www.emirogullari.forumkurdu.net

EMİROĞULLARI
EMİROĞULLARI BEYLİĞİ
EMİROĞULLARI BEŞERİ DAĞILIMI
EMİROĞLU İLETİŞİM
AİLEDEN BEYLİĞE BEYLİKTEN SÜRGÜNE
EMİROĞULLARI TARİHİ
ANADOLU SELÇUKLULARI VE EMİROĞULLARI
ORDU İLİ BÖLGE TARİHİ
DANİŞMENDLİLER VE DANİŞMEND GAZİ
DANİŞMENDLİLER TARİHİ ESERLER
ÇEPNİLER VE KARADENİZ
ÇEPNİ TÜRK TARİHİ
ÇEPNİ KİLİMLERİ
OSMANLI HAKİMİYETİNE KADAR DOĞU KARADENİZDE TÜRKLER
TRABZON TARİHİ
TRABZON VE GÜMÜŞHANE ÇEPNİ TARİHİ
EMİROĞULLARI VE KARADENİZ
CANİK VE TARİHİ ALT YAPISI
HACIEMİROĞULLARI BEYLİĞİ ZAMANINDA MESUDİYE
MESUDİYE TARİHİ ve EMİROĞULLARI
REŞADİYE TARİHİ VE EMİROĞULLARI
ŞEBİNKARAHİSAR TARİHİ VE EMİROĞULLARI
TARİHİ HAMAM Emiroğulları
SELİMİYE CAMİİ ORDU
ESİPAZAR CAMİİ EMİROĞULLARI
EMİROĞULLARI BEYLİK KALESİ MESUDİYE
GENÇAĞA KALESİ
ÜNYE ve TÜRK TARİHİ
ORDU VE GİRESUN AĞIZLARI ÜZERİNE
Emiroğlu Rıza paşa ve oğlu Sureyya Paşa
EMİROĞLU İPSİZ RECEP ve İSTİKLAL SAVAŞI
EMİROĞLU TABYASI & ARDAHAN SAVAŞI 1877
TRABZON ve OSMANLILAR
AİLE ALBÜMÜ
MİSYON VE VİZYON
ÖNCELİKLİ HEDEFLER
LİNKLERİMİZ
SOSYAL ve KÜLTÜREL DERNEK YAPILANMASI
ERMENİLER KATLİAMA DEVAM EDİYOR
PONTUS SOYKIRIMI İDDİALARI VE TÜRKİYE
TARİHTEN VE DOĞADAN ESİNTİLER
HORASAN ERENİ MEHMET EMİROĞLU
ŞEHİTLERİMİZ

ORDU VE GİRESUN AĞIZLARI ÜZERİNE


Anadolu ağızları konusunda bugüne kadar önemli çalışmalar yapılmıştır. Bu çalışmalara dayanarak yapılan bir sınıflandırmaya göre; Ordu ve Giresun yöresi ağızları, Anadolu ağızlarının “Batı Grubu Ağızları” içerisinde, beşinci alt grupta yer almaktadır. Grubun diğer yöreleri, Samsun ve Sinop ağızları bazı farklılıklar arz ettiği için alt derecedeki başka bir ağız bölgesini oluşturur[1].
1. GİRESUN ve ORDU YÖRESİNİN İSKâN ÖZELLİKLERİ VE TARİHÇESİ
Bir bölgenin diyalektolojik yapısı, o yörenin etnik yapısı ile yakından alâkalıdır. Nitekim XI. yüzyılda Kaşkarlı Mahmûd’un Dîvânu Lûgati’t-Türk adlı eserinde boylar arasındaki ağız farkları üzerinde durması, bu konuyu izah etme gayretlerinden biridir[2].
Ağız gruplarını belirleme ve sınıflandırma çalışmalarında pek çok ölçü kullanılmıştır. Ses bilgisi, şekil bilgisi, kelime kadrosu bunlardan bazılarıdır. Sınıflandırma çalışmalarında tarih de birinci derecede yararlanılabilecek unsurlardandır.
Hakkında araştırma yapıp ağız özelliklerini ortaya koymaya çalışacağımız bölgenin sınırını çizme ve etnik yapısını belirleme ancak tarihin araştırılması ile mümkündür. Yani adı geçen coğrafyanın Türk vatanı yapılmasında ve iskâna açılmasında önemli rol oynayan insanların kimler olduğunu belirlemek gerekmektedir.
Anadolu topraklarının fethedilmesinde ve iskân edilmesinde en az yirmi üç Oğuz boyunun emeği olduğu artık ilim âleminin bilgisi dahilindedir[3]. Anadolu’nun geneli ile ilgili olan bu durum, bölgemiz için biraz farklı gibi görünmektedir. Yer isimlerinden anlaşıldığına göre Karadeniz Bölgesi’ne daha az Türk boyu gelmiş ve yerleşmiştir.
Anadolu kapılarının Türklere açılışının bir anahtarı olan Malazgirt Savaşı’ndan sonra bu coğrafyanın kuzeyinin fethi ile Dânişmendliler görevlendirilir. Dânişmendliler, Malazgirt’ten İstanbul Boğazı ile Karadeniz’in birleştiği noktanın yakınlarına çizilecek bir çizginin kuzeyde kalan büyük bir bölümünü kısa zamanda fetheder. Başlangıçta Selçuklu Devleti’ne bağlı idiler. Daha sonra müstakil devlet hâlini alırlar ve Sivas’ı başkent yaparlar. Devlet idaresi buradan yapılırken sınırlar Trabzon Rumlarına dayanır. Daha iyi mücadele verebilmek için başkenti Niksar’a taşırlar. Karadeniz Bölgesi’nin Türk vatanı hâline getirilme çalışmalarını buradan yönetirler.
Dânişmendliler, Niksar’ı başkent yaptıktan sonra fetihlerini büyük ölçüde kuzeye kaydırırlar. Fethedildikten sonra muhtemelen iki devletin sınırı olan Mesudiye ilçesine bağlı, şimdiki ismiyle Kaleköy’de bir sınır kalesi yaparlar. Topraklarını daha çok doğuya doğru genişletirler. En son ulaştıkları nokta muhtemelen Gümüşhane yakınlarıdır. Bu arada Kaleköy’den sahile doğru da akınlar yaptıkları bölgedeki Dânişmendlilere ait yer isimlerinden anlaşılmaktadır[4].

Dânişmendli Devleti’nin ağırlıklı nüfusu büyük ihtimalle Çepniler idi. Çepnilere ait yer isimlerinin büyük bir çoğunluğunun Anadolu’nun kuzeyinde yoğunlaşması bunun bir delilidir diyebiliriz[5]. Ayrıca Türklerin Anadolu’da inşa ettiği ilk büyük eserlerden biri olan ve günümüze ulaşan Niksar Ulu Camii’nin 1145 yılında Çepnizâde Hasan Efendi tarafından yaptırılması ve yine Niksar’da Çepnibey ismiyle bir mahallenin bulunması önemli deliller olsa gerektir.
Selçuklular, Dânişmendli Devleti’ni 1178 yılında yıkar ve onların topraklarına sahip olurlar. XIII. yüzyılın başlarında bu devlet de yıkılır. 1335 yılında Moğol-İlhanlı devrinin sona ermesiyle Anadolu’da beylikler dönemi başlar. Moğollar döneminde var olan beylik, onların gitmesiyle tamamen müstakil hareket etmeye başlar.
Hacıemiroğulları, ağırlıklı nüfusu Çepni olan Dânişmendliler yıkıldıktan sonra, onların torunları tarafından[6] Mesudiye ilçesine bağlı Kaleköy’de kurulmuştur[7].“Osmanlı Devleti’nin fethine kadar Hacı Emir ve oğulları tarafından idare edilen bu beyliğin sınırları, 1403 yılında, sahilde Giresun’dan Terme’ye kadar uzanıyordu. Terme’den güneyde Niksar’ın doğusuna çekilecek bir hat, beyliğin batı sınırını teşkil ederken, güney sınırı Kelkit vadisini takip ediyor, sonra Koyulhisar ve Şebinkarahisar’ı dışarda bırakacak şekilde, Şebinkarahisar’ın güneyinden Giresun’un hemen doğusuna inen bir hat da, beyliğin doğu sınırını oluşturuyordu”[8].
Hacıemiroğulları, bölgenin Türkleşmesinde son noktayı koymuşlardır. Onlar, 1380’li yıllarda Ordu sahillerine inerler. 1397 yılında, daha önce Türklerin eline hiç geçmemiş Giresun Kalesi’ni Trabzon Rumlarından alırlar[9]. Dolayısı ile Ordu ve Giresun bölgesinde uzun yıllar beraber yaşamış Çepniler bir bütünlük içerisinde yerleşmiş olurlar. 1455 yılında kaleme alınan tahrir defterine göre Ordu sınırları içerisinde Çepnilere ait dört yer ismi bulunmaktadır. Bunlardan Habsamana’ya bağlı Çepni karyesinde yaşayan iki kişinin adının Bayram veled-i Mehmed Çepni ve Yusuf veled-i Ahmed Çepni olması dikkat çekicidir[10].
Giresun’un doğu kısmı ise Dânişmendliler döneminde Trabzon’un güneyinde yerleşmiş ağırlıklı nüfusa sahip Çepniler[11] tarafından Türk topraklarına katılır. Onlar, “Kürtün’den hareket ederek Harşit vadisi yolu ile Karadeniz’e erişmişler ve bu vadinin iki yanındaki güzel toprakları yurt edinmişlerdi”[12]. Fatih Sultan Mehmet 1461 yılında gerçekleştirdiği Trabzon seferi sırasında,“Kürtün, Dereli, Giresun, Tirebolu, Eynesil, arasındaki geniş kırlık kesim Çepni beylerinin elinde bulunuyordu”[13]. 1486 yılında kaleme alınmış Trabzon Sancağı Tahrir Defteri’ne göre bu bölgede Vilayet-i Çepni isimli bir il bulunmaktadır[14].“Adı geçen il Giresun’un merkez kazası ile Keşap, Dereli kazalarının topraklarını içine almaktadır. Çepni ili’nde 59 köyün varlığı tespit edilmiştir. Bu 59 köyde 2243 vergi nüfusunun yaşadığını görüyoruz”[15]. Bu defterde yer isminden başka Çepnilerle ilgili pek çok bilgi yer almaktadır. Ayrıca XVI. yüzyıl Osmanlı coğrafyacılardan Mehmed Âşikî’nin verdiği bilgilere göre yörede yaşayan Türk halkından önemli bir kısmı Çepnilerden meydana gelmektedir[16]. Bölgenin hemen doğusunda da Çepnilerin bulunduğu bilinmektedir. 1279 yılında Trabzon Rumları, Çepnilerin oturduğu Sinop Kalesi’ne saldırır. Yenilerek geri çekilirler[17]. Burada yaşayan Çepniler, büyük bir ihtimalle daha sonraki yıllarda Ünye bölgesine kaymışlardır[18].


Araştırma bölgemizde diğer Oğuz boyları da bulunmaktadır. Ordu ilinde her birinden birer tane olmak üzere Eymür, Karkın, Alayundlu, Bayat, Bayındır, İğdir ve Üreğir ismiyle yer adları bulunmaktadır[19]. Giresun’da bir Yüreğir bir de Alayuntlu ismiyle yer olduğu bilinmektedir[20].
Ortaya çıkan sonuçlardan araştırma bölgemizde Oğuzların Çepni boyunun hakim bir nüfusla temsil edildiğini rahatlıkla söyleyebiliriz. Yani, kaba bir sınırlama ile, doğuda Trabzon’a bağlı Şalpazarı’ndan batıda Samsun’a bağlı Terme ilçesi sınırına, güneyde Giresun Dağları ve Canik Dağları’nın kuzeyde kalan kısmına bir Çepni bölgesi diyebiliriz[21].
1.2. İskân-Ağız İlişkisi
İskân özelliklerine bağlı olarak bölge ağızında genel bir benzerlik göze çarpar. Ancak bazı farklılıklar da yok değildir. Sayıları fazla olmayan bu farklılıkları[22] nereden kaynaklanmaktadır? Bu sorunun cevabını bölge ağzı hakkında derlemeler yaparken bulduğumuzu düşünmekteyiz. Araştırma yapmak üzere gittiğimiz bazı köylerde, aynı köyde yaşayan insanların birbirilerine Kürtünnü (Kürtünlü) ve Yelli (Yerli) olarak hitap ettiklerini tespit ettik. Bu durum ancak şu şekilde izah edilebilir: Bölgeye yerleşen insanların bir kısmının daha erken tarihlerde, Hacıemiroğulları Beyliği döneminde, güneyden kuzeye gelerek yerleşen (Yerliler) Çepnilerdir. Diğer kısım ise daha sonraki tarihlerde, doğudan batıya (Kürtünlü) gelenler olmalıdır.
Yine derlemeler yaptığımız köylerde zikretmeye değecek kadar çok şahsın asıl memleketlerinin Şalpazarı ve çevresi olduğunu, atalarının batıya göç edip Giresun veya Ordu’ya yerleştiğini söylemesi, dikkat çekici bir ipucudur. Bölge içerisindeki küçük denilebilecek ağız farklılıkları da büyük ihtimalle yerleşme zamanının aynı olmayışından ve karışık iskândan kaynaklanmaktadır.
Bütün bunlardan anlaşılacağı üzere araştırma bölgemizde hakim nüfus, Oğuzların Çepni boyuna mensuptur. Tabiî olarak yöredeki hakim dil özellikleri de Çepnilere ait dil özellikleri olacaktır. Nitekim ağız araştırmaları konusunda önde gelen iki bilim adamı Kınık boyu[23], Avşar boyu ve Salur boyu[24] ağız özelliklerini bu şekilde belirlemişlerdir.
Giresun ve Ordu yöresi ağızlarının benzerliği, Ordu ağzı hakkında çalışmalar yaparken dikkatimizi çekti. Ordu ağzının sınırlarını belirlemek üzere Giresun yöresinde derlemeler yaptık. Ortak özellikler dikkatimizi çekince daha fazla yöreden ve kişiden derleme yapmaya çalıştık. Bu çalışmamızda yaptığımız derlemelerin pek azına yer verebildik. İncelemelerde verdiğimiz numarasız örnekler, bu çalışmamızda yer veremediğimiz derlemelerden alınmıştır.
Yaptığımız derleme, soruşturma ve incelemelere dayanarak Giresun ve Ordu yöresi ağızlarının özelliklerini şöyle sıralayabiliriz:




2.METİNLERDE KULLANILAN ÇEVRİYAZI İŞARETLERİ
2.1. Ünlüler
@ : Normalden uzun a sesi
å : a~o arası ünlü
á : a~e arası ünlü
Ω : a~ı arası ünlü
√ : Normalden uzun e sesi
® : e~i arası ünlü
# : Normalden uzun ı sesi
¶ : Normalden kısa ı sesi
í : ı~i arası ünlü
¥ : ı~u arası ünlü
∆ : Normalden uzun ı sesi
¬ : i~ü arası ünlü
ƒ : Normalden kısa i sesi
ø : Normalden uzun o sesi
… : o~u arası ünlü
ó : ö~ü arası ünlü
¨ : Normalden uzun ö sesi
� : Normalden uzun u sesi
π : Normalden kısa u sesi
ú : u~ü arası ünlü
… : o~u arası ünlü
† : Normalden uzun ü sesi
∂ : Normalden kısa ü sesi

2.2. Ünsüzler
C : Yarı tonlu, c~ç arası ünsüz
ª : ç~ş arası ünsüz
™ : Tonlu, orta damak g ünsüzü
§ : Orta damak g„sı
“ : Nefesli h ünsüzü
‘ : Tonsuz, orta damak, sızmalı h ünsüzü
k : Tonsuz, ön damak k ünsüzü
K : Ön damak k (k~g arası) ünsüzü
[ : Tonsuz, orta damak, patlamalı k ünsüzü
{ : [~™ arası ünsüz
∫ : Orta damak k ünsüzü
W : Düşmek üzre olan l ünsüzü
ñ : Damaklı geniz ünsüzü
P : Yarı tonlu b~p arası ünsüz
Ø : Düşmek üzre olan r ünsüzü
∞ : Titrekliği uzatılan r ünsüzü
S : z~s arası ünsüz
T : Yarı tonlu d~t arası ünsüz
± : Düşmek üzre olan y ünsüzü

3. AĞIZ ÖZELLİKLERİ
3.1. Ses Bilgisi
3.1.1. Ünlüler: Bölge ağızlarında yazı dilindeki temel ünlüler doğal olarak bulunmaktadır. Bunların yanında temel ünlülerden az çok farklılaşarak ortaya çıkmış ünlüler de karşımıza çıkmaktadır (bkz. 2.1.Ünlüler). Bu ünlülerin bir kısmının ortaya çıkması kurallıdır. Bazıları ise konuşan insana bağlıdır.
3.1.2.® ünlüsü: Yarı geniş, yarı dar, düz, ince, e ile i arası bir ses olan kapalı e (®) çok sık duyulmaktadır. Bilindiği gibi bu ses diğer pek çok Anadolu ağzının ortak sesidir. Ayrıca Türkiye dışında yaşayan Türklerin pek çoğunun alfabesinde de bulunmaktadır [25] . Bu sesin bölgemizdeki en önemli özelliği, genellikle ilk hecede bulunması ve bazı kelimelerde kurallı olarak e>i değişmesinin bir merhalesi olarak karşımıza çıkmasıdır: b®z (3/6), d®llerdi (1/10), g®ce (4/21), y®disi (1/11), y®m (3/5), y®rde (4/10). Pek az kelimede kurallı denilebilecek şekilde i>® değişmesi de söz konusudur: ®şidd†müz (7/13), g®ne (1/13), g®t (1/3).
3.1.3.Uzun ünlüler: Bölge ağızlarının ortak özelliklerinden biri de uzun ünlülerin oluşumudur. İç seste bulunan ğ, &#8482;, h, &#8220;, &#8216;, k, [, r, n (<ñ), v (<ğ), y ünsüzleri, bazıları kurallı olmak üzere, düşmekte veya erimektedir. Bu ses hadisesinden dolayı iki ünlü yan yana gelmektedir. Karşılaşan iki ünlü, bir ünlü hâline gelerek normal ünlüden daha uzun süre boğumlanmaktadır. Ortaya çıkan uzun ünlü düşen veya eriyen ünsüzün ve ünlünün boşluğunu telafî ederek mananın bozulmasını engellemektedir: b@ (8/56) (<bana),d@ (4/10) (<da&#8220;a),sømuş (4/18).
ğ, &#8482;, h, &#8220;, &#8216;, k, [ ünsüzleriyle biten bir kelimeye ünlüyle başlayan bir ek geldiğinde son seste bulunan ünsüz erimekte veya düşmektedir. Karşılaşan iki ünlü kaynaşarak bir uzun ünlü hâline gelmektedir. ay@na (4/9), padiş@, uz@mış(2/2).
Ünlülerle biten bir kelimeye ünlüyle başlayan bir ek geldiğinde, Türkçede iki ünlünün yan yana gelmemesi kuralına göre, iki ünlü kaynaşmaktadır. Burada eriyen ses kurallı olarak kelimenin son sesinde bulunan ünlüdür: d®m&#8710;nen (7/6), old&#8710;se (7/2), senßm&#8710;din 4/25.
3.1.4. Kısa ünlüler: Kısa ünlüler büyük bir çoğunlukla ulama yapılan kelimelerin ilk sesinde karşımıza çıkmaktadır. Bölgemizde ek fiil genellikle ilk sesini muhafaza etmektedir. Fakat bir önceki kelimeyle kurallı olarak ulama yapılarak söylendiği için normalden daha kısa duyulmaktadır: ba[mazß¶mışın (4/19), &#8482;aşunurß&#960;muş (8/40), g®derß&#402;miş (8/40), g®zerß&#402;miş (5/1), varß¶mış (4/1).
Kısa ünlüler, ile edatının kaynaşmadığı örneklerde de karşımıza çıkmaktadır. i- fiilinde olduğu gibi ulama neticesinde normalden daha kısa telâffuz edilmektedir: davulß&#960;nan, gelinß&#402;nen (7/7), gözß&#8706;nen.
Kısa ünlülerle karşılaştığımız diğer bir yer ise kelime içindeki vurgusuz orta hecedir. Aydın konuşması ve diğer Anadolu ağızlarının genelinde olduğu için tabiî olarak bölgemize de yansımıştır. Bu yüzden araştırma alanımıza mahsus bir ağız özelliği olarak kabul edilemez: &#8482;ayn¶ya (4/22), ney&#402;se (4/6).
3.1.5. Geniz ünlüsü: Konuşurken geniz yolunun açık olması durumunda boğumlanan ünlü, genizlik özelliği kazanır. Bu daha çok ñ sesi ile ilgilidir. Birçok aşamadan sonra düşen ñ sesi, yanındaki ünlüye mirasını bıraktığından dolayı geniz ünlüsü ortaya çıkmaktadır. Bölgemizde bu ses düşme aşamasını uzun süre önce tamamladığı için yanındaki ünlüler genizlik özelliğini kaybetmiştir. Bu yüzden bölgemizde geniz ünlüsü pek seyrek duyulmaktadır.
3.1.6. İkiz ünlü: Aynı nefes baskısı altında telâffuz edilen iki ayrı ünlünün birbiriyle sıkı sıkıya birleşmesine ikiz ünlü adı verilmektedir [26] . Bilindiği gibi Türkçede aynı kelime içerisinde iki ünlü yan yana gelmemektedir. İki ayrı ünlünün sıkı sıkıya birleşmesi, kelime içinde ğ, &#8482;, h, &#8220;, &#8216;, k, [, r, n(<ñ), v (<ğ), y ünsüzlerinin düşme veya erimesi, karşılaşan iki ünlünün kaynaşma aşamasını tamamlayamaması ve tek hecede telâffuz edilmesiyle ortaya çıkmaktadır. Bölgemizde yükselen ikiz ünlüler sık duyulmaktadır: çöpl&#8706;µe (8/38), çoc&#960;µa (8/34), dil&#402;µen (4/23), leşbell&#402;µe (1/5).. Eşit ikiz ünlü örneği de çoktur:meµer, yoµort (6/8). Alçalan ikiz ünlüler ise nadiren duyulmaktadır: neµ&#402;n.
3.1.7. Kalınlık-incelik uyumu: Türkçenin en önemli özelliklerinden biri, aynı kelime içinde bulunan kalın veya ince ünlülerin birbirini takip etmesidir. Araştırma bölgemizde bazı özel durumlar dışında dil benzeşmesi kuvvetlidir. Yazı dilinde uyumdan kaçan bazı kelimeler bu bölgede uyuma tâbi olmuştur: &#8220;ana, &#8220;anı (8/4), han&#8482;ı.
Yazı dilinde uyumdan kaçan eklerin bazıları da bölgemizde uyuma girmiştir: ba[mazß¶mışın (4/19), &#8482;aşunurß&#960;muş (8/40), varß¶mış (4/1); ba[ar[a (4/5),toplar[ana (8/39); burda[ı (10/6), &#8482;oc@nın[ı (8/61), ...
Bazı özel durumlarda kurallı olarak kalınlık incelik uyumu bozulmuştur. Bunların başında inceltme özelliği olan ç, ş, y ünsüzlerinin tesiri gelmektedir. Bu ünsüzlerden önce veya sonra gelen ünlüler çoğunlukla incelmektedir. Böylece kalın ünlüyle başlayan bir kelimenin ikinci veya daha sonraki heceleri ince sıradan ünlülerle takip edilmekte, böylece dil benzeşmesi bozulmaktadır: aşşaye (5/14), yayliye (1/16).
Bazen de bunun tersi olmaktadır. Araştırma bölgemizin güney kısımlarında kelime başında bulunand, g, &#8482;, k, [, t sesleri ünlülerin boğumlanma noktasını art damak bölgesine kaydırmakta, bu ünsüzlerin yanında bulunan yuvarlak ince (ö, ü) ünlülerin yarı kalınlaşmasına sebep olmaktadır: dóc&#8730;miş (4/12), §ózel (1/7), §úvercin (8/19).
Yine aynı bölgede gelecek zaman -ecek eki bünyesinde bulunan e sesinin kalınlaşmasına yol açmakta ve dil uyumunun bozulmasına sebep olmaktadır: gelc@n, görc@n, veric@m.
3.1.8. Düzlük-yuvarlaklık uyumu: Araştırma bölgemizin dil özellikleri açısından en dikkat çekici özelliklerinden biri de düzlük-yuvarlaklık uyumunun çok zayıf olmasıdır. Bu durum hemen Eski Türkiye Türkçesinin yapısını hatırlatmaktadır. Bilindiği gibi Eski Türkiye Türkçesinde pek çok ekin yalnızca yuvarlak ünlülü şekilleri vardır [27] . Bu bakımdan bölge, Eski Türkiye Türkçesinin mirasını büyük ölçüde koruyor gibi görünmektedir.
Yazı dilinde ve diğer Anadolu ağızlarında düzlük-yuvarlaklık uyumuna uymayan kelimeler bölgemizde de uymamaktadır. çamur, tavu[, y@mullu (1/8),
Yazı dilinde uyuma tâbi olan çok sayıda kelime, bölge ağızlarında uyumun dışında kalmaktadır:ayu (5/4), denüz (1/13), eksük (5/10), gemük (8/31).
Yapım eki alarak donmuş kelimeler de kurallı olarak uyumun dışında kalmaktadır: artu[ (6/15), çevrük (618), delük.
Dar ünlülü şekilleri de bulunan çok sayıda ek düzlük-yuvarlaklık uyumuna uymamaktadır: alurmuş (4/13), ayrulurum (4/20), bild&#8224;z (7/14), datlum (7/14), ekerdük (1/10), ®şidd&#8224;müz (7/13), &#8482;aldurullardı (1/9), &#8482;al[ardu[ (1/10), geldükce 6/15), gelüse (1/4), yapd&#65533;z (2/4).
3.1.9. Ünlü değişmeleri: Hemen her ünlünün çeşitli sebeplerden dolayı bir başka ünlüyle değişmesi bölgemiz ağız özelliklerindendir. Bunlardan en dikkat çekici olanlardan biri çift dudak ünsüzü b-&#8217;nin tesiridir. Bu ses bazı kelimelerde kurallı olarak ünlü yuvarlaklaşmasına sebep olmaktadır: buba (4/15), bülür (7/7) (<bilir),büşürürük (1/3)..
3.1.10. Ünlü düşmesi: Ön ses ve iç seste çeşitli sebeplerden dolayı ünlü düşmesi, yaygın bir şekilde görülmektedir. Bazı kelimelerde ön seste ünlü düşmesi kurallıdır: sır&#8482;an (1/3), zengü. Ulama yapılan kelimelerde çoğunlukla ya birinci kelimenin son ünlüsü ya ikinci kelimenin ilk ünlüsü düşer: nßoldu (4/22), sarßamad (10/21), şß®tmez (8/30).
3.1.11. Ünlü türemesi: Ünlü türemesi ön seste ve iç seste karşımıza çıkmaktadır. Ön seste türeyen ünlüler Anadolu ağızlarının genelinde olduğu gibidir. Bilindiği gibi bazı ünsüzler Türkçe kelimelerin ön sesinde yer alamazlar. Bunların arasında r-, l- ünsüzleri de bulunmaktadır. Bu seslerle başlayan yabancı dillerden alınmış kelimelerin ön sesinde kurallı denilebilecek şekilde ünlü türemesi görülür. Türeyen ünlü çoğunlukla düz-dardır: Bazen türeyen ünlü normal ünlülerden daha kısa duyulur: &#402;leşlel&#402;µe (1/5), ¶r@t.. Bir kelime araştırma sahamızda istisna teşkil eder. rüzgâr kelimesi araştırma bölgemizin büyük bir bölümünde örüzger şeklinde telâffuz edilmektedir.
İç sesteki türeme ise telâffuz problemiyle ilgilidir. Yabancı dillerden alınan ve telâffuz edilmesi zor olan kelimeler, yazı ve konuşma dilimizde çoktur. Araştırma bölgemizde bu söyleme zorluğunu gidermek için kelimelerin iç sesinde ünlü türetilmektedir. Böylece söyleyiş güçlüğü ortadan kaldırılmış olur: eletirik, metüre, masarıf.
3.1.12. Ünsüzler:Araştırma bölgemizde alfabemizde bulunan ünsüzler doğal olarak bulunmaktadır. Ek olarak bu ünsüzlerden çeşitli sebeplerden dolayı farklılaşarak ortaya çıkmış ünsüzlür de vardır (bkz: 2.2.Ünsüzler).
3.1.13. ª ünsüzü: Katı, patlamalı, tonsuz diş eti ünsüzü ç ile katı, sızmalı, tonsuz diş eti ünsüzü ş arasında telâffuz edilen bir ünsüzdür. ª ünsüzü, hem ince hem de kalın sıradan ünlülere sahip olan kelimelerde karşımıza çıkmaktadır. Diğer Anadolu ağızlarında duyulmamıştır [28] :@ª (<ağaç) (10/8), seªemiyo[ (9/7), üª (6/6).
3.1.14. ñ ünsüzü:ñ ünsüzü bakımından Giresun ve Ordu ağızları ilgi çekici birtakım özellikler göstermektedir:
ñ sesi, bölgenin büyük bir bölümünde pek duyulmaz. Duyulan yerler, Sivas ve Tokat ağızlarının tesiri altında bulanan sınır bölgelerdir. Araştırma bölgemizin güneyindeki adı geçen illere yakın köylerde doñuzlu[, baña, biliyoñgibi çok kullanılan kelime ve eklerde seyrek duyulur.
Giresun ve Ordu topraklarının çok büyük bir bölümünde ñ hiç duyulmaz denilebilir. Bu ses bir veya daha fazla aşamadan sonra ya başka ünsüze değişmiş ya da düşmüştür. Ses öncelikle n ve &#8482;/ğ olmak üzere ikiye bölünmüştür.
n ile temsil edilen kelimeler: Kelime sonlarındaki ñ sesleri ses bölünmesinden sonra kurallı olarak diş ünsüzü n ile temsil edilmektedir:
Buna son seslerinde ñ bulunan; ilgi hâli eki, ikinci teklik ve çokluk şahıs ekleri ve teklik ikinci şahıs iyelik eki de dahildir:
Teklik ikinci şahıs iyelik ekinin üzerine yükleme ve yönelme eki getirildiğinde durum değişmektedir. ñ sesini iç seste söylemeyen bölge insanı bu sesi sona itmektedir. İki ünsüz yan yana geldiğinde de değişik şekiller ortaya çıkmaktadır. Çoğunlukla yan yana gelen iki ünlü kaynaşmaktadır: dil&#8710;n (4/24) (<diliµin<diliñi), namaz#n (4/16) (<namazıµın<namazıñı). Kaynaşmasını tamamlayamayan örnekler de mevcuttur: dil&#402;µen (4/23) (diliµen, diliñe), &#8482;oyunnar¶µan (3/5), (&#8482;oyunnarıµan &#8482;oyunnarıña). Bazen mananın bozulmaması için iki ünlü de korunmakta ve bir ünsüz türemesi ortaya çıkmaktadır: eliyen (<eliµen<eliñe).
n ile temsil edilen kelimelerde, domuz (<doñuz), &#8482;omşu (<koñşu),gibi sınırlı sayıda örneklerde görülen bir -n- > -m- değişmesi de söz konusudur. Değişme -ñ->-n->-m- aşamalarıyla karşımıza çıkmaktadır.
&#8482;/ğ ile temsil edilen kelimeler: ñ sesinin &#8482;/ğ ile temsil edildiği kelimelerde durum biraz karışık görünmektedir. Değişmelerin bir kısmı, -ñ->-&#8482;/ğ- > -ø- aşamaları sonucu ortaya çıkmıştır: puµar (pu&#8482;ar pıñar), søra (1/3) (<so&#8482;ra<soñra), t@rı (<Ta&#8482;rı<Tañrı). Bazıları -ñ>-&#8482;/ğ->-y- aşamalarıyla karşımıza çıkmaktadır: beyiz (<beğiz<beñiz), deyiz (<değiz<deñiz), göynek (<göğnek<göñlek), siyek (<siğek<siñek). Bir kısmında da -ñ->-&#8482;/ğ->-v- değişiklikleri görülür: buval- (<bu&#8482;al-<buñal-), dovuz (<do&#8482;uz<doñuz), puvar (<pu&#8482;ar<pıñar), uvar-(<u&#8482;ar-<oñar-).
3.1.15. Ünsüz tonlulaşması: Ordu ve Giresun yöresi ağızlarının en önemli ortak özelliklerinden biri tonsuz ünsüzlerin ön ve iç seste tonlulaşmasıdır. Bu değişme Anadolu ağızlarının tamamına yakınında karşımıza çıkmaktadır. Bu bakımdan bölgemiz, diğer Anadolu ağızlarıyla büyük bir bölümüyle paralellik gösterir [29] :gendüleri (7/6): &#8482;aba[ (1/10), &#8482;a[ardu[ (1/10), &#8482;onuşullarmış (2/1); daşdan (4/5), da[ılmış (4/9), işde (1/15).
3.1.16. Sızıcılaşma: Araştırma bölgemiz ünsüz sızıcılaşması açısından da özellik gösterir.
-&#8482;/ğ->-y- değişmesi: Araştırma bölgemizin tamamında kurallı denilebilecek bir şekilde karşımıza çıkmaktadır: düyün, eyitim, üyütmek.
-&#8482;/ğ->-v- değişmesi: Kıpçak Türkçesi özelliği olarak kabul edilmektedir [30] . Araştırma bölgemizin Samsun sınırına yakın yörelerinde iç ve son seste görülmektedir: sav- (<sağ-) dav (<dağ), dov- (<doğ-); avzı (9/9) (<ağzı) bavla- (<bağla-), buvaz (8/18) (<boğaz), yavız (<yağız).
-[->-&#8216;- değişmesi: Araştırma bölgemizin Sivas ve Tokat ağızlarının tesirinin görüldüğü bölgelerde karşımıza çıkar. Sahil kısmında ise hemen hemen hiç tespit edilememiştir: sa&#8216;ladı, ya&#8216;ın.
3.1.17. Akıcı ünsüzler arasındaki değişiklikler: Kurallı olarak görülen değişikliklerden biridir. Son sesi -r olan kelimelere -l ile başlayan bir ek getirildiğinde, gerileyici ünsüz benzeşmesiyle kurallı olarak -rl->-ll- değişikliği görülmektedir: alullardı (1/2), çarpallardı(1/2), y@mullu (1/8),
-n ile biten kelimelere -l ile başlayan ek getirildiğinde kurallı olarak -nl->-nn- değişikliği karşımıza çıkmaktadır: &#8482;oyunnarı (3/3), &#8220;ayvannarı (4/12), zengünnük (1/2).
3.1.18. Ünsüz düşmesi: Ordu ve Giresun yöresi ağızlarında ğ sesi çok seyrek duyulmaktadır. Bu ses iki ünlü arasında ise düştükten sonra ünlü kaynaşması ortaya çıkmaktadır. Kaynaşan ünlü sonuçta hem ğ sesini hem de diğer ünlüyü temsil etmektedir: ç@rmış (3/5), d®Ømen (6/12), d&#8224;n (8/23), sømuş (4/18).
ğ sesi bir ünlüden sonra geliyorsa, düştükten sonra görevini bu ünlüye yüklemektedir. Görevini devrettiği ünlü kurallı olarak uzamaktadır: @ladı, b@ladı.
Özellikle yabancı dillerden alınan kelimelerin iç sesinde &#8220; düşmesi çok yaygındır. Birinci hecenin sonunda veya ikinci hecenin başında görülen bu düşmeden sonra &#8220; sesinin yanında bulunan ünlü uzamaktadır: b@şiş, m@llesi (2/1),
3.1.19. Ünsüz ikizleşmesi: Araştırma bölgemizde bazı kelimelerde kurallı olarak ünsüz ikizleşmesinin görülmesi dikkat çekicidir: güççük, zaddan (10/10), şa[[a, hille, nassı, aşşa (5/7), döşşek, eşşek, azzık. kelimeleri bunlardan bazılarıdır.
3.2. Şekil Bilgisi
3.2.1. Yapım ekleri: Eklerin büyük bir bölümü şekil ve görev bakımından yazı diliyle parallellik göstermektedir. Farklılık bazı ses değişikliklerden dolayıdır.
Son sesi -n olan kelimelere -l sesi ile başlayan ek getirildiğinde ekin ilk ünsüzü kurallı olarak n&#8216;ye değişmektedir: alış&#8482;annık, günnük, ennü, yünnü.
Bazı eklerde kurallı olarak ünsüz uyumu yoktur. Tonlu ve tonsuz ünlü ile başlayan aynı ekin genellikle tonlu ünlüyle başlayanı tercih edilmektedir: külekcili (6/20),sandu[cu.
3.2.2. Hâl ekleri: Görev ve şekil bakımından büyük çoğunlukla yazı diliyle paralellik göstermekle birlikte bazı farklılıklar da göze çarpmaktadır. Bunları şöyle sıralayabiliriz:
Ünlüyle biten bir kelimeye ilgi hâli eki getirildiğinde kurallı olarak hece yutumu ortaya çıkmaktadır: amc@n (ismini), par@n (üsdü).
İkinci teklik şahıs iyelik ekinden sonra yükleme veya yönelme eki getirildiğinde, ek bünyesindeki ñ sesinden dolayı bazı değişiklikler ortaya çıkmaktadır. İyelik eki ünsüzü kurallı olarak sona itilmektedir. İyelik ekindeki ünlü ile hâl eki ünsüzü yan yana gelmektedir. Yan yana gelen ünsüz ya kaynaşarak uzun ünlü hâline gelmektedir: ®l&#8710;n (<®liµin< ®liñi). Ya da yan yana gelen iki ünlü arasında -y- türemesi olmaktadır: ®liyin ( <®liµin< ®liñi) (bkz. 3.1.14. ñ ünsüzü).
Ünsüz uyumsuzluğundan dolayı bulunma, ayrılma ve eşitlik hâli eklerinin kurallı olarak tonlu ünlülü olanı tercih edilmektedir: &#8482;ula[da, elekde; &#8482;ula[dan, elekden; ®rkekce.
Vasıta hâli eki olarak genelde ek kalıplaşması sonucu ortaya çıkmış -ınan, -inen kullanılmaktadır. Sonda bulunan -n gerileyici benzeşme ile (-ilen>inen) l ünsüzünü değiştirmiş olmalıdır: arabalarß¶nan (7/15), atß¶nan (8/14), gelinß&#402;nen (7/7). Bazen ekin ilk ünlüsü düşmektedir: çannan (2/2), sennen (4/3).
3.2.3. İyelik ekleri: İyelik ekleri çoğunlukla yazı dilinden farklılık göstermez. Sadece çokluk ikinci şahısta ñ sesinin yol açtığı değişiklik karşımıza çıkmaktadır. Bilindiği gibi ekte Eski Türkçe ve Orta Türkçede -ñ sesi bulunmaktadır. Bölgemizde bu ses ñ > &#8482;/ğ > ø aşamalarıyla erimiştir: ev&#8224;z (<evüğüz< evüñüz) (bkz. 3.1.14. ñ ünsüzü, 3.2.2. hâl ekleri).
3.2.4. Aitlik eki: Ek ünlüsü, çoğunlukla kalınlık-incelik uyumuna uymaktadır: &#8482;arşı[ı, &#8482;omşunun[ı. Aitlik eki bulunma hâli ekinden sonra geldiğinde çoğunlukla düşmektedir. Bulunma hâli ekinin ünlüsü kurallı olarak uzamaktadır: yold@ (daşlar), evd&#8730; (çocu[lar).
3.2.5. Zamirler: Şahıs zamirlerinde birçok değişiklik karşımıza çıkmaktadır. Teklik birinci ve ikinci şahıs zamirlerine yönelme eki getirildiğinde hece kaynaşması olmaktadır:b@ (8/56) (<ba&#8482;a<baña)s@ (<sa&#8482;a<saña).Teklik üçüncü şahıs zamiri kurallı olarak &#8220;u&#8221; (1/4)&#8217;dur(unun, unu, una, unda, undan) [31] . Bu değişiklik belki de bölge ağızlarının en genel özelliklerinden biridir. Çokluk üçüncü şahıs zamirinde ise birden çok değişiklik göze çarpar: unnar (unnarın, unnarı, unnara, unnarda, unnardan).
3.2.6. Sıfatlar: Bazı ses değişikliklerinin dışında yazı diliyle paralellik göstermektedir. Uzağı göstermek için kullanılan işaret sıfatı o, araştırma bölgemizde yuvarlak dar ünlüyledir: u (1/2) (una, ura, urdan.) (bkz. 3.2.5. zamirler).
3.2.7. Zarflar: Yer ve yön zarflarından değişiklik gösterenlerin başında yu[arı gelmektedir. Araştırma bölgemizde yıl, yılan, yıldırım. gibi kelimelerde ön seste y- sesini korumaktadır. Buna rağmen yukarı kelimesinde ön sesteki y- kurallı olarak düşmekte ve u[arı şeklinde söylenmektedir.
Araştırma bölgemizde iki kelimeyi birleştirerek veya kelime köklerine ekler getirerek yapılmış pek çok zaman zarfı kullanılmaktadır. Bunlardan tespit edebildiklerimiz şöyledir: d@ce (<da&#8220;ace&#8216;henüz&#8217;), bıldır (<bir yıldır), b¨n (<bu gün), birøn (bir sonraki gün), yarınd@sı (1/5)(yarından sonraki gün).
Hâl zarfları olanböyle, şöyle, öyle bölgenin değişik yerlerinde değişik telâffuz edilmektedir. Ordu ilinin Samsun&#8217;a yakın bölgelerinde b&#8224;le, ş&#8224;le, &#8224;le şeklinde karşımıza çıkmakta iken diğer bölgelerde genellikle b¨le (8/1), ş¨le (8/15), ¨le (7/18)&#8217;dir.
3.2.8. Şahıs ekleri: Şahıs zamir kökenli şahıs eklerinden birinci ve ikinci çokluk şahıslarda değişiklikler göze çarpar. Çokluk birinci şahısta ek genellikle -u[, -ük&#8217;tür: dirük (9/1), toplaşuru[ (6/13). Çokluk ikinci şahısta ise ñ sesi -ñ->-&#8482;/ğ->-ø- aşamalarıyla erimiş ve -s&#730;z şekline gelmiştir: geliys&#65533;z, görürs&#8224;z. İyelik kökenli şahıs eklerinden çokluk ikinci şahısta da benzer durum dikkat çekmektedir. Ek kurallı olarak -z&#8217;dir:geld&#8710;z, &#8482;oşd&#65533;z.
3.2.9. Zaman ekleri: Zaman ekleri diğer Anadolu ağızlarında olduğu gibi ses bilgisi bakımından çok değişik şekillerle karşımıza çıkmaktadır. Bunların başında şimdiki zaman gelmektedir.
Ek, bölgenin güney kısmında çoğunlukla -yo&#8217;dur:alıyo, görüyo. Sahil kısmında ise bölgeden bölgeye farklılık göstermektedir. Ordu&#8217;nun Fatsa ve Ünye ilçeleri ile Perşembe ilçesinin batı kısımlarında genellikle -ya, -ye, -yá şeklindedir: geliya, gidiye, buliyá. Ordu merkez ve çevre ilçelerinde -y&#8710; olarak karşımıza çıkmaktadır: ba&#8747;&#8710; (4/22), &#8482;ıl&#8710; (4/17), gid&#8710; (4/12). Bu şekil Giresun sahillerine doğru uzayıp gitmektedir. Giresun topraklarında, sınırlarını tam olarak belirleyemediğimiz bir kısmında ise çoğunlukla kullanılan -y&#65533;&#8217;dur:gelmiyu, öpüyu, vuruyu [32]
Gereklik çekiminde ise diğer Anadolu ağızlarında pek rastlayamadığımız bir şekil karşımıza çıkmaktadır. Fiil köküne fiilden isim yapma eki, iyelik eki ve lâzım kelimeleri getirilerek ortaya çıkan bu şeklin çekimi şu şekildedir: gelmem l@zım, gelmen l@zım, gelmisi l@zım, gelmemiz l@zım, gelm&#8730;z l@zım, gelmeleri l@zım.
3.2.10. Zarf-fiil ekleri: Bölge zarf-fiil ekleri açısından dikkat çekici bir zenginlik göstermektedir. Eski Türkçe ve Eski Türkiye Türkçesinin zarf-fiil eklerinin bir kısmı bu bölgede muhafaza edilmiştir: diyen (2/1) (<diyin),diyin (7/4), d&#8710;n (9/6); alu giderdi, d&#8710;cek g®tdi.
Ayrıca yazı dilindeki zarf-fiil eklerinden, ek kalıplaşması veya ses değişmesi yoluyla ortaya çıkmış pek çok şekil karşımıza çıkar: @liyelek (<ağla-y-arak);diyerekden (4/3) (<di-y-erek-ten); görelekden (<gör-erek-ten);görmedene (<gör-meden-e);&#8482;ırmadannı[ (<kır-madan-lık);almazdan (<al-maz-dan&#8216;almadan&#8217;);ba[ar[a (<bakar-ken<bakar-i-ken),götürüke (4/9), y®rke (1/4); gezeket (<gez-er-ken);gelükene (10/16) (<gel-ir-ken-e<gel-ir-i-ken-e),d®rkene (8/12), silkerkene (8/17); y®rkenelik (<ye-r-ken-e-lik);atıncı (8/40), alıncı (8/27), d&#8710;nci 8/57), var&#8710;rci (8/65); gel&#8710;ncik (<gel-ince-k&#8216;gelince&#8217;);var&#8710;ncekin (<var-ınca-k-ın&#8216;varınca&#8217;). bunlardan bazılarıdır. Bunlar içerisinde en fazla tespit edileni -[a, -ke ve -ıncı, -inci ekleridir.
4. ÖRNEK METİNLER
4.1. GİRESUN
1
Anlatan : Şadiye ÇALIK, 56 yaş
Derleme yeri : Demirciler Köyü-Tirebolu
Konusu : Sayılı Günler
1 bizde evelden mart bir d®dilerßm?di, martda esgiden bobalarımız, 2 dedelerimiz eve su alullardı. u köşiye bu köşiye çarpallardı, zengünnük gel, 3 fakillik g®t diye. undan søra sır&#8482;an toplardu[. mart günü büşürürdük leşbellik,4 ekim başl?cek diye. içine boncu[ atardu[. y®rke kimin @zına gelüse u başlardı u 5 sene &#402;leşbell&#402;µe, b®l b®llemiye, &#8482;azmiye. undan søra yarınd@sı günü abrul ayı 6 girerdi. üçüncü günü mayıs. mayis, kirez, ora[, @s?s, &#8220;acı ayı, darı ayı, üzüm ayı 7 giderdi ¨le. mart do[uzurda &#8482;urt götünü depüdüse &#8220;ava ço[ §ózel g®der, d®llerdi. §úneş 8 olusa. y@mullu g®derse u sene hava hep y@mullu g®der derdi esgiler.
9 undan søra abrulßb®şi olurdu. abrul b®şinde temmellik bas? d®llerdi. &#8482;aldurullardı 10 bizi. &#8482;al[ &#8482;al[ d®llerdi, &#8482;@[ardu[. undaßda &#8482;aba[ ekerdük.
11 undan søra mayis y®disi olurdu. denizlerde yı[anmiye, daş 12 dolaşmiye g®dellerdi geşler &#8482;ayı[larla beraber.
13 &#8220;ıdırellezde kimse ora[ almaz ellerine. denüzlere g®deller g®ne. malları yı[allar. 14 işde in? sayeller cic? uzasın diye. &#8220;ıdırellez peyniri atallardı. yerdük. 15 neßbil?m işde esgi adamların ço[ şeyleri vardı. yayliye 16 g®tmelerimiz &#8220;ıdırellezden søra ol?du.
2
Anlatan : Mustafa AŞIK, 56 yaş
Derleme yeri : Osmaniye Köyü-Giresun
Konusu : Aratepe Mahallesinin İsmi
1 aradepe m@llesi d?n çaldere ile çan&#8482;ılın arasında, esgiden &#8482;onuşullarmış. 2 arası da ço[ uz@mış. çannan &#8482;ongere yapallarmış. birbillerine laf 3 annadullarmış. @naşullarmış, cenez? filan ¨le duyurullarmış. arada n® var 4d?n sormuşlar. çannan &#8482;ongere yapd?z yerin arasında n® ver, d®mişler. 5arada b?yük bi depe var d®mişler. 6 u depiye undan søra aradepe d®mişler.

3
Anlatan : Dudu AŞIK, 54 yaş
Derleme yeri : Osmaniye Köyü-Giresun
Konusu : Kabaali Yaylasının İsmi
1 esgiden &#8482;ab@li yáylasında hiş &#8482;ar y@mazmış. senenin birinde y@mış 2 iki m®tire &#8482;ar. iki m®tire &#8482;ar y@mış. adam d®mişßki ben n®yinen 3 oTladıc@m. ç®k?m, gid?m &#8482;oyunnarı bıra[ıp. &#8482;oyunu bıra[mış, 4 ç®kmiş gitmiş. evliyalarßda &#8482;oyunu güdermiş. gelmiş &#8482;ab@liye evliyalar 5 ç@rmış nisan aylarında. ?y &#8482;ab@li, &#8482;a[, &#8482;oyunnar¶µan y®m, duz d®miş. 6 yor&#8482;an, yata[ b®z, d®miş. ölmedi gibisine. adam gelmiş ba[mışßki çayır 7 y®my®şil ot. &#8482;oyunnara h®ş bißşiyi olmamış, ölmemiş. 8 undan dolayı &#8482;almış adı &#8482;ab@li yáylásı.
4
Anlatan : Hacer YILMAZ, 53 yaş
Derleme yeri : Şimşir Köyü-Giresun
Konusu : a-Gelinkayası
b-Taşların Büyümesi Efsanesi
c-Anna ve Babası ile İlgili Anı

-a-
1 yaylada bi gelin&#8482;aya varß¶mış. unun adı şundan gelmiş. &#8482;aynana 2 geline ço[ zulum yaparmış. gelin canından bezmiş. &#8482;aynanasını 3 cenik ba[ma yoluna gidelim sennen diyerekden götümüş. gelmişler &#8482;@nın 4 başına. urda &#8482;aynana senin baş#n bitl?m diyerekden 5 ba[ar[a &#8482;aynanasını itiklemiş daşdan altın@. &#8482;almış daşın adı gelin&#8482;aya.
-b-
6 n®y&#402;se urdan ilerden d@ldaşı varmış. d@ldaşda ilerden daşlar @şlar 7 gibi b?yürmüş. evler daş üsdünde olc@mış. urda bi &#8482;adın &#8482;ocasına 8 pila[ büşürür urdan uçara[ götürürmüş. urda pila[ büşürüp 9 götürüke daş ay@na da[ılmış. d@ldaş, &#8482;al old?n 10 y®rde &#8482;al, d®miş. u zamanda daşlar d@ b?yümemişle.
-c-
11 ben güçcüken anamßda geş gelinken zikire gidermiş. amcam bobama 12 annemi geşmiş. y®ngem zikire gid? evde &#8220;ayvannarı ba[m?, çocu[ları ba[m? diyerekden. bobamßda dóc?miş. sen niye eve ba[m?n diye. annemßde 13 çeşme &#8482;apısında su alurmuş. apdassız namaza allahußekber ®tmiş. 14 bobam üçün beni dóver diye. søra dört re[at namazı &#8482;ılmış, 15 s®lam v®rmiş. undan søra sormuş bubama sen n®ye geldin yeyleden 16 d?n. bobam çabu[ namaz#n &#8482;ıl, d®miş hersli gine. søra anam dört rekat 17 namazı t@ &#8482;ılmış. &#8482;or[usuna &#8482;ıl? apdassız. beni dócek diye. dört 18 rekatßd@ &#8482;ılmış. sømuş, u dört re[at namazı &#8482;ılana &#8482;adar bobamın 19 hersi g®çmiş. sen zikire giderß&#402;mişinßde çocu[ları ba[mazß¶mışın, d®miş. 20 anemßde bobama d®mişßki senden ayrulurum, çocu[larımdan ayrılmam, d®miş. 21søra @şam olmuş, yatmışlar. g®ce, bubam anama &#8482;alk, &#8482;al[sana @zımda dilim 22 &#8482;an¶ya, nßoldu ba[sana, d®miş. anamßda ba??ßki bubamın dilinin ucunu birisi 23 kesmiş. nßoldu dil¶µen diyen bubama sormuş. nßoluca[ bi &#8482;ara sa[allı 24 &#8482;ocaman geldi geldi, dilimi kesdi d®miş. helbetßde dil?n keseller, 25 senßm?din beni zikire yollamiyen.
5
Anlatan : Ayşe LEFLİOĞLU
Derleme yeri :Ovacık Köyü Şebinkarahisar
Konusu : Ayının Ortaya Çıkması Efsanesi
Taş Kesilen Kadın Efsanesi
-a-
1 bi &#8220;ızır dilenci &#8482;ıl#na gelmiş, d@larda gezerß¶miş. birisißde sürü s@bıßda 2 davar &#8482;ır[arß¶mış. sürü s@bı &#8220;ızırı görmüş. &#8220;@ bu dilenci gel?, benden 3 yun isd?cek, d®miş. hemen &#8482;ır[d? yunu &#8482;afasına çullamış, 4 davalların içine yatmış. bißde &#8220;ızır gelmes?nen &#8482;al[ d@ların ayusu, 5 d®miş. sen niye girdin buriye, d®miş. &#8482;oyunun yununu adamın &#8482;afasına 6 çullamas?nen &#8220;umrenerek çı[mış, g®tmiş. 7 olmuş d@larda ayı adam. ayu adamdan azma işde.
-b-
8 bißde bizim hesabımızda bißşeyßvar. zemherinin &#8482;ışından, &#8482;or[ abrulun b®şinden, 9d®ller. undanßsøra bi &#8482;oc@rı bir gün evel yarmasını, bul&#8482;urunu 10 &#8482;urudur, eks&#8224;nü görer, yaylıya çı[ar. yaylıya çı[madan bi &#8482;ıaymet 11 &#8482;opmuş. bi fırtına, bi örüzger çı[mış, ®smiş. d®mişßki all@m 12 fırtına bi dursaßda &#8482;urban kessem. &#8482;ara &#8482;oçu &#8482;urban kessem, d®miş. 13 &#8482;urban ol?m all@, all@ güjlük ne. bu fırtına durmuş. hemen başından 14 aşşaye bi bit almış, @ &#8482;ara &#8482;oçu &#8482;urban kesdim, d®miş. bitden 15 &#8482;urban olußmu. olmaz. undan søna şeyß®tmiş. ¨le diyende bi 16 fırtınaßd@ &#8482;opmuş. &#8482;arı &#8482;afasını so[muş &#8482;azanın altına. u, urda daş 17 olmuş. mal, davar yaylada daş olmuş, oturmuş aşşa. bu burda bitmiş.

4.2. ORDU
6
Anlatan : Selahattin ÇOLANOĞLU, 42 yaş
Derleme yeri : Meyvalı Köyü-Akkuş
Konusu : Hıdırellez
1 önceki &#8482;atılmamlarında &#8220;ıdırellez bayramı diyerekden s¨lenir atalarımızdan 2 beri ve ik&#402;ßüş tekke var bizim urda. tekke d®ller yanı. adları alißb@şı 3 tekkesi d®ller. ¨le geçer. [uşculu topr@nda. efendime s¨l?m bømalı[ d®nilen 4yer. ußda b? tekke var. yanı aynen baya[ı olan y®r. urası olur. ilk5 günnerde. sivridaş. u &#8482;uşculuya ayit aynen. yine a[[uşun anadım. 6şindikine urası veya&#8220;ut iki ve üª bi &#8482;abistannı[ şeklinde. zaten u sivri 7 d®nen y®rde tek bi &#8482;abistannı[ şeglinde bi çevrük bi yer var. undan søna8 uriye toplaşiyølar. yemek yiyølar. &#8220;ani evlerinden götürüyolar. yoµort,9 ayran şußbu işde &#8482;adın uşa[ toplaşiyolar. b? yemek yiyolar. b? &#8482;uran 10 o[uyolar. undan søna urası geçiyo. öbürsü gün alißb@şı d®nen yere 11gidiyolar. urasıßda zaten çønda &#8482;abisdannı[. {uşculu köyüne. 12 [uşculu köyüne ya[ın. su var. a[an d®reßde var yanında. d?Ømenßde var 13 yanında. aynen buriye toplaşıru[ &#8482;adın, erkek. undan søna tabi &#8482;adın yeri ayrı,14 erkek yeri ayrı olara[dan. Urda b? y®mek y®ller, {uran o[ullar. efendime 15 s¨l?m ve zaman geldükce artu[ g®ri dönüş yapallar. ®rtesi gün son bayrama 16 üçüncü gün son bayrama gidiyoruz urasıßda bømalı[ d®nilen y®r. urda 17 a[[uşun cey&#8220;annı topr@nda urası. he bømalı[ d®nilen y®r. urdaßda aynen 18 b¨le b? çevrükde &#8482;abisdannı[ gibi şeglinde ve ¨le gideriz aynı sene 19 topland? çevre köylerßde gider. s@f? biz d®yil, çevre köyßde gelir. bir@z 20 &#8482;alabalı[ olur. cey&#8220;anlı, meyvalı, külekcili, ara[liyan, a&#8220;retd@ 21 efendimeßs¨l?m ya[laşı[ çønlu[la gelen ol? oriye. urdaßda aynı b? &#8482;uran 22 o[unur. ar[adaşlar birbirine su&#8220;bet edeller [adın erkek. undan søna ve 23 urdaßda &#8482;uran o[undu[dan søna herges evüne 24 gider. üçüncü bayram søna ermiş olur.
7
Anlatan : Gülcemal AKDENİZ, 63 yaş
Derleme yeri: : Sarıyakup Köyü-Çamaş
Konusu : Taş Kesilen Gelin Efsanesi
1 gelin daşı çamaşda. şimdicek unu siz gelmeden eveli b¨le işTe üş &#8482;ızı 2 varmış adamın. gelin olmuş &#8482;ız. gelin old?se geride b? dar@ &#8482;almış. 3 dürşünün birisini g®ri göndermişßki gidin şu benim dar@mı alınßda gelin 4diyin. bubasıßda u va[ıtlarıma dimişßki &#8482;ızım b? dara[ üçün dimiş 5 buriye gönderdi dimiş. allah unu old? yerde daş etsin, &#8482;alsın ¨leceßgine,6 dimiş. u d®m?nen üş dürş?nen &#8482;almış diyalar. ayu[ urasını gendüleri, 7 allah bülür. bu &#8482;adar biliyom. ayni gelinß&#402;nen gelin ortasında iki 8 d&#8224;rşü ilerisinde b? d&#8224;rşü gerisinde. d&#8224;rşün işde datlım şindicek. işde bu 9 &#8482;ada biliyom ben şekerim. d@ baş&#8482;asını bilmiyom. atı altında &#8482;ocaman 10 daş şindicek b¨le ginelik burdan şuriye &#8482;ada gidiya. u daşın d®mişl?n 11 şeyine b¨le atın üsdünde b¨le ginelik gelinin duv@ muv@ßda ayn? daş 12 olmuş işTe urda. aynen daş şeklinde dur?ye ayn?. önünde d&#8224;rşü peşine d&#8224;rşü, 13 gelin ortada duva[ başında işTe bu şekilde. bizim ®şidd&#8224;müz atalardan bu 14 datlum. bild&#8224;z gelin almiye gidil? &#8220;aniye ilerden at varmış. atßınan 15 gidellermiş. şimdicek arabalarßınan gidiya millet. atnan gelin almiye 16 gidene dürşü d®ller. gelin alıcı &#8482;arılar gider, una dürşü d®ller.
8
Anlatan : Çiçek UZUNER, 55 yaş
Derleme yeri : Arıcılar Köyü
Topçam Bucağı-Mesudiye
Konusu : Masal:
1 şimdi b? uşa[ varß¶mış. b?zi b¨le sararurß?muş. uş@ b? cazu &#8482;arı 2 d®mişßki senin b?zin n®ye sararıyo. ben d®miş evlenmek isdiyom, d®miş. 3 undan sararıyo d®miş. g®t d®miş bazara b? çif &#8220;ıyar al, d®miş. 4 salatalı[ &#8220;anı. birinden b? &#8482;ız çı[ar, biri boçßçı[ar, d®miş.
5 g®tmiş bu şimdi b? çif &#8220;ıyar almış. şimdi bunu almış, b? g®ce salatal# kesmiş, 6 birinden ayın on dördü gibi b? &#8482;ız çı[mış. ølan almış, göt&#8224;müş, &#8482;av@n 7 başına bıra[mış. &#8482;av@n başına bıra[mış, davula zunniye g®tmiş hemen. urdaßda 8 çeşme varmış. çeşmenin başına çı[mış hemen. ?l &#8482;avam ?l, d®miş. çı[mış 9 &#8482;avan başına. şindi oruyaßda b? &#8482;ız suya gelürmüş. olan g®tdißya &#8220;anı. 10 &#8482;ız benim gibi çirkin bißş?miş, n®yise. bu şindi, d®sdileri ben bu 11 §ózel?nen niye suya geldim. b? defa &#8482;ır, iki defa &#8482;ır, üş defa &#8482;ır 12 d®rkene d®mişßki desdileri &#8482;ırma çıl &#8482;ız d®miş, u senin şav&#8482;ın d®yil 13 benim şav&#8482;ım, d®miş. &#8482;av@n başından 14 aşş@. bißde unun şeyini u gendünü sanurmış.
15 şindi uriye çı[mış. d®mişßki bacım nßol?sun, senin başın s¨le ederim, ba[arım. 16beni &#8482;av@n başına al. bu ?l &#8482;av@m ?l, d®miş. bu almış. dørul &#8482;av@m dørul.17 &#8482;av@n başına. dørulmuş. b¨le başını silkerkene &#8482;ız uyumuş &#8230;rda. 18 buvazındaßda &#8220;aniye inci varßya, sır. u inci±i urdan, &#8482;ızın buvazından &#8482;opartmış.
19 &#8482;ız b? çif §úvercin olmuş, urdan g®tmiş, pıllamış. u &#8482;almış &#8230;rda. şindi20 ølan gelmiş. ølan d®mişßki gelmiş, ba[mış, ba[mış, benim bıra[d?m &#8482;ız 21 devülsün sen d®miş. sen g®deli &#8482;ır[ gün &#8482;ır[ gece oldu, d®miş. h®ç sen beni 22 biliyonßmu, d®miş. ben, d®miş, &#8482;av@ yüzlerimi süre süre b¨le oldum, d®miş.
23 şimdi ølan almış g®tmiş. g®ne &#8482;ır[ gün &#8482;ır[ gece d&#8224;n etmişler. 24 bunnar evlenmişler. evlenmişler, u &#8482;ız gelmiş penceriye. §úverçinner 25 &#8220;anı. penceriye gelmiş. gelmiş, d®miş ki, urda b? çocu[ etmiş &#8220;anı u 26 &#8482;ız. b? bebek etmiş. u çirkin &#8482;ız. d®mişßki bilmiş u §úverçinner. 27 &#8220;anı pırladı g®tdißya buvazından inci±i alıncı. şey d®miş, bunnarı 28 kesßde d®miş efendisine, beyine bunnarı kesßde d®miş, etini yiyek 29 d®miş. §úverçinner cı[ cı[ ötermiş. u ølana dutulurß?muş emme 30 ølan h®ç şß?tmezß&#402;miş.
31 søna, şindi bunn@ kesmişler, y®mişler gemüklerini evün götüne 32 atmışlar. evün &#8230;riye baççiye atıncí urda b? &#8482;ava[ bitmiş. &#8220;anı urda b? 33 olanß®tdißya bebek. d®mişßki bu &#8482;av@ßda kesßde beşik yapa[ çoc?µa, 34 d®miş. çoc?µa &#8482;av@ keşmişler, b®şik yapmışlar. çoc? dınna[larß¶mış b¨le 35&#8220;anı. ølan gelince bißş? ®tmezmiş, &#8482;arı gelince c#ma[larß¶mış.36 &#8220;anı incisini aldıßya. d®mişßki 37 bu &#8482;av@ßda kes d®miş. ya[a[, odun ®dek d®miş.
38 &#8482;av@ kesmişler. &#8482;av@n ç¨rünüßde çöpl?µe atmışlar. b? çıvalduz olmuş. uriyeßde 39&#8482;oc@rı &#8482;abu[ toplar[ana u çuvalduzu bulmuş. götümüş, sepetliµe atmış &#8220;anı. 40 &#8482;aşu[luµa. sepetliµe atıncı bu evden g®derß&#402;miş, urdan g®yermiş, &#8482;uşanurß?muş. 41 olurß?muş b? gelin &#8482;ız olurß?muş. bobay?t b? &#8482;ız.
42 d®mişßki &#8482;onşulara, burda, d®miş, b? şey var bizim evde. yem?mi büşüriye,43 d®miş. evümü oc@mı süpürüye d®miş. her işi göriye. ben nß®dim. acaP kimßvar, d®miş.
44 d®mişlerßki sen unu &#8482;apının ardına dur d®mişler. emme b®ş altı kere 45 u işi yapmış. işlerini görmüş. hep örtülerini mörtülerini sermiş. undan søna 46u şindi &#8482;apının ardına sinnenmiş. urda u g®ne çı[mış urdan. urdan 47 sepetlikden, b¨le silkinmiş, üsdünü başını g®ymiş. olmuş gelinnik b? &#8482;ız. 48 hemen &#8482;oc@rı dutmuş. d®mişßki sen isßmisin, cisßmisin, d®miş.
49 yø[ ben h®ş bißş? devülüm, sen benim anamsın, d®miş. benßde 50 senin &#8482;ızıyım, d®miş. peki şindi u esgi, &#8220;anı alıp &#8482;aşd? ølan varßya &#8482;ır[ 51 taneßde atı varß¶mış. u atları hep köye d@tmış. birer tane evlere. evlere 52 atı d@tıncı birinißde una v®rmiş, en kötüsünü &#8482;oc@rıya. &#8220;aniya bilmiye 53 emme ølan. atların hepisi ölmüş. b? tek u &#8482;almış urda. søna u 54 &#8482;arı varßya inc? dizememiş, &#8220;anı buvazından &#8482;ırdıßya. b? ip ır&#8482;at ®tmiş, 55 ç@rın &#8482;oc@rının &#8482;ızını d®mişler. &#8482;ocarının &#8482;ızınıßda ç@rmışlar. hepisi almış 56 dizememiş. u d®mişßki siz b@ v®rin. ben unu dizerim d®miş. dizerim ben 57 d?nci d®miş. g®t orusbu g®t d®miş. sennası diziyoñ d®miş, el 58 dizemiyaßda d®miş. çekmiş elinden almış.
59 u zaman &#8482;ız gelmiş eve. bu şindi yaz gelmiş. atları taplamiye 60 başlamış. her eve varmış. h®ç kimsede at yo[. şindi varmış, d®mişßki 61 &#8482;oc@rın[ıbelki durur, d®miş. varmış urıya. &#8482;oc@rı, d®miş ne ba[dım 62 ne bißş? ®tdim. &#8482;ızıma sor, d®miş. &#8482;ız b?yütdü atı d®miş. ben bilmiyom, 63 yaza u çı[artdı d®miş.
64 şindi &#8482;ız d®mişßki atın &#8482;ul@na u va[ıt varmışßda, var varßda d®miş, felancı çayıra 65 yat, d®miş. ben varm?nci &#8482;al[ma emme, d®miş.
66 u zaman bu şindi varmış. &#8482;ızın d®d&#8224; y®re yatmış. ølan d¨ &#8482;a[maz, daya[la 67 &#8482;a[maz d®rkene ben d®miş &#8482;ızı ç@r?m barı &#8482;al[mıya bu. anasını, &#8482;oc@r? ç@r?m, d®miş.
68 &#8482;oc@r? ç@rınca &#8482;ız d®miş ben bilemem, d®miş. &#8482;oc@rı, &#8482;ızımı götüØ, d®miş. 69 &#8482;ız ba[sın, d®miş. &#8482;ız d®miş, varmış. b? dekmükde &#8220;ay soy[a, d®miş. 70 s@bından &#8220;ayır görmedimßki senden görsem, d®miş.
71 at urdan hemen tı[ıradan sıçıramış. bu şindi eve varmış. &#8220;anı ølußda varßya. 72 ølunu &#8482;uc@na vermiş. &#8482;ızı atın götüne b@lamış. &#8220;anı &#8482;atırın urdan getüdü 73atı. urda ølanıßda vermiş &#8482;uc@na. &#8230;rdan unu yol ®tmiş. atßda parçaßpiçe 74 ®tmiş unu. u &#8482;ızı gine almışlar. &#8482;ır[ßgün &#8482;ır[ßg®ce d&#8224;n ®tmişler.
9
Anlatan : Faika SOYTÜRK, 60 yaş
Derleme yeri : Kuyluca Köyü-Perşembe
Konusu : Mart Dokuzu
1 mart ayının günnennik do[uzunda mart başı dirük. puµardan su aluru[. 2 döke döke döke gelürük. içellere ataru[. ba&#8220;çelere ataru[. işde iyi sayallar. 3 bereket gel? d®ller. dana getürürük. afurdan dana içeri getürüyo[. içerde 4 misir yidiriyo[. öte beri yidiriyo[. undan søra kim gelüse gelsin. egerim dana 5 getümesek geleni çifdelü sayallar. çifdelü işde mal#n y?lanur, misirin olmaz. 6 öteberin olmaz. u sene bißş?n olmaz. mart başı d?n buna diller. baş&#8482;a t@ bißş? 7 seªmiyo[. mart başında seçiyo[.
8 esgiden işde u mart başında şindi çorba atardu[. misir çorbası ataşa. içine 9 boncu[ atiyodu[. u boncu[ kimin avzuna gelüse misir ekmiye 10 u başliyodu. neßbil?m ¨le diy?lardı işde. esgiler ¨le d?lardı.
10
Anlatan : Nazım SAVAŞKAN, 61 yaş
Derleme yeri : Zafer Köyü-Ordu
Konusu : Köylerin İsim Alışı Efsanesi
1 b? u?da, b? bu?da, b? u?da. bu köye davun &#8220;astal# varmış önceden. davun 2 &#8220;astal# varmış. davun &#8220;astal# şimdiki mesela, [anser diye, mesela 3 veya&#8220;udßda váram diya ya&#8220;udßda üre diye bir &#8220;astalı[lar s¨len? 4 do[dullar @zındanßd@. bu keşik u zamandaßda davun &#8220;asdal# varß¶mış. 5 davun &#8220;asdal#ndan millet &#8482;ırılmış. şimdik şu görd&#8224;n ömerdepesi, 6 burda[ı b?yük @cı gördünßmü gelükene, yø[ yø[ bobam yø[ @ßburda 7 aßburda bu o[ulun ar{asında b?yük &#8482;avlan @cı var duvalların yan¶nda u 8 b?yük @ª ra&#8220;metlik babam bunun diküld&#8224;nü bilm?. dedem dikmiş bunu. 9 dedem sıd{ı efendißde bilm? u @cın diküld&#8224;nü. aynen @cdan u 10 ömerdepesindeßde vardı b? dene. zaddán urdan almış fidanınıßda 11 göt&#8224;müş. buriye dikmiş dedem bunu. bu keşiK mesud amıcam bizzat kendü 12 öz amıcam unu kesdirdi. unu rıza ta[siminde una düşdü uranın yeri. 13 yerindeki @cı, &#8482;avlan @cını kesdirdi, odun yapdırdı. bu?ada adam b@?mış 14 öte tarafa: l@ burda kim va?, diye b@rmış. adam d®mişßki g¨ce ömer var, 15 gö±c? ömer, d®miş. uranın adı &#8482;almış göKömer, bu köyün adı. buriye b@rmış, 16 bu tarafa dönmüş. b@rmış herif beri yüze &#8220;ani. burda kim va?, burda 17 kim va?, b@rmış. d®mişßki burdaßda b? ben varım, b? ben d®miş. b? ben 18 d®d&#8224; zaman biben &#8482;almış bu köyün adı. Tutmuş u aşş@ b@rmış. burda 19 kim va? d®miş. adam sarıymış bil&#402;ßmisin, amed isminde. şimdi amed 20 d®riz bizßd®ßmi, u zamanın adamlarıßda @mad d®rmiş. burda sarßamad 21 var, sarßamad, d®miş. saramad undan &#8482;almış uranın ismi. 22 ra&#8220;medliK bubamdan duydum. ra&#8220;medliK bubamın ben küçük evladıydım.


[1] Leylâ KARAHAN, Anadolu Ağızlarının Sınıflandırılması, TDK Yay., Ankara 1996.
[2] Besim ATALAY, Divanü Lûgat-it-Türk Tercümesi, Cilt: I, Ankara, 1986, s. 28-34.
[3] Faruk SÜMER, Oğuzlar, Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı Yay., İstanbul 1992, s. 305-327.
[4] 1455 yılında kaleme alınan Ordu ili ve yöresi tahrir defterinde Dânişmendlilerle ilgili yer isimleri şunlardır: Bölük-i Geriş-i Alibeğce (Kabadüz) Danişmendlü ve İsadanişmendlü, Bölük-i Niyabet-i Çamaş (Çamaş) Danişmendlü; Niyâbet-i Geriş-i Sevdeşlü/Ulubeğlü (Ulubey) Danişmendköy bi-ism-i Kovancı; Nahiye-i Milas (Mesudiye) Taylu; Niyâbet-i Kebsil (Giresun'a bağlı Bulancak ilçesinin bir bölümü) Meliklü; Niyâbet-i Kıruk ili (Yavuzkemal) Karadanişmend ve Bayramdanişmend (Bahaeddin YEDİYILDIZ-Ünal ÜSTÜN, Ordu Yöresi Tarihinin Kaynakları I, TTK Yay., Ankara 1992, s. xxx-xlII).
[5] Faruk SÜMER, a.g.e., s. 317.
[6] Kadı Burhaneddin, Hacıemiroğulları Beyliği&#8217;ne saldırıda bulunan Taceddin Bey&#8217;e gönderdiği mektupta: &#8220;Onların atalarından miras kalmış mülküne göz dikip düşmanlık ve kavga yolunu tutmuş, dostluk ve kardeşlik haklarını çiğnemişsin&#8221; şeklinde ifade kullanması, bunun bir delili olsa gerektir (Aziz b. Erdeşir-i Esterâbadî, Bezm u Rezm, (Çeviren: Mürsel ÖZTÜRK), Ankara 1990, s. 311). Ayrıca bir tesadüf değilse 1455 tarihli tahrir defterinde &#8220;Bayramdanişmend&#8220; ismiyle kaydedilen köy, bir geçişi anlatmaktadırr.
[7] Mesudiye İlçesine bağlı Kaleköy&#8217;de bulunan Hacıemiroğuları Beyliğine ait kale ve kümbetler ile mezar kitabeleri büyük oranda tahrip olmuştur. Buna rağmen beyliğin ilk merkezi olduğunu ortaya koyacak deliller hâlâ mevcuttur.
[8] Bahaeddin YEDİYILDIZ, Ordu Kazası Sosyal Tarihi, Ankara 1985, s. 41.
[9] Hacı Emir oğlu Süleyman Bey, Giresun Kalesi&#8217;ni fethettiğini, 1397 yılında, bir müjde mektubuyla Kadı Burhaneddin Ahmed&#8217;e bildirir (Bezm u Rezm, s. 485.)
[10] Bahaeddin YEDİYILDIZ-Ünal ÜSTÜN, a.g.e., s. 121.
[11] Mehmed Âşikî&#8217;nin Trabzon&#8217;un güneyi ve batısındaki dağlara &#8220;Çepni Dağları&#8221; olarak isimlendirmesi, bu bölgede Çepnilerin nüfus yoğunluğundan dolayı olsa gerektir (Faruk SÜMER, &#8220;Çepniler -III-&#8221;, Türk Dünyası Tarih Dergisi, Sayı: 57, Eylül 1991, s. 12, nt. 2&#8217;den naklen).
[12] Faruk SÜMER, a.g.m., s. 10.
[13] Faruk SÜMER, a.g.m., s. 9.
[14] Faruk SÜMER, a.g.m., s. 13-17.
[15] Faruk SÜMER, &#8220;Çepniler -IV-&#8221;, Türk Dünyası Tarih Dergisi, Sayı: 58, Ekim 1991, s. 5.
[16] Faruk SÜMER, Oğuzlar, s. 246&#8217;dan naklen.
[17] İbni Bibi, El Evamirü&#8217;l-Ala&#8217;iye Fi&#8217;l-Umur&#8217;l-Ala&#8217;iye (Selçuk-Name), Cilt: I, (Hazırlayan: Mürsel ÖZTÜRK), Kültür Bakanlığı Yay., Ankara 1996, s. 168-175.
[18] Faruk SÜMER, a.g.e., s 242.
[19] Bahaeddin YEDİYILDIZ-Ünal ÜSTÜN, a.g.y.; Mehmet ÖZ, XV. ve XVI. Yüzyıllarda Canik Sancağı, TTK Yay., Ankara 1998, s. 197.
[20] Faruk SÜMER, &#8220;Çepniler -III-&#8221;, s. 13-17.
[21] Bernt BRENDEMOEN, &#8220;Trabzon Çepni Ağzı ve Tepegöz Hikâyesinin Bir Çepni Varyantı&#8221;, Uluslararası Türk Dili Kongresi 1988, Ankara 1996, TDK Yay., s. 211-223.
[22] Bkz. 3.2.7.Zarflar, 3.2.9. Şimdiki zaman, ...

[23] Tuncer GÜLENSOY, Kütahya ve Yöresi Ağızları, TDK Yay., Ankara 1988, s. 127.
[24] Zeynep KORKMAZ, &#8220;Anadolu Ağızlarının Etnik Yapı ile İlişkisi Sorunu&#8221;, TDAY Belleten 1971, TDK Yay., s. 21-32.
[25] Ahmet B. ERCİLASUN, Örneklerle Bugünkü Türk Alfabeleri, Kültür Bakanlığı Yay., Ankara 1996, s. 3-34.
[26] Tuncer GÜLENSOY, Kütahya Yöresi Ağızları, TDK Yay., Ankara 1988, s. 29.
[27] Faruk K. TİMURTAŞ, Eski Türkiye Türkçesi, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Yay., İstanbul 1977, s. 27-36.
[28] Bkz. Mukim SAĞIR, Anadolu Ağızlarında Ünlüler, TDAY Belleten 1995, TDK Yay., s. 393-394.
[29] Araştırma bölgemizin hemen sınırındaki bir bölgede Eski Türkçede ön seste bulunan tonsuz ünlülerin korunduğu da tespit edilmiştir: kelmek, köl, kün, toli (Ahmet CAFEROĞLU, Kuzeydoğu İllerimiz Ağızlarından Toplamalar, TDK Yay., Ankara 1994, s. XXII).
[30] Zeynep KORKMAZ, Bartın ve Yöresi Ağızları, TDK Yay., Ankara 1994, s 3-7.
[31] Aynı durum Yeni Uygur Türkçesi (Rıdvan ÖZTÜRK, Yeni Uygur Türkçesi Grameri, TDK Yay., Ankara 1994, s. 63), Özbek Türkçesi ve Tatar Türkçesinde de görülmektedir.
[32] Aysel ŞİMŞEK, Bozat (Bulancak/Giresun) Köyü Ağzı, (Yayımlanmamış lisans tezi), Elazığ 1984, s. 21; Yalçın KARA, Keşap/Giresun Ağzı, (Yayımlanmamış lisans tezi), Erzurum 1972, s. 26.

Bu bölüme, kendi belirlediginiz konuyla ilgili bir yazı girin.


ismim@benimadresim.com

Bana ulaşmak için yukarıdaki e-mail adresini kullanın