nin ataları oldukları bilinmektedir. Selçuklu ve Osmanlı Devletlerinin hanedanlarının da onlardan çıktığını hatırlarsak Oğuzların dünya tarihinde büyük roller üstlenmiş bir Türk kavmi olduğu apaçık ortaya çıkmış olur.[16]
Selçuklu Devleti’nin Karadeniz Bölgesi ile ilişkileri, Çağrı Bey’in 1018’de batı seferi ile başlamaktadır. Çağrı Bey’in batı seferi, ilk bakışta Doğu Karadeniz Bölgesi ile alakasız gibi görünse bile, Bizans’ın gücünün ne seviyede olduğunu Selçukluların anlaması bakımından önemlidir. Ayrıca, güneydoğu Karadeniz’de etkili olan Ermenilerin ve Erzurum-Artvin havalisinde etkili olan Gürcülerin ilk defa Selçuklu askerleri ile karşılaşması ve mağlup olmaları, ileride başlayacak olan Oğuz göçleri için çok önemli neticeler ortaya koyacaktır.
Çağrı Bey’in batı seferinden sonra, Karadeniz Bölgesi’ni de kapsamış olan ikinci Selçuklu akını İbrahim Yınal tarafından yapılmıştır. Dandanakan Zaferi’nin (23 Mayıs 1040) sonunda Büyük Selçuklu Devleti’nin kurulmasıyla, Sultan Tuğrul (1040-1063) devrinde Türkmen akınları sona ererek düzenli ordularla bu bölgeye girilmeye başlanmıştır.[17] Daha sonra Malazgirt Savaşı’na kadar olan zaman diliminde; 1047’de Büyük Zab Suyu ve 1054’de Muradiye ve Erciş’in fethi sağlanmıştır. 1057-1063 yılları arasında devamlı olarak Anadolu’ya akınlar düzenlenmiştir. 1064’te Alp Arslan Gürcistan üzerine sefere çıkmıştır. Malazgirt Savaşı öncesindeki son akın olan 1067-1068’deki akınında Trabzon’a kadar ilerleyen Selçuklu Ordusu şehri ele geçirememişse de çok büyük ölçüde tahribatta bulunmuşlardır.
Selçuklu Sultanı Alp Arslan ile Bizans İmparatoru Romanos Diogenes (Romen Diyojen) arasında 26 ağustos 1071 yılında Malazgirt Ovası’nda yapılan savaş sonrasında, Anadolu’nun kapıları sonuna kadar Türklere açılmıştır.[18]
Danişmendliler, Anadolu’nun Türk yurdu haline getirilmesinde emeği geçen beyliklerden biri olup, 1071-1175 yılları arasında Niksar merkez olmak üzere, Orta Karadeniz Bölgesi'nin güney kesimlerine hakim olmuştur.
Emir Danişmend Taylu et-Türkmanî’nin gösterdiği yararlılıktan dolayı, Alp Arslan tarafından Sivas, Niksar, Elbistan ve Malatya kendisine yurt olarak verilmiştir. [19]
II. Kılıç Arslan 1174 tarihinde Danişmendli Beyliği’ni ortadan kaldırmış, 1176’da üzerine yürüyen Bizans İmparatoru Manuel’i Miryakefalon’da mağlup ederek Anadolu’daki siyasi üstünlüğünü herkese kabul ettirmiştir.[20]
Hacıemiroğulları Beyliği Zamanında Mesudiye
Anadolu Selçuklu Devleti XIV. yüzyılın başlarında yıkılmış, 1335 yılında Moğol-İlhanlı devrinin de sona ermesiyle Anadolu Beylikleri dönemi başlamıştır.
İşte bu beyliklerden biri de Hacıemiroğulları Beyliği'dir. Tokat’ın kuzeyi ile Mesudiye, Ordu, Giresun, Samsun’un doğusu ve Trabzon’un batısında hüküm sürmüş, Orta Karadeniz Bölgesi’nin Türkleşmesini ve İslamlaşmasını sağlamış bir beyliktir.[21]
Her ne kadar modern tarihçilerin bu bölgeyi Hacıemiroğulları Beyliği diye isimlendirmişlerse de[22] hüküm sürdükleri topraklar, Osmanlı belgelerinde “Vilâyet-i Bayramlu” olarak geçmektedir.[23] Bunun sebebi de, bu toprakların gaza yoluyla Hacı Emir’in babası Bayram Bey tarafından alınmış olmasıdır. O’nun ismi ilk olarak Trabzon kilise tarihçisi Panaretos’un Vekayinâmesi’nde geçmektedir.[24] Bu eserdeki bilgiye göre, Bayram Bey 1313 yılında bir sergiyi[25] basmıştır.
XIV. yüzyılın ilk çeyreğinde de Bayram Bey, Trabzon Krallığı üzerindeki baskısını iyice artırmıştır. Panaretos Bayram Bey’in 1322 yılında Maçka'ya bağlı Hamsiköy’e büyük bir ordu getirdiğini, çatışmalarda çok Türk’ün katledildiğini, çok sayıda Türk atının ganimet olarak alındığını kaydetmektedir.[26] Bayram Bey’in bu tür baskınları, O'nun bir uç beyi olduğunu ortaya koymaktadır. Osmanlılar bu hizmetlerinden dolayı Hacıemiroğulları’nın hükümran olduğu topraklara Vilayet-i Bayramlu demişlerdir.
Orta Karadeniz Bölgesi’nde Niksar merkezli Tacettinoğulları ile Mesudiye (Milas) Kaleköy’de[27] teşkilatlanan Hacıemiroğulları Çepni Türkmenleridir.[28]
Çepniler Türkiye Türklerinin ataları olan Oğuzlar’ın 24 boyundan biridir. Çepniler’den söz eden en eski kaynak, Kaşgarlı Mahmud’un Divanü Lügati’t-Türk (Türk Lehçeleri Sözlüğü) isimli eserdir.[29]
Çepniler, Oğuz Han’ın oğullarından Gök Han’ın dört oğlundan biri olan “Çepni” nin neslinden türemişlerdir. Reşidüddin’e göre Çepni kelimesi, “Yağı (düşman) olan her yerde durmayıp savaşan” manasını taşımaktadır.[30] Çepnilerin ongunu (arması) Reşideddin ve Yazıcıoğlu’na göre “sungur” dur.[31]
XIII. yüz yılda yaşamış olan Hacı Bektâş-ı Velî’nin, Kırşehir’in Suluca Karahöyük (bugünkü Hacı Bektaş ilçesi)'e gelip yerleştiğinde, burada ve çevresinde Çepniler ikamet etmekteydi.[32]
Hacı Bektaşî’nin halifelerinden Sarı Saltuk’un (M.1263-64) maiyeti olarak Anadolu’dan Dobruca’ya giden, daha sonra Anadolu’ya geri dönen Türkmenlerin içinde Çepniler çoğunluktaydı.[33] A. Zeki Velidi Togan bugün İzmir ve Balıkesir çevresinde bulunan Çepnilerin, Kırım ve Dobruca’dan geri gelen Çepnilerin torunları olduğunu ifade etmektedir.[34]
Trabzon Krallığı’nın Karadeniz sahilinde kontrolleri altında olan en batıdaki yer Limnia (bugünkü Samsun iline bağlı Çarşamba ilçesindeki Taşlıköy olabilir) bölgesidir. Kral III. Aleksios sırasıyla 1351, 1356, 1357, 1361 ve 1369 yıllarında Limnia bölgesine giderek buraları ellerinde tutmaya çalışmıştır. Trabzon kilise tarihçisi Panaretos 19 Aralık 1356 yılında III. Aleksios’la beraber bu bölgeye gittiklerini, Giresun’da Noel orucu tuttuklarını, Yasun Burnu’nda[35] 14 Türk’ü katlettiklerini ve orada şenlik yaptıklarını, Limnia’ya gidip geri dönmelerinin üç ay sürdüğünü kaydetmektedir.[36]
Yasun Burnu’nda katledilen 14 Türk Hacı Emir’in askerleri idi ki, intikam olarak 13 Kasım 1357’de Hacı Bayram Bey’in oğlu Hacı Emir İbrahim Bey Maçka’ya kadar gazaya giderek etrafı tahrip edip, çok sayıda insan, hayvan ve ganimet ile geri dönmüştü.[37]
Erzincan Bey’i Ahi Ayna Bey, Akkoyonlu Tur Ali Bey, Bayburt Beyi Rikabdar Mehmet Bey ve Bozdoğan Bey 29 Haziran 1348 yılında Türkmen ittifakı oluşturarak Trabzon üzerine akın düzenlemişlerdir. Bu akınların önünü almak için; Trabzon Kralı III. Aleksios kız kardeşini Akkoyunlu Beyi Tur Ali Bey’in oğlu Fahreddin Kutluğ Bey’le, eski Kral Basilious’un (1332-1340) kız kardeşi Theodora’yı da Bayram Bey’in oğlu Hacı Emir İbrahim’le evlendirmiştir.[38]
Trabzon Kralı III. Aleksios 1361 yılında damadı Hacı Emir İbrahim’i ziyarete gelmiş olup, dönüşte Hacı Emir İbrahim Bey Kral’a Giresun’a kadar refakat etmiştir.[39] Bu ziyaretin, Hacıemiroğulları Beyliği’nin merkezinde gerçekleştiği hususunda fikir birliği olmasına rağmen; Panaretos’un Halibya[40] (Ünye ve Ordu bölgesi) dediği merkezin bugünkü Ordu iline bağlı Gölköy ilçesi ve Perşembe ilçesine bağlı Bolaman olduğu zannedilse de bizce bu merkez Mesudiye ilçesine bağlı olan Kaleköy’dür. Çünkü burası daha iç kesimde ve coğrafyaya hakim bir konumdadır. Şu an Kaleköy’deki mahallelerden birinin adı Mirahur’dur. Ayrıca çevresinde Sarayderesi ve Sarayseküsü isimli eski yerleşim birimleri bulunmaktadır. İşte bu yerleşim birimlerine verilen isimler de gösteriyor ki bu köy, Hacıemiroğulları’na hükümranlık merkezi yapmış bir yerdir.[41]
Trabzon Rumları 1277 yılında denizden Sinop’a saldırıda bulundular. Bu saldırı, bölgede bulunan Çepniler tarafından püskürtülmüştür.[42] Bu savunmayı yapan Çepnilerin Hacıemiroğulları ile ilgilerinin olup olmadığı bilinmemekle beraber, daha sonraki yıllarda Ünye tarafına doğru kaydıkları ve Bayram Bey’in idaresine girdikleri tahmin edilmektedir.[43]
Hacı Emir İbrahim Bey, 1387'de ciddi bir hastalığa yakalanır. Hastalığını ileri sürerek akrabalarını ve devletinin ileri gelenlerini toplar ve emirlik makamına oturacak en uygun kişinin oğlu Süleyman olduğunu anlatarak onlara yeni Emir’i işaret eder. Geri kalan ömrünü ibadet ile geçireceğini ve Emirlik makamı için oğlu Süleyman’ın münasip olduğunu bildirir. Beyliğin ileri gelenleri bu duruma sevinerek Süleyman Bey’e bağlılıklarını bildirirler. Böylece Hacı Emir İbrahim Bey evlatlar arasındaki kavgayı engellemiş olur.
Ne var ki, Hacı Emir İbrahim Bey sağlığına kavuşunca, verdiği sözden vazgeçerek emirliği oğlundan geri almak ister. Bu durum baba oğul kavgası noktasına gelir. Baba oğul arasındaki bu mücadeleden yararlanmak isteyen komşuları Tacettinoğulları’nın, Hacıemiroğulları’na saldıracağını hisseden Süleyman Bey Kadı Burhaneddin’den (1345-1398) yardın ister.
Kadı Burhaneddin, elçisi Şeyhülislam Şeyh Yar Ali’yi ikazda bulunmak üzere elçi olarak Tacettin Bey’e gönderir. Tacettin Bey, Hacıemiroğulları’nın topraklarına saldırmama konusunda kendisine gelen elçiye söz verir. Elçi daha Sivas’a ulaşmadan 24 Ekim 1386 tarihinde Tacettin Bey Hacıemiroğulları’na 12.000 atlı ile saldırır. Süleyman Bey karşı taarruzla Tacettin Bey’i bir boğazda sıkıştırarak 500 askeriyle beraber öldürür.[44] Ordusu dağılan Tacettinoğulları büyük kayıplar vererek geri çekilmek zorunda kalırlar.
Kadı Burhaneddin, ikazlarına rağmen Hacıemiroğulları Beyliği’ne saldıran Tacettinoğulları’na: “Onların atalarından miras kalmış mülküne göz dikip düşmanlık ve kavga yolunu tutmuş, dostluk ve kardeşlik haklarını çiğnemişsin.” şeklinde bir mektup gönderir. Sonra da ordusunu alarak Tacettinoğulları Beyliği’nin başkenti olan Niksar’a gelerek burayı kendi topraklarına katar. Hacıemiroğlu Süleyman Bey yakınlarından birini göndererek Kadı Burhaneddin’e bağlılıklarını arz eder. Bunun üzerine Kadı Burhaneddin, Süleyman Bey’den gelen elçilerle İskefsir Kalesi’ni[45] alarak 1386 yılında Hacıemiroğulları Beyliği’ne bağışlar.[46]
Hacı Emir İbrahim Bey’in ismi, Tacettinoğulları’nın Hacıemiroğulları’na saldırısından sonra kaynaklarda geçmemektedir. Tacettinoğulları’nın saldırısına Süleyman Bey karşı koymuştur. Kadı Burhaneddin de kendisini muhatap kabul etmiştir. Bu da bize Süleyman Bey’in Emirliği’nin 1386 yılında kalıcı olduğunu göstermektedir.
Hacıemiroğulları Beyliği’nin en parlak dönemi Süleyman Bey zamanında olmuştur. Çünkü 1380 yılında ordusuyla Ordu sahillerini tamamen Türk vatanı haline getirmiştir.[47]
Bölgenin tamamen fethinden sonra Milas’a[48] bağlı Kaleköy’deki beylik merkezini, bugün Ordu ilinin 4 km. güneydoğu mesafesinde bulunan Eskipazar’a taşımışlardır. Adı geçen yerdeki harabeler, cami ve mezar taşları bu dönemden kalmadır. Ayrıca bu bölgede saha araştırması yapan Doç. Dr. Necati Demir Eskipazar çevresindeki arazinin bizzat beylik idarecilerine ait olduğunu ifade etmektedir.[49]
Hacıemiroğulları’nın, Karadeniz Bölgesi’nde bağımsızlıklarını ilan etmelerinden sonra ele geçirdikleri mıntıkalardan, Trabzon üzerine gazaya çıkmaları, bölgedeki Komnenos hakimiyetini epeyce zayıflatmıştı. Bu durum, Türk boylarının bu bölgeye yerleşmesinde hayati ehemmiyeti haizdi. Trabzon’a yapılan akınları önlemek için III. Aleksios; Hacı Emir İbrahim Bey’i kendisine enişte yaparak Türk akınlarını bertaraf etmişti. Bu husus, Hacıemiroğulları Beyliği’nin doğuya olacak akınlarını epeyce engellemiştir.[50]
Tacettinoğulları tehlikesini ortadan kaldıran Süleyman Bey, tekrar Trabzon tarafına yönelmişti. Trabzon Krallığı’nın en önemli şehirlerinden Giresun’u ilk defa Hacıemiroğlu Süleyman Bey 1397 yılının ilkbaharında fethetmiş[51] ve o tarihe kadar Müslümanların eline geçmeyen Giresun Kalesi’nin fethedilmesi, Süleyman Bey’in yörede itibarını oldukça artırmıştı.[52]
Süleyman Bey, bu fethi Kadı Burhaneddin’e mektupla bildirmişti. Kadı, bu haber üzerine ülkesinde nöbetler çaldırıp, şenlikler düzenlemiş ve ayrıca kendisine bir de tebrik mektubu göndermiştir.[53]


OSMANLI DÖNEMİ MESUDİYE TARİHİ

Popüler ansiklopedilerde ve hatta Mesudiye ile ilgili yayınlarda Ordu-Mesudiye bölgesinin Fatih Sultan Mehmed’in Trabzon seferi (1461) ile Osmanlı Devleti’ne dahil olduğu yazılmaktadır.[54]
Halbuki, Hacıemiroğlu Süleyman Bey, Yıldırım Bayezid’in Samsun’a gelmesiyle 1398 yılı baharında Osmanlı hakimiyetini kabul etmiştir.[55] Fakat Beylik yönetimi yine Hacıemiroğulları ailesine bırakılmıştır. Artık Osmanlı Devleti’nin himayesinde bulunan Beylik, Karadeniz’deki mücadelelerine devam etmektedir. Osmanlı Ordusu’nun 1402 yılında Ankara Savaşı’nda Timur’a yenilmesiyle Hacıemiroğulları tekrar bağımsız kalmıştır.[56]
1404 yılında deniz yoluyla Semerkand’a giderken Trabzon’a uğrayan İspanyol elçisi Clavijo’nun verdiği bilgilere göre, Orta Karadeniz Bölgesi’nde Arzamir (Hacı Emir) isimli bir Türk beyi hakimdir. Bu beyin on bin atlı askeri bulunmakta olup, Trabzon’dan vergi almaktadır.[57]
Clavijo’nun 1404 tarihinde tuttuğu kayıttan 1455 tarihine kadar olan zaman diliminde Hacıemiroğulları Beyliği hakkındaki bilgiler sınırlıdır. BOA. 13 Numaralı Tahrir Defterleri’ndeki atıflar, en azından Canik-i Bayram’ın yani takriben bugünkü Mesudiye’nin de içinde bulunduğu Ordu ve Giresun’un batı kesimlerinin Yörgüç Paşa’nın Canik harekatı sırasında (1427) Osmanlı topraklarına dahil edildiği anlaşılmaktadır.[58] Ve ilk tapu tahriri yapılmıştır. Bu tapu tahririne, yaptığımız araştırmalarda henüz ulaşamadık.
Dolayısıyla araştırıcı olmayıp, sadece yaşadıkları Mesudiye yöresine atalarının ne zaman geldiği hakkında bilgi edinmek isteyen Ordulular ve Mesudiyeliler, tercüme ansiklopedilerden edindikleri bilgilerle maalesef yanlış bilgi sahibi olmuşlardır.
Mesudiye yöresine ait bulunan ilk tapu tahrir defteri Fatih dönemine ait olup bu defter Prof. Dr. Bahaeddin Yediyıldız ve Ünal Üstün tarafından yayınlanmıştır.[59] Fatih devrinden I. Ahmed’e kadar Canik ya da Şarkî Karahisar sancaklarıyla birlikte beş tahrir yapılmıştır. Bu beş defter 1455-1613 yılları arasını kapsamaktadır.
15. yüzyıla ait iki[60], 16. yüzyıla ait iki[61] ve 17. yüzyıla ait bir tahrir defteri[62]ne ait değerlendirmeler Bahaeddin Yediyıldız tarafından 1985 yılında yapılmıştır[63]. 1642 tarihli Karahisar-ı Şarki Livası’na ait avarızhâne defteri ise tarafımızdan hazırlanmaktadır.
Osmanlı Belgelerinde Mesudiye Köyleri
Başbakanlık Osmanlı Arşivi tapu tahrir defterlerinde, Mesudiye’ye bağlı köylerin eski ve yeni isimleriyle Müslim ve gayr-i Müslim hane sayıları aşağıdaki tabloda, defterlerin tarihleri ve defter numaraları ile verilmiştir. Köylerin isimleri belgelerdeki yazılı şekliyle okunmuştur. Ayrıca, idari yapı da bölümün sonunda kronoloji olarak sunulmuştur. (Tablodaki M Müslim haneyi, G gayr-i Müslim haneyi göstermektedir.)

Köyün Adı 1455 tarihli BOA
TT.
13 1485 tarihli BOA.TT.
37 1520 tarihli BOA.TT.
387 1547 tarihli BOA.TT.
255 1613 tarihli TKA.
TD.
169
1642 tarihli BOA.
MAD
299
M G M G M G M G M G M G
Nefs-i Kal‘a[64]
Kale Köyü 22 46
Kotanı
Derinçay Köyü[65]
20 29 42 49 35 5
Mz.Taruhi[66]
2
Mz. Çeriçe[67]
Özlükent Köyü 7
Rösbene
Gülpınar Köyü 19 15 23 22 22 11
Celal Me‘a Andız
Celal Köyü 9
Ispanasa
Sarıyayla Köyü 2 3
Armudkolu 8 6 7 11 42 7
Beğseküsü 9 10 11 22 42 10
Hamzalı 6 3 6 8 29 6
Abdilü 6 10 4 25 78 4
Gergeçi
Güzelce Köyü 6 4 1 7 8 5
Erik 2
Birebir 19 23 42 69 108 18 24
Çukuralan 3 7 12 3 18 11
Zile
Beyağaç Köyü 12 7 5 37 37 19
Hatunviranı
Bayırköy Köyü 2 24 21 43 59 87 36 100
Mz.Gökçe Kinise
Mahmudiye Köyü 44
Yevelü Develü-Divalu
Yevelü Köyü 17 24 46 34
Parçı
Üçyol Beldesi 28 13 21 46 23 64
Taretyukaru[68]
12 3 9 16
Lavus
Güzle Köyü 16 8 13 17 8 24 12 1
Alan 3
Çerçi 4 11 82 7 9 4
Mirahur[69]
17 4
Karabayır 4 1 3 10 23 5
Aşıklu 7
Çavdar 12 9 2 6 12
Ortaalan
Topçam’ın Mahallesi 11 15 12 25 26 5
Hevekse nam-ı diğer Mahmudalanı[70]
4 4 3 4 2 10
Yavadı
Yeşilce Beldesi 12 9 21 47 82 36
Faldaca-i Ulya
Yukarıgökçe Köyü 30 24 42 8 35 16 16
Faldaca-i Süfla
Aşağıgökçe Köyü 1 30 20 30 28 5 58 7 13
Herközü 10 7 20 3 7
Busay
Güvenli Köyü 5 1 20 2 16
Aruk Musa
Arıkmusa Köyü 29 16 15 22 57 6
Göbeden[71]
5 2 2 2 9 2
Aşud 9 5 9 6 10 4 2
Karacaviran 15 1 1 11 15 11
Ilışar 10 3 1 13 10 28 14 13
Manil
Yardere Köyü 3 1 8 13 10 4
Maksudalanı 4
Çiftlik
Çiftlik Sarıca Köyü 1 1 1 1
Burnaz
Dayılı Köyü’nün Mahallesi 6 2 3 3 10 3 4
Sunumi
Yağmurlar Köyü 3 1 10 24 11 16 7 4
Taylı
Dayılı Köyü 10 3 2 33 23 27 14
Eskidir
Kavaklıdere Köyü 47 46 4 53 4 38 20 37 16 15
İstavri
Doğançam Köyü 23 5 29 1 7 1 4
Geldişer
Mesudiye’nin Mah. 1 1 2 18 5
Tavara
Mesudiye’nin Mah. 7 9 8 9 5 3
Fisdoru
Mesudiye’nin Mah. 3 3 1 2 10 4
İkşere
Ekşere Mesudiye’nin Mahallesi 6 2 17 5 9 5 6 5
Başağrı
Konacık Köyü 13 5 26 19 17 12 2
Göçbeğ
Göçbeyi Köyü 1 1 1 8 13 3
Şeyhlü
Şıhdere Topçam’ın Mahallesi 5
Gündoğmuş[72]
2 2 2 7 14 4
Sarıca-i İslamiyye
Müslim Sarıca Mes. Mahallesi 11 11 7 17 74 9
Sarıca-i Diğer
Kafi Sarıca Köyü 3 1 1 20 2
Gıcı
Güneyce Köyü 3 5 8 11 7
Arpaalanı 25 15 4 26 21 18
Yasdura
Yeşilçit Köyü 2 48 2 28 3 42 52 69 8 18
Balıklı 4 4 3 2 6
Musalu 9 1 11 16 83 15
Yavşan 26 4 47 11 99 12 42
Enekalanı
İnalan Topçam’ın Mahallesi 8 13 16 23 28 2
Herise
Çaltepe Köyü 45 32 55 77 16 65 18 3
Mismilon
Beşbıyık Köyü 1 20 20 40 7 36 7 27
Öğrek[73]
Çaylı Köyü 11
Karamerek
Yuvalı Köyü 7 4
Çorak[74]
Sarıkaya Köyü 1 1 10 31 6 9
Karıca 6 14 23 11 6 5
Bayraklı 1 17 28 32 7 39 21 22
Keykuş
Güneyce Köyü 8 10 33 17 21 8
Fiyaz
Dursunlu Köyü 8 5 10 16 15 9
Avnaşa[75]
14 18 19 21 35 4
Türkköyü 4 1 10 10 4 4 18
Esedlü
Esatlı Köyü 27 15 8 28 26 5 2
Ortaviran
Çavdar’ın Mah. 13 12 14 23 1
Bağçeköy[76]
5 12 3 1
Gebeme
Topçam Beldesi 3 2 4 8 43 9
Kışlacık 1 4 1 15 9
Toplam 4
7
8 3
5
2 3
6
0 2
2
4 5
1
7 3
2
6 8
3
4 4
4
7 1
5
9
1 6
6
1 9
1
0 1
7
2
Toplam Yekün 830 854 843 1281 2251 1082

Belgelere dayanarak verdiğimiz bu tabloda görüleceği gibi gayr-i müslim nüfusunun, Müslim nüfusa oranı çok düşüktür. Şu gerçek herkes tarafından iyi bilinmelidir ki Mesudiye ve Ordu yöresi Türkler tarafından fethedildikten sonra gayr-i müslimlerin sayısı çok azdı. Ve hiç bir zaman bugünkü Ordu İli sınırlarında % 10 nispetini aşamadığı gibi bir kaç istisna hariç Müslümanlaşıp Türkleşmedikleri, Türk müsamahası sayesinde varlıklarını son yüzyıla kadar sürdürdüklerini bütün tarihçiler ittifakla kabul etmektedir. Rumların, Osmanlı Devleti’nin zayıflamasıyla ve dış güçlerin desteğiyle bu bölgede nüfuslarını artırma ve devlet kurma hayalleri, hiç bir gerçeğe dayanmadığı için sonuç vermediği, ve neticede bu toprakları gerçek sahiplerine terk etmek zorunda kaldıkları açıkça ortadadır.
Osmanlı Devleti’nin engin hoşgörüsü sayesinde bu bölgedeki Rumlar rahat bir hayat sürdüler. Ve kesinlikle dini hayatlarına karışılmayan bu insanlar demokratik haklarını kullanarak din değişikliğine de kesinlikle gitmemişlerdir.
Mesudiye topraklarında yaşayan Hristiyanların bir kısmı, Bizans döneminde Türklere karşı sınırları korumak için Bizanslılar tarafından Balkanlardan getirilen askerlerdi. 17. yüzyıla ait Başbakanlık Osmanlı Arşivi’ndeki Maliyeden Müdevver Defterleri Tasnifi’nin 299 numarada kayıtlı avarız defterinde yaptığımız incelemede bu bölgedeki gayr-i müslimlerden bir kısmının ismi Türk ismidir. İşte sınırlara yerleştirilen bu askerlerin büyük bir bölümü Kıpçak, Peçenek, Uz ve Koman Türkü’dür. Bu Türk olan gayr-i müslimlerden bazılarının ismi Gündoğdu, Çalabverdi, Tenriverdi, Hakverdi, Bünyad vs.dir.[77]
Hacıemiroğulları’nın Mesudiye yöresini fethiyle birlikte bu bölgeye Oğuzlar’ın Çepni, Döğer, Eymür, Karkın, Ala-yuntlu, Bayındır ve İğdir boyları yerleşmişlerdir.[78] Şu an bu coğrafyada yaşayan insanlar, buraların Türkleşmesini ve İslamlaşmasını sağlayan şehitlerin ve gazilerin torunlarıdır. Kanlarıyla suladıkları bu aziz toprakları bugün üzerinde yaşayan torunlarına bırakmışlardır. Dolayısıyla bu bölge insanının büyük bir çoğunluğu Oğuzların Çepni Boyu’ndan olmakla beraber yukarıda zikredilen boyların torunları da mevcut olabilir. Çünkü Hacıemiroğlu Beyliği askerlerinin arasında diğer boylara mensup insanlar da mevcuttu. Ama genel kanaat Çepni olduğu yönündedir.
Türkiye Türkleri’nin ataları olan Oğuzlar’ın 24 boyundan biri olan Çepniler; Oğuzlar’ın Üç Ok Kolu’ndan olup Gökhan’ın dört oğlundan birinin ismi Çepni’dir. Gökhan’ın diğer üç oğlu ise Bayındır, Peçenek ve Çavuldur’dur. Ongunları (arma) Sungur‘dur. Çepni kelime olarak “Nerede düşmanı görürse hemen savaşır.” anlamına gelmektedir.[79]
Yukarıda Mesudiye’ye bağlı köylerin belgelerde kayıtlı bulanan hane sayıları verilmişti. Bu köylerimize ait detay bilgilerini ve Mesudiye’ye ait coğrafi, sosyal yapı ve ekonomik durumu ait. detay bilgileri Belgelerle Mesudiye Tarihi isimli çalışmamıza bıraktık.
.
Milas Kazası’nın Bugünkü Yerine Taşınması ve Hamidiye İsmini Alması

Mesudiye’nin bugünkü bulunduğu yere taşınması ve isim değişikliklerine dair belgelerin Osmanlıca’dan çevirileri ve hemen arkasından özetleri verilecektir.
I. Belge:
Hâk-pâ-yi hisse-revâyı cenâb-ı vilâyet-penâhiye[80]
Milas Kazâsı ahâlî-i İslâm ve gayr-i müslim ve tüccârân tarafından mahzar-gûna arz-ı hâl-ı ahkirânemizdir
Mensub olduğumuz Sivas Vilâyeti Celîlesi dâhilinde kâ’in Karahisâr-ı Şarkî Sancağı’na muza‘af Milas Kazâsı vasatında vâki‘ Pazaryeri dimekle meşhur ve ma‘mûr olduğı halde yüz seneyi mütecâviz müşrif-i harâb ve mâ’il-i türâb olmuş iken lehü’l-hamd ve’l-minnihi sâye-i muvaffakiyet-vâye-i Hazret-i Padişâhî ve cenâb-ı mu‘alla’l-elkâb ve ebediyyu’l-penâhilerinde seksen altı senesi Pazar-ı mezkûr küşâd ve bu yüzden cümleten dil-şâd olarak Pazar-ı mezkûrun mevki‘-i hasene-i münâsebesi Niksar’a onbeş ve Ordu ve Karahisar’a onyedi ve onsekiz sa‘at bu‘d mesafesi ve kazâ-yı mütecavireye dahi münâsebet-i tâmmesi bulunduğu ve ale’l-husûs hükümetimiz nakl olunup merkez ittihaz olduğundan beru gün be-gün ahz ve i‘talarımız celevegan bularak tüccâr ve ahâlîce teshîl-i mesâlih ve istirâhat-ı dâ‘imelerimizi mûcib olduğu ve hem de tecemmu‘-ı nâs ile kasaba şekline girdiği ve bu da mahzâ tali‘-i füruhtunda metâli‘-i seniyyelerinin âsâr-ı feyz ve sârî-yi bâhire-i nâfi‘asından nişâne etdiği cümlenin ma‘lûm ve meşhûdu bulunduğı cihetle hüda-dem îfâsı oluduğumuz du‘â-i ömr ve ikbâl-i Hazret-i Şehinşâhî ve fuzûlî eyyâm-ı ömr-i devlet-i veliyyu’n-ni‘metânelerin tekrar ale’t-tekrar îsâl-i secde-gâh-ı havle’l-arş kılınmış olmağla me‘a mâ-fih el-yevm Pazar-ı mezkûr hükümet konağımızın kâffe-i masârıfât-ı inşâ‘iyyesi teşekkür ve iftiharla cümlemiz tarafından i‘ane olup tahtânî ve fevkânî bir hükümet konağı inşâ olunmakta bulunduğundan inşaallahu Te‘âlâ sâye-i teshîlât-vâye-i hidîv-i a‘zamîlerinde ahd-i karîbde hitâma resîde olacağı bedîhî bulunmuş ve zât-ı âlî-yi keremkârîleri hândân-ı âlîşân ve vâlî-yi vâlâ-şân veliyyu’n-ni‘met efendimiz hazretlerinin ise her bir mahalde bir âsâr-ı aliyye-i âsafâneleri bulunduğu misillü îfâ-yı nâm ilâ yevmü’l-kıyâm ezkâr-ı cemîle ile yâd ve tezekkâr olunmak üzre kasabamızda bir münasib ebniye inşâsına emr ve irâde buyurulmasıyla beraber nâm-ı nâmî-i ism-i sâmî-yi hazret-i şehriyârî Hamidiye Kasabası nâmiyle şöhret-şi‘âr olmaklığının lutfen ve merhameten Memâlik-i Osmâniyye’ye i‘lân ve işâ‘a ve iş bu istirhâm-ı çâkerânemize dahi ezher-cihet lutf ve atufet kerem-perverileri sezavâr buyurulması nefer-i âtî-yi muzırra-i arzuhâl-i ahkirânemiz takdîmine cür’et kılındı ol bâbda ve her halde emr ve fermân lutf ve ihsân-ı bî-pâyân hazret-i veliyyu’l-emrindir
Fî 11 Ramazan sene 293/[30 Eylül 1876]
(İmzâlar 34 adet)

I. Belgenin Özeti:
30 Eylül 1876 tarihinde 34 adet imza ile Milaslılar’ın Karahisar-ı Şarki Sancağı’na müracaat ederek, 1870 yılında kaza merkezi yapılan Pazaryeri isimli yerde vatandaşların yaptırmaya başladığı bir hükümet binasının inşaatının devam ettiğini bildirmekteler. Ayrıca, Sultan II. Abdülhamid’e izafeten Milas ismini Hamidiye olarak değiştirmek istediklerini, ve Padişah’dan da buraya bir bina yapılması için irade buyurmasını istirham etmekteleler.

II.Belge:
Huzûr-ı me‘âlî-mevfûr-ı cenâb-ı vilâyet-penâhîye
Karahisâr-ı Şarkî Sancağı’nda kâ’in Milas Kazâsı vasatında vâki‘ olup bundan yüz sene evvel müşrif-i harâb ve mâ’il-i türâb olmuş olan Pazaryeri nâm mahallin gerek Canik Sancağı dâhilinde kâ’in Ordu ve Niksar kazâlarına ve gerek merbût bulunduğu Karahisâr-ı Şarkî ile kazâi mütecâvireye münâsebet-i mevki‘ası cihetiyle sâye-i ma‘mûriyet-vâye-i hazret-i Padişâhî’de i‘âde-i ma‘mûriyeti maksad-ı hayr-i merâhidine mebnî geçen seksen altı senesinde Sivas Vilâyeti Celîlesi’ne mukaddemki me’mûriyet-i aliyye-i efhamîlerinde mahall-i mezkûre kemâ fi’s-sâbık pazar küşâd ve i‘mârı hakkında mu‘âmele-i îcâbı icrâsıyla mahallî hükûmeti dahi oraya nakl ile orası Milas Kâ’immakamlığı’na merkez ittihâz edilmişdi bu husûs ol taraf ahâlî ve tüccârına ez-her-cihet suhûlet bahş eylediği gibi tecemmu‘-i nâs ile bir kasaba şekline girmesinden dolayı arz-ı teşekkürle ahâlî-i merkûme taraflarından bir de hükûmet konağı inşâ etdirilmekde olduğundan zât-ı âlî-yi hazret-i vilâyet-penâhîlerinden bir âsâr-ı hasene olmak üzre mev‘ûd olan ebniyenin inşâşıyla berâber mahall-i mezkûrun nâm-i nâmî-i ism-i sâmî-i hazret-i şehin-şâhîye mensûb olarak Hamidiye kasabası ismiyle şöhret-şi‘âr olması hakkında kazâ-i mezbûr ahâlîsi tarafından vârid olup Meclis-i âcizânemize havâle buyurulan bir kıt‘a arz-ı hâl-i umûmîde ifâde ve istirhâm olunmuş ve mahall-i mezkûrun münâsib-i mevki‘iyyesi her hâlde kâbil-i i‘mâr bulunmuş olduğundan taraf-ı bâhiru’ş-şeref-i âlî-i efhamîlerinden burada dahi bir âsâr-ı aliyye bulmak ve îfâ-yı nâm ile yevmu’l-kıyâm ezkâr-ı cihan-bânî ile yâd ve tezekkâr olmak üzre çeşme ve mekteb gibi bir ebniye ve âsâr-ı hayriyyenin inşâ ve is‘âf-ı müsted‘iyât-ı vâkı‘anın bi’l-inhâ Bâb-ı Âlî cânibi sâmîsine arz ve izbârı merhûn-ı müsâ‘adei cenâb-ı vilâyet-penâhîleri bulunmuş olmağla ol bâbda emr ü fermân hazret-i men lehü’l-emrindir fî 12 Şevvâl sene [12]93 ve fî Teşrîn-i evvel sene [12]92/[31 Ekim 1876]
[Meclis azalarının imzaları]
II. Belgenin Özeti:
Milas kazası ahalisinden aldıkları arzuhal üzerine, 31 Ekim 1876 tarihinde Karahisar-ı Şarki Sancağı Meclis Azaları’nın Sivas Vilayeti’ne gönderdikleri yazıda; Pazaryeri olarak kullanılan yerin Milas Kazası merkezi olmasına Milaslıların teşekkür ettiğini, çünkü bu durumun, ahali ve tüccara çok kolaylıklar sağladığını, ve Milaslılar’ın buraya bir hükümet konağı yapmaya başladıklarını, Sultan II. Abdülhamid’e izafeten kazalarının ismini Hamidiye olarak değiştirilmesini ve Padişah’ın buraya çeşme veya okul gibi bir eser yaptırmasını istirham ettiklerini ihtiva etmektedir. Bu istekler, Karahisar-ı Şarki Meclisi’nce uygun görülmüştür.

III.Belge:
Hâk-pâ-yı sâmî-i hazret-i vekâlet-penâhî’ye
Ma‘rûz-ı çâker-i kemîneleridir ki
Karahisâr-ı Şarkî Sancağı’nda kâ’in Milas Kazâsı vasatında vâki‘ olup yüz seneden berü harâb olmuş olan Pazaryeri nâm mahallin gerek Canik Sancağı’nın Ordu ve Niksar kazâlarına ve gerek merbûtu bulunan Karahisâr-ı Şarkî ile kazâ-i mütecâvireye münâsebet-i mevki‘ası cihetle i‘âde-i ma‘mûriyeti maksadına mebnî mukaddemki me’mûriyet-i kemiterîde mahall-i mezkûra kemâ fis-sâbık Pazar küşâd ve i‘mârı hakkında mu‘âmele-i îcâbiyye icrâsıyla hükûmeti oraya nakl ile Milas Kâ’immakamlığı’na merkez ittihâz edilmişdi bu hâl ol taraf ahâlî ve tüccârına suhûlet bahş olarak tecemmu‘-i nâs ile orası bir kasaba şekline girmesiyle ahâlî-i merkûme taraflarından bir de hükûmet konağı inşâ etdirilmekde olduğundan ve mahall-i mezkûrun münâsebet-i mevkı‘ası her hâlde kâbil-i i‘mâr olup i‘mârına dahi mübâşeret kılındığından mahall-i mezkûra nâm-i nâmî-i ve ism-i sâmî-i hazret-i şehin-şâhîye mensûb olarak Hamidiye kasabası tesmiye olunması emrinde istihsâli müsâ‘ade-i aliyye-i dâver-i efhamîlerini müsted‘î Meclis-i İdâre-i Vilâyet’den tanzîm olunan mazbata ile mahallinden vürûd eden mahzar kılıklu varaka aynen ve leffen hâk-pâ-yı sâmî-yi cenâb-ı vekâlet-penâhîlerine arz ve takdîm kılınmış ve sadaka-i ser-mühr-i efser-i hazret-i tâc-dârî olmak üzre savb-ı çâkerîden dahi bir mekteb inşâsına başlandırılmış idüğünün arz ve beyânına cür’et olunmuş olmağla ol bâbda emr ü fermân hazret-i veliyyu’l-emrindir
Fî 14 Şevvâl sene[12]93 ve fî 20 Teşrîn-i evvel sene [12]92 /[2 Kasım 1876]
(Mühür Ahmet İzzet)
III. Belgenin Özeti:
2 Kasım 1876 tarihinde Sivas Valisi Ahmet İzzet tarafından Sadaret’e (Başbakanlık) gönderilen yazıda; Karahisar-ı Şarki Sancağı’na bağlı Milas Kazası’nın Pazaryeri isimli merkeze taşındığı, buraya ahalinin bir hükümet konağı yaptırmaya başladığı, ayrıca Padişah’a izafeten kendisinin de bir okul inşasına başladığını ve bu kazanın isminin Sultan II. Abdülhamid’e izafeten Hamidiye olmasının uygun olacağı arz ediliyor.
IV.Belge:
Atûfetlü Efendim Hazretleri
Karahisâr-ı Şarkî Sancağı’nda kâ’in Milas Kazâsı muzâfâtından olup müddet-i medîdeden berü âsâr-ı medeniyyet ve ma‘mûriyetden hâlî kalan Pazaryeri nâm mahal teşebbüsât-ı ahîra ile bir kasaba şekline girerek kazâ-i mezkûr ka‘immakâmlığına merkez ittihâz edilmiş ve tecemmu‘ ve tavattun eden ahâlî cânibinden orada bir hükûmet dâ’iresi inşâsına ve Sivas Vilâyeti Vâlisi devletlü İzzet Paşa hazretleri tarafından dahi bir mekteb te’sîsine mübâşeret olunmuş olduğundan mahall-i mezkûrun asr-ı mes‘ûd-ı âsâr-ı hazret-i şehin-şâhîde keşf-i şeref ve abadânî eylediğinin nişâne-i meymenet-intemâsı ve sekenesinin terekkiyât-ı medeniyyede sebeb-i ihyâsı olmak üzre nâm-i nâmî-i cenâb-ı mülk-dârîye mensûbiyeti istid‘âsına dâ’ir kazâ-i mezbûr ahâlî-i Müslime ve gayr-i müslimesi cânibinden verilen mahzar-ı umûmî ile Meclis-i İdâre-i Vilâyet’den tanzîm olunan mazbatanın gönderildiğini hâvî vâli-i müşâru’n-ileyhin vârid olan tahrîrâtı takımıyla arz ve takdîm kılınmış olmağla es‘âf-ı istid‘â rehîn-i müsâ‘ade-i hayriyyet-âde-i hazret-i şehriyârî buyurulduğu halde kendüsünün ve ahâlî-yi mutavattınanın ber-vech-i ma‘rûz ümrân-ı beldeye masrûf olan ikdâmlarının takdîr ve tahsîniyle berâber vâli-i müşâru’n-ileyhe tebliğ ve tebşîr eyleyeceği beyâniyle tezkire-i senâverî terkîm olundu efendim
Fî 2 Zâ sene [12]93/[19 Kasım 1876]

Ma‘rûz-ı çâker-i kemîneleridir ki
Şeref-bahş-ı fırak ta‘zîm olan iş bu tezkire-i sâmiye-i sadâret-penâhîleri melfûf-ı tahrîrât ve mazbata manzûr-ı mekârim-nüşûr-ı hazret-i mülûkâne buyurulmuş ve istid‘â-yı ma‘rûz rehîn-i is‘âf-ı âlî olduğu misillü ikdâmât-ı mebhûseden dolayı memnûniyet-i feyz-i gâyet-i şehriyârînin lâzım gelenlere beyân ve iş‘âr olunması müte‘allik ve şeref-südûr buyurulan emr u irâde-i lütf-âde-i cenâb-ı şâhâne mantûk-ı münîfinden olarak zikr olunan tahrîrât ve mazbata savb-ı âlî-i hidîvîlerine i‘âde kılınmış olmağla ol bâbda emr ü fermân hazret-i veliyyu’l-emrindir
Fî 3 Za. Sene [12]93/[20 Kasım 1276]

IV. Belgenin Özeti:
20 Kasım 1876 tarihinde Sadaret tarafından Padişah’a sunulan yazıyla; Sivas Vilayeti’ne bağlı Karahişar-ı Şarki Sancağı’na bağlı olan Milas Kazası’nın isminin Hamidiye olarak değiştirilmesine dair sunulan yazıların incelendiğini ve irade buyurulduğuna dair.

Hamidiye Kazası’nın İsminin Mesudiye Olarak Değiştirilmesi[81]
Aşağıda Hamidiye Kazası’nın isminin Mesudiye olarak değiştirilmesine dair belgelerin Osmanlıca’dan çevirileri ve devamında özetleri verilecektir.
I. Belge:
Dâhiliye Nezâreti Muhaberât-ı Umûmiyye Dâiresi 4. Şu‘be
Evrak Numarası:742
Târih-i Tesvîdi: 25 Kânûn-ı sânî 1325

Huzûr-ı âlî-i hazret-i Sadâret-penâhîye

Ekser vilâyâtda Hamidiye nâmında müte‘addid kazâlar bulunmasından dolayı muhâberât-ı umûmiyye ve mu‘âmelât-ı ticâriyyece karışıklık olduğundan bahs ile Karahisâr-ı Şarkî Sancağı’na merbût Hamidiye Kazâsı’nın Mesudiye nâmiyle tevsîmi lüzûmuna dâ’ir Sivas Vilâyeti’nden alınan tahrîrât leffen tekdîm kılınmış olmağla icrâ-yı îcâbı menût-ı müsâ‘ade-i aliyye-i Sadâret-penâhîleridir ol bâbda
Hülâsâ: Karahisâr-ı Şarkî Sancağı’na merbût Hamidiye Kazâsı ünvânının tahvîline dâ’ir
I. Belgenin Özeti:
Dahiliye Nezareti (İçişleri Bakanlığı) Muhaberat-ı Umumiye Dairesi 4. Şube’sinin Sadaret’e (Başbakanlık) gönderdiği 7 Şubat 1910 tarihli yazısında; birçok vilayette Hamidiye isminin olmasından dolayı resmi ve ticari işlerde karışıklığa sebep olduğu için, Karahisar-ı Şarki Sancağı’na bağlı Hamidiye Kazası’nın isminin Mesudiye olarak değiştirilmesinin Sivas Valiliği tarafından istendiğinin bildirmesine dair.

II. Belge:

Bâb-ı Âlî
Dâ’ire-i Sadâret
Tahrîrât Kalemi
3214
Dâhiliye Nezâret-i Celîlesine

Devletlü Efendim Hazretleri
Karahisâr-ı Şarkî Sancağı’na merbût Hamidiye Kazâsı’nın Mes‘udiye nâmıyla tevsîmi husûsuna 26 Kanûn-ı sânî 1325 tarihli ve 3827 numaralı tezkire-i devletleri üzerine bi’l-istîzân irâde-i seniyye-i cenâb-ı hilâfet-penâhî şeref-südûr buyurulmuş olmağla îfâ-yı muktezâsına ve îcâb eden devâ’ire ma‘lûmât i‘tâsına himmet buyurulması siyâkında tezkire-i senâverî terkîm kılındı efendim fî 2 Safer 1328/31 Kânûn-ı sânî 1325/[13 Şubat 1910] Sadrazam
İbrahim Hakkı
İmzâ
II. Belgenin Özeti:
Başbakanlık’tan İçişleri Bakanlığı’na gönderilen 8 Şubat 1910 tarihli yazıda; Karahisar-ı Şarki Sancağı’na bağlı Hamidiye Kazası’nın isminin Mesudiye Kazası olarak değiştirildiğine dair Padişah iradesinin çıktığı hakkında.
III. Belge:

Dâhiliye Nezâreti Muhaberât-ı Umûmiyye Dâiresi 4. Şu‘be
Evrak Numarası:3214
Târih-i Tesvîdi: 2 Şubat 1325

Divân-ı Hümâyûn Dâ’iresi Müdüriyet-i Aliyyesi’ne
Sicill-i Nüfus İdâre-i Umûmiyyesi’ne
Sivas Vilâyet-i Behiyyesi’ne
Muhasebe’ye

Karahisâr-ı Şarkî’ye merbût Hamidiye Kazâsı’nın Mesudiye nâmiyle tevsîmi husûsuna bi’l-istîzân irâde-i seniyye-i cenâb-ı hilâfet-penâhî şeref-südûr buyurulduğu bâ-tezkire-i sâmiyye izbâr ve keyfiyyet îcâb edenlere iş‘âr kılınmışdır ol bâbda
Hülâsâ: Karahisâr-ı Şarkî Sancağı’nda Hamidiye Kazâsı’nın Mes‘udiye nâmiyle tevsîmi hakkında.

II. Belgenin Özeti:
Dahiliye Nezareti (İçişleri Bakanlığı) Muhaberat-ı Umumiye Dairesi 4. Şube’sinin Divan-ı Hümayun’a, Sicill-i Nüfus’a , Sivas Vilayeti’ne ve Muhasebe’ye gönderdiği 15 Şubat 1910 tarihli yazıda; Karahisar-ı Sancağı’na bağlı Hamidiye Kazası’nın isminin Mesudiye Kazası olarak değiştirildiğine dair iradenin çıktığını Başbakanlığın bildirdiği hakkında.

MESUDİYE TARİHİ KRONOLOJİSİ

Mesudiye yöresinin engebeli ve ulaşımı zor olduğu için, idari yönetim olarak çok değişkenlik yaşamıştır. Bunun içindir ki Mesudiye’nin idari kronoloji yayınlanan eserlerde, tarihi belgeler incelenmeden verildiğinden dolayı yanlış aksettirilmiştir.
Mesudiye’nin Tarihi Kronolojisi:
1-M.Ö. 3000 yıllarına ait bulunan kalıntılardan Mesudiye yöresinde yerleşim olduğunu göstermektedir.
2-M.S. Mesudiye ve çevresinin Bizans hakimiyetine geçmesi, bu yörede bulunan sikkelerden anlaşılmaktadır.
3-Danişmendliler’in 1071-1175 tarihlerinde Mesudiye yöresine hakim olmaları.
4-1313 yılında Haciemiroğulları’nın Mesudiye bölgesine gelmeleri.
5-1357 yılında Hacıemiroğlu İbrahim Bey’in Maçka’ya kadar gazaya gitmesi.
6-1386 yılında Tacettinoğulları’nın mağlup edilip İskefsir’in Hacıemiroğulları’na bağlanması.
7-1397 yılında Hacıemiroğlu Süleyman’ın Giresun’u fethetmesi.[82]
8-1398 tarihinde Hacıemiroğulları’nın Osmanlı Devleti’ne bağlanmaları.
9-1402 Ankara Savaşı sonrası Hacıemiroğulları’nın tekrar bağımsız kalmaları.
10-1427 tarihinde Osmanlı Devleti’ne Hacıemiroğulları’nın tekrar bağlanması. Ve oluşan idari birimde Vilayet-i Canik-i Bayramlu’ya (Ordu) bağlı Milas nahiyesinin idari birim olarak kurulması (Henüz belgelerine ulaşamadık).
11-1455 tarihinde Vilayet-i Canik Bayramlu’ya (Ordu) bağlı Milas nahiyesi.[83]
12-1485 tarihinde Vilayet-i Bayramlu’ya bağlı Milas nahiyesi.[84]
13-1547 tarihinde İskefsir kazasına bağlı İskefsir nahiyesi.[85]
14-1613 tarihinde Bayramlu kazasına bağlı Milas nahiyesi.[86]
15-1642 tarihinde Karahisar-ı Şarki Livası’na bağlı Milas kazası.[87]
16-1830-43 yılları arasında Milas Kazası’nın maden yönüyle Gümüşhane Maden-i Hümâyûnu’na bağlanması.[88]
17-1859-1865 yılları arasında Milas ve İskefsir iki ayrı kaza olup Karahisar Livası’na bağlıdırlar. Karahisar-ı Şarki Livası da Trabzon Eyaleti’ne bağlıdır.
18-1866-67 tarihlerinde Milas ve İskefsir kazaları Karahisar-ı Şarki Livası’na bağlıdır. Karahisar-ı Şarki Livası da Erzurum Eyaleti’ne bağlıdır.
19-1868 tarihinde Milas kazası ve bu kazaya bağlı İskefsir nahiyesi Karahisar Sancağı’na bağlanması. Bu sancak da Sivas Vilayeti’ne bağlıdır.
20-1870 yılında Parçı Köyü’nden (Üyol Beldesi) Milas Kazası’nın bugünkü merkezi olan Pazaryeri’ne (bugünkü Mesudiye’ye) taşınması.[89]
21-1867-1876 tarihleri arasında Milas kazası Karahisar-ı Şarki Sancağı’na, bu sancak da Sivas Vilayeti’ne bağlıdır.
22-20 Kasım 1876 tarihinde Milas Kazası’nın ismi Hamidiye Kazası olarak değiştirildi. Bu kaza ve kendisine bağlı İskefsir nahiyesi Karahisar-ı Şarki Sancağı’na bağlandı.[90]
23-1876 tarihinde halk tarafından hükümet konağının inşa edilmesi.[91]
24-2 Kasım 1876 tarihinde Sivas Valisi Ahmed İzzzet Bey’in Hamidiye Kazası’na bir okul yaptırması.[92]
25-1899 tarihinde Hamidiye kazasında ilk belediye teşkilatının kurulması.[93]
26-1906 tarihinde İskefsir nahiyesinin Hamidiye kazasından ayrılarak müstakil kaza olması.[94]
27-8 Şubat 1910 tarihinde Hamidiye kazasının isminin Mesudiye Kazası olarak değiştirilmesi ve Karahisar-ı Şarki Sancağı’na bağlanması. Bu sancak da Sivas Vilayeti’ne bağlıdır.[95]
28-Mesudiye’ye ilk motorlu aracı (kamyon) Sami Bey’in getirmesi.[96]
29-20 Mayıs 1933 tarihinde Mesudiye’nin Karahisar-ı Şarki Vilayeti’nden ayrılarak Ordu Vilayeti’ne bağlanması.
30- 27 Aralık 1939 tarihinde Mesudiye’de büyük bir depremin meydana gelmesiyle can kayıplarına sebep olması.
31-1954 tarihinde Mesudiye’nin elektrikten yararlanmaya başlaması.

1927-1928 TÜRKİYE CUMHURİYETİ
SALNAMESİ'NDE MESUDİYE

Mesudiye Kazâsı Gebeme Nahiyesi ile 75 adet köyden ibârettir.
83335 bağdâdî dönüm arâzîde 125000 dönüm arpa 1750 dönüm mısır 200 dönüm patates ziraatı yapılmaktadır.
3680000 kilo arpa 20000 kilo mısır üretilmektedir.
317 beygir 394 kısrak 536 merkep 22 katır 5560 inek 6259 öküz 1476 manda 18030 koyun 102454 keçi 65668 kilo süt 18100 kilo yapağı 8760 kilo keçi kılı üretilmiştir.
15000 hektar akçam 5000 hektar köknar 2000 hektar ardıç 5000 hektar meşe 3000 hektar çalılık.
Mesudiye kazası dahilinde 183 adet adi su değirmeni mevcut olup yüzde onu altı yedi ay yüzde doksanı sel suyu ile yazın ve güzün birer ay çalışmaktadır. Diğer zamanlarda çalışmadıkları için senelik üretim tayin edilememiştir. Tahmînen sel değirmenleri 24 saatte 100 kilo ve ırmak değirmenleri ise 300 kilo miktarında üretim yapabilirler.
Ziraat Bankası şubesi mevcuttur.
Mesudiye Çambaşı arası 35 kilometre eski, 10 kilometre yeni inşa ile Mesudiye Arıkmusa arası 15 kilometre eski, 10 kilometre yeni inşa yol mevcuttur.
Mesudiye Belediyesi'nin yıllık 1385 lira geliri vardır.
22929 yekun nüfus olup 10281 erkek 12648 kadındır. 1003 doğumun 507 si erkek 495'si kızdır. 296 adet vefatın 248'i erkek.48'i kadındır. 61 adet boşanma vardır.




________________________________________
[1] İbrahim Tellioğlu, Osmanlı Hakimiyetine Kadar Doğu Karadeniz’de Türkler, Trabzon 2004, s.1.
[2] Karadeniz kıyıları ile Canik dağları yöresi ve Kelkit-Yeşilırmak nehirlerinin yerleştiği tektonik oluklarda oluşan Orta Karadeniz ardı yöresi, bölgenin iki farklı bölümünü oluşturur. Canik dağlarının üst kısmı bir plato görünümünde olup geniş yaylalar yer alır. Orta Karadeniz ardı yöreler ise Canik dağları güneyinde faylanma sonucu çöken oluklar ve bunların içerisine yerleşmiş ovalardan oluşur. Her iki bölümde farklı iklim özellikleri görüldüğü için değişik bir bitki örtüsü hakimdir. bkz., İbrahim Atalay-Kenan Mortan, Türkiye Bölgesel Coğrafyası, İstanbul 1997, s. 74-76.
[3] Mithat Baş, Mesudiye Tarihi, Sosyal, Ekonomik ve Kültürel Yapısı, İstanbul 1982, s. 138.
[4] Mehmet Özsait, “İlkçağ Tarihinde Trabzon ve Çevresi” Trabzon Tarihi Sempozyumu, Trabzon 1999, s.35.
[5] a.g.e., s. 35.
[6] a.g.e., s. 36.
[7] Kaleköy Mesudiye’ye 6 km uzaklıktadır.
[8] Yaşar Çoruhlu-Ömer Çakır, "Ordu’nun Mesudiye İlçesi / Kale Köyü’nde bir Türkmen Kalesi, Mezar Taşları ve Üç Mezar Anıtı", Tarih Dergisi, sayı:36, İstanbul 2000, s.81. Geniş bilgi için bkz. Mehmet Özsait, 1990 Yılında Ordu-Mesudiye Çevresinde Yapılan Yüzey Araştırmaları, Araştırma Sonuçları Toplantısı, IX, Ankara,1992, s.357-376.; 1991 Yılı Ordu-Mesudiye Yüzey araştırmaları, Araştırma Sonuçları Toplantısı, X, Ankara 1993, s.311-330.; 1992 Yılı Ordu-Mesudiye Yüzey araştırmaları, Araştırma Sonuçları Toplantısı, XI, Ankara 1994, s. 285-300.; 1993 Yılı Ordu-Mesudiye Ve Sivas-Koyulhisar Yüzey Araştırmaları, Araştırma Sonuçları Toplantısı, XII, Ankara 1995, s. 459-482.
[9] a.g.e., s. 36; Kimmerler hakkında geniş bilgi için bkz., Tellioğlu, a.g.e., s.14-21. Türk mitolojisinde yer alan bazı ifadeler, Kimmerler’in Türklükle bağlantısı olduğu yönündeki tezleri doğrular niteliktedir. Avrupa Hunları’nın geyikli efsanelerinde Avrupa Hun Devleti’nin Güney Rusya’daki kalıntılarından olan Kutrigur ve Utigur kabilelerinin menşeinin anlatıldığı efsanede bu boyların kökeni Kimmerler’e bağlanmaktadır. Geniş bilgi için bkz., Bahattin Ögel, Türk Mitolojisi I, Ankara, 1993, s.579. Ayrıca bkz., A.Zeki Velidi Togan, Umumi Türk Tarihine Giriş I, İstanbul, 1981, s. 34.
[10] Türk mitolojisinde yer alan ifadeler ile İskitlerle Türkler’in kültürel ortaklıkları hususunda çok kıymetli bilgiler bulunmaktadır. Oğuz Destanı’nda geçen yay ile okların toprağa gömülerek uçlarının dışarıda bırakılması, Orta Asya mitolojisinin önemli bir motifidir ve kılıcı toprağa gömme, İskitlerden beri devam eden bir adettir. Geniş bilgi için bkz. Ögel, a.g.e., s.207-588. Ayrıca İskitlerin tarihi hakkında geniş bilgi için bkz. İlhami Durmuş, İskitler (Sakalar), Ankara 1993, s. 39-48.; Ekrem Memiş, İskitlerin Tarihi, Konya 1987, s.22.
[11] Tellioğlu, a.g.e., s. 30-39. Ayrıca Kıpçaklar için bkz. Akdes Nimet Kurat, Karadeniz Kuzeyindeki Türk Kavimleri, Ankara 1992, s.69-72.
[12] Tellioğlu. a.g.e., s. 41.
[13] Mehmet Bilgin," Doğu Karadeniz Bölgesinin Etnik Tarihi üzerine", Trabzon Tarihi Sempozyumu, Trabzon 1999, s. 51.
[14] Faruk Sümer, Oğuzlar (Türkmenler) Tarihleri-Boy Teşkilatı-Destanları, İstanbul 1967, s.IX.
[15] Sümer, a.g.e., s. 49-52.
[16] a.g.e., s.V.; Kenan İnan, “Giresun ve Havalisinde Türkmenler” Giresun Tarihi Sempozyumu, İstanbul,1997 s. 59.
[17] Ali Sevim-Erdoğan Merçil, Selçuklu Devletleri Tarihi, Ankara 1995, s. 34.; ayrıca bkz.; Tellioğlu, a.g.e., s. 61-64.
[18] Malazgirt Savaşı ile ilgili geniş değerlendirmeler için bkz.; Mustafa Kafalı, Anadolu’nun Fethi ve Türkleşmesi, Ankara 1988, s. 8-9.; İbrahim Kafesoğlu, “Malazgirt Muharebesi” Malazgirt Zaferi ve Alp Arslan, İstanbul 1971, s. 182-200.; Nejat Kaymaz, " Malazgirt Savaşı İle Anadolu’nun Fethi ve Türkleşmesine Dair” Malazgirt Armağanı, Ankara 1993, s. 259-268.
[19] Kerimuddin Mahmud-i Aksarayî, Müsameretü’l-Ahbar, (Nşr.M.Öztürk), Ankara 2000, s. 13.
[20] Müneccimbaşı Ahmed b. Lütfullah, Camiü’d-Düvel, II (Nşr.A.Özgül), İzmir 2000, s. 156-158.; ayrıca Miryakefalon (Karamıkbeli) Savaşı hakkında geniş bilgi için bkz.; Abdülhaluk Çay, II. Kılıç Arslan, Ankara 1987, s. 68-88.
[21] Necati Demir, Türkler, Ankara 2002, c. VI, 824.
[22] Faruk Sümer, Tirebolu Tarihi, İstanbul 1992, s.3.; ayrıca bkz., Yaşar Yücel, Kadı Burhaneddin Ahmed ve Devleti (1344-1398), Ankara 1983, s.89.
[23] BOA. Tapu Tahrir Defteri, Nu: 13. s. 425. de “Cem‘u’l-mecmu‘-i Vilâyet-i Bayramlu me‘a İskefsir ve Milas” olarak geçmektedir.; BOA. Tapu Tahrir Defteri, Nu: 37. s. 34. de “Vilâyet-i Satılmış ve Bayramlu” olarak geçmektedir.; BOA. Tapu Tahrir Defteri, Nu: 255. s. 305. de“Kazâ-i Bayramlu” olarak geçmektedir.; BOA. Tapu Tahrir Defteri, Nu: 387. s. 597. de “Canik-i Bayram Kazâsı” olarak geçmektedir.; BOA. Tapu Tahrir Defteri, Nu: 716. s. 3. de “Nahiye-i Bayramlu nâm-ı diğer Ordu” olarak geçmektedir.; BOA. Tapu Tahrir Defteri, Nu: 53. s. 285. de“Nâhiye-i Bayramlu” olarak geçmektedir.; BOA. Tapu Tahrir Defteri, Nu: 41. s. 9. de “ Nâhiye-i Bayramlu” olarak geçmektedir.; BOA. Tapu Tahrir Defteri, Nu: 85. s. 1. de “Nâhiye-i Bayramlu” olarak geçmektedir.; BOA. Tapu Tahrir Defteri, Nu: 562. s. 5. de “Nâhiye-i Ordu” olarak geçmektedir.; Geniş bilgi için bkz.; Bahaeddin Yediyıldız, Ordu Kazası Sosyal Tarihi, Ankara 1985.; ayrıca bkz.; Bahaeddin Yediyıldız-Ünal Üstün, Ordu Yöresi Tarihinin Kaynakları I 1455 Tarihli Tahrir Defteri, Ankara 1992.
[24] Antony Bryer, Greeks and Turkmens, Appendix I. S.V.143.
[25] Karadeniz Bölgesinde kır pazarları, "sergi" ismiyle anılmaktadır.
[26] Mehmet Bilgin, “Giresun Bölgesinde Türkmen Beylikleri ve İskan Hareketleri” Giresun Tarihi Sempozyumu, İstanbul 1997, s.89; ayrıca bkz., Bryer. a.g.e., s.144.
[27] Feridun M. Emecen, İlk Osmanlılar ve Batı Anadolu Beylikler Dünyası, İstanbul 2003, s.40.
[28] Mesudiye ilçesine bağlı olan ve 6 km uzaklıktaki Kaleköy’de saray, kale ve üç adet mezar bulunmaktadır. Mezar kitabeleri tahrip olmuştur. Buradaki bir mezar taşında, “Fî şehr-i rebi‘i’l-evvel senete sittetin ve erba‘în ve semânümi’e fî hicreti’n-Nebeviyye” (H.Rebi‘ü’l-evvel 846 / M.Ağustos 1442) tarihi mevcuttur.
[29] Faruk Sümer, Çepniler, İstanbul 1992, s.7.; ayrıca bkz.; Ali Çelik, “Çepnilerin Anadolu’nun Türkleşmesindeki Yeri ve Önemi” Türkler, Ankara 2002, c.VI, 312.; ayrıca bkz. Hilmi Göktürk, Anadoluda Oğuz Boyları, Anadolunun Dağında Ovasında Türk Mührü, İstanbul 1979, c. II. 103.
[30] M. Hanefi Bostan, “Anadoluda Çepni İskanı”, Türkler, Ankara 2002, c.VI, 299; ayrıca bkz. Sümer, Çepniler, s.8.
[31] Sümer, Oğuzlar (Türkmenler) Tarihleri-Boy Teşkilatı-Destanları, 210-211.sahifeleri arasındaki II. ve III. çizelgeler. Sungur; doğan türü avcı bir kuştur. Türkler isim olarak da kullanmışlardır. Aksungur ve Karasungur gibi.
[32] Menâkıb-ı Hacı Bektâş-ı Velî “Vilâyet-nâme”, (Haz: A. Gölpınarlı), İstanbul 1958, s. 26.; ayrıca geniş bilgi için bkz., Çelik, a.g.e., s. 313.; Bostan, a.g.e., s. 299.
[33] Togan, a.g.e., s. 268.
[34] a.g.e., s. 268.
[35] Yasun Burnu, Ordu iline bağlı Perşembe ilçesindedir.
[36] Bryer, a.g.e., s.144.
[37] a.g.e., s. 145; Bilgin, a.g.e., s. 90.
[38] Bryer, a.g.e., s. 145; Bilgin, a.g.e., s. 90.
[39] Bryer, a.g.e., s. 145.
[40] a.g.e., s.132.; Bilgin, a.g.e., s. 90.; Rustam Shukurov, “Between Peace and Hostility: Trebizond and the Pontic Turkish Periphery in the Fourteenth Century”, Mediterraenan Historical Review, IX/1 (1947), s.20-73.; Tellioğlu, a.g.e., s.149.; Demir, a.g.e., s.825.
[41] Mesudiye köylerinde yapmaya başladığımız saha ve demografi araştırmasında Mesudiye’nin Üçyol Beldesi, Birebir Köyü ve Beşbıyık Köyü’nde Emiroğlu isimli sülaleler tespit ettik. Bu üç sülale birbirlerini tanımıyorlar. Üçyol Beldesi’ndeki sülale, askeri bir sınıftan geldiklerini ve buranın yerlisi olduklarını söylüyorlar. Bugünkü soy isimleri Erdem. Birebir Köyü’ndekilerin bugünkü soy isimleri Buyurkan. Beşbıyık Köyü’ndekilerin soy isimleri ise Erdoğan. Bu üç sülalenin fiziki yapısı birbirlerine çok benziyor. Özellikle göz renkleri ve saç renkleri. Emiroğlu sülalelerinin Hacıemiroğulları’nın torunları olduklarını tahmin etmekteyiz. Bu çalışmamız Mesudiye coğrafyasını kapsayacak şekilde devam etmektedir.
[42] Bostan, a.g.e., s. 299.; Demir, a.g.e., s. 826.; İbn Bibi, el-Evâmiru’l-Alâiyye fi’l-Umûri’l-Alâiyye, (Haz:M. Öztürk), Ankara 1996, c. II, 238-239.
[43] Faruk Bümer,” Çepniler”, Türk Dünyası Tarih Dergisi, S. 55, s. 7.
[44] Aziz B. Erdeşir-i Esterebadi, Bezm u Rezm, (Çev. Mürsel Öztürk), Ankara 1990, s. 309-313.; İnan, a.g.e., s. 65; Demir, a.g.e., s. 826.; Bilgin, a.g.e., s. 91.
[45] İskefsir bu gün Tokat iline bağlı olan Reşadiye ilçesidir. Mesudiye’ye (Milas-Hamidiye) nahiye olarak bağlı iken, 1906 yılında ayrılarak ilçe olmuştur. Geniş bilgi için bkz. Ali Rıza Atasoy, Tokat Reşadiye İlçesi Halk Kitabı, İstanbul 1951, s.40-41.
[46] Bezm u Rezm, s. 313-314.; Bilgin, a.g.e., s. 92.; Demir, a.g.e., s. 826.
[47] Demir, a.g.e., s. 826.
[48] Milas ismini ortasından akan ırmaktan almaktadır. Milas ismi, 3 Za. 1293 (20 Kasım 1876) yılında Sultan Abdülhamid’e izafeten “Hamidiye” olarak değiştirilmiştir. Geniş bilgi için bkz. BOA. İrâde Dâhiliye, Nu: 60297. Daha sonra 26 Kânûn-ı Sânî 1325 (8 Şubat 1910) tarihinde de “Mesudiye” ismini almıştır. Geniş bilgi için bkz. BOA. Dâhiliye Muhaberât-ı Umumiye İdâresi,. Nu: 63/76.
[49] Demir, a.g.e. s. 826. Ayrıca Doç. Dr. Necati Demir’in Hacıemiroğulları ile ilgili saha çalışmaları devam etmektedir.
[50] Tellioğlu, a.g.e. s. 151.
[51] Feridun M. Emecen, “Giresun Tarihinin Bazı Meseleleri” Giresun Tarihi Sempozyumu, İstanbul 1997, s. 22.; Tellioğlu, a.g.e., s. 151.; Demir, a.g.e., s. 827.
[52] Bezm u Rezm, s. 485.
[53] a.g.e., s. 485.; Bilgin, a.g.e., s. 93-94.; Demir, a.g.e., s. 827.
[54] Meydan Larousse, İstanbul 1992, c.XV, 165; Baş, a.g.e., s. 56.
[55] Mükrimin Halil Yinanç, MEB İslam Ansiklopedisi, c II, s. 378.; Halil İnalcık, TDV İslam Ansiklopedisi, c V. s. 233.
[56] Demir, a.g.e., s. 827.
[57] Demir, a.g.e., s. 827.; Sümer, a.g.e., s. 319.; Bilgin, a.g.e., s. 94.; ayrıca geniş bilgi için bkz. Ruy Gozlez de Clavijo, Embejada a Tomarlan, Madrid 1943, s. 83.
[58] Mehmet Öz, XV_XVI. Yüzyıllarda Canik Sancağı, Ankara 1999, s. 24-25. ayrıca geniş bilgi için bkz., Yediyıldız, a.g.e., s.7-8.
[59] Bahaeddin Yediyıldız, Ordu Kazâsı Sosyal Tarihi (1455-1613), Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları: 598, Kültür Eserleri Dizisi: 42, Ankara 1985, s.6.
[60] 1455 tarihli BOA. Tapu Tahrir Defteri, Nu: 13; 1485 Tarihli BOA. Tapu Tahrir Defteri, Nu: 37.
[61] 1520 tarihli BOA. Tapu Tahrir Defteri, Nu: 387; 1547 tarihli BOA, Tapu Tahrir Defteri, Nu: 255.
[62] 1613 tarihli TKA. Tapu Defteri, Nu: 169.
[63] Bahaeddin Yediyıldız, Ordu Kazâsı Sosyal Tarihi (1455-1613), Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları: 598, Kültür Eserleri Dizisi: 42, Ankara 1985.
[64] Mesudiye ilçesine bağlı olup 6 km uzaklıktaki Kaleköy’de saray, kale ve üç adet mezar bulunmaktadır. Mezar kitabeleri tahrip olmuştur. Buradaki bir mezar taşında, “Fî şehr-i rebi‘ü’l-evvel senete sittetin ve erba‘în ve semânü mi’etin fî hicreti’n-Nebeviyye” (H.Rebi‘ü’l-evvel 846 / M. Ağustos 1442) tarihi mevcuttur. Bu kale ve mezarlar Hacıemiroğulları Beyliği’ne ait olup merkezleri bu köydür. Geniş bilgi için bkz. Yaşar Çoruhlu-Ömer Çakır, "Ordu’nun Mesudiye İlçesi / Kale Köyü’nde bir Türkmen Kalesi, Mezartaşları ve Üç Mezar Anıtı", Tarih Dergisi, sayı:36, İstanbul 2000, s.81; Ayrıca bkz. Dt. Hüseyin Erdoğan-Yaşar Celep, Ordu Mesudiye İş Dünyası Kataloğu, İstanbul 2004, s.3.
[65] Osmanlı döneminde Mesudiye’ye bağlı olup bugün Ordu İli Kabadüz İlçesi’ne bağlıdır.
[66] Neresi olduğunu tespit edemedik.
[67] Kabadüz İlçesi’ne bağlı yeni ismi Özlükent Köyü.
[68] Üçyol Beldesi Sahanlı mevkiindeki derenin sağ tarafında eski bir mezarlık bulunmaktadır. Taret Yukarı Köyü'nün burası olduğu kanaatindeyiz. Mesudiye Nüfus Müdürlüğü'nde yaptığımız demografi araştırmasında Üçyol Beldesi'nin Kütüklü Mahallesi'nde Taret Yukarıoğulları diye bir aile kaydını tespit ettik. Yaptığımız araştırmada yöre insanı böyle bir ismi bilmiyor, fakat Sahanlı mevkiinde eski bir köy olduğunu söylüyorlar. Buradaki kalıntılar da bunu doğruluyor. Bu mevkii sulamaya çok müsait olması sebebiyle ziraata elverişlidir. Şu an sulanır çayırları oldukça çoktur.
[69] Kale Köyü’ne bağlı mahalle.
[70] Herközü Köyü sınırları içinde eski bir yerleşim birimi.
[71] Güvenli Köyü sınırları içinde eski bir yerleşim birimi.
[72] Yardere Köyü’ne bağlı mahalle.
[73] Sivas ili Koyulhisar ilçesine bağlı Çaylı Köyü.
[74] Koyulhisar ilçesine bağlı Sarıkaya Köyü.
[75] Neresi olduğu tespit edilemedi.
[76] Kışlacık Köyü’ne bağlı mahalle.
[77] Geniş bilgi için bkz. Dr. Rifat Günalan-Yaşar Celep, “17 Y.Y. Avarızhane Defterlerine Göre Karahisar-ı Şarki Livası’na Tabi Milas Kazası” Trabzon Tarihi Sempozyumu, Trabzon 2005.
[78] Geniş bilgi için bkz. Bahaeddin Yediyıldız-Üstün Ünal,Ordu Yöresinin Tarihi Kaynakları I,Ankara1992, s.XXI
[79] Geniş bilgi için bkz. Faruk Sümer, Çepniler, İstanbul 1992, s.7-10.
[80] BOA.İrade Dahiliye, Nu:60297.
[81] BOA.DH.MUİ,Nu:63/76
[82] Feridun M. Emecen,”Giresun Tarihihin Bazı Meseleleri” Giresun Tarihi Sempozyumu, İstanbul 1997, s.22.
[83] Geniş bilgi için bkz: BOA. Tapu Tahrir Defteri, Nu:13.
[84] Geniş bilgi için bkz: BOA. Tapu Tahrir Defteri, Nu:37.
[85] Geniş bilgi için bkz: BOA. Tapu Tahrir Defteri, Nu:255.
[86] Geniş bilgi için bkz: BOA. Tapu Tahrir Defteri, Nu:716.
[87] Geniş bilgi için bkz: BOA. Maliyeden Müdevver Defterler, Nu:299.
[88] BOA.Kamil Kepeci Tasnifi, Nu:6388.
[89] BOA.İrade Dahiliye, Nu:60297.
[90] A.g.b., Nu:60297
[91] BOA. İrade Dahiliye, Nu:60297.
[92] BOA. İrade Dahiliye, Nu:60297.
[93] Başbakanlık Osmanlı Arşivi’nde Hamidiye kazası belediye teşkilatının kurulmasına dair henüz bir vesikaya ulaşamadık.
[94] Komisyon, Dünden Bugüne Reşadiye, s.50.
[95] BOA. Dâhiliye Muhaberat-ı Umumiye İdâresi, Nu:63/76.
[96] Mithat Baş, a.g.e. s.58.

Dt. Hüseyin ERDOĞAN
Yerel Tarih Araştırmacısı

Yaşar CELEP
Mesvak Kurucu Başkanı
Başbakanlık Osmanlı Arşivi Uzmanı

kale8.jpg

Emirogulları Ailesi ve Konuk Defterimiz

Ad,Soyad:

E-mail:

Web Adresi:

Mesaj:


ismim@benimadresim.com

Bana ulaşmak için yukarıdaki e-mail adresini kullanın