|
Sultan Abulhamid dönemi Genel Kurmay Başkanı Emiroğullarından Rıza Paşa ve Oğlu Sureyya Paşa
Babası Sultan Abdülhamit’in 17 sene seraskerliğini yapan, Türk Hava Kuvvetleri’nin ilk kurucularından Süreyya İlmen Paşa, Osmanlı’nın ilk özel sanayi kuruluşlarından birinin de sahibidir. Torunu Vedii İlmen, aileye ait fabrikayı devletin şirket kurtarma operasyonu ile düze çıkardığını anlatıyor.
Vedii İlmen, bugün ailenin gerilemesinin sebebini geleceği iyi okuyamamalarına bağlıyor.
Türkiye’de, zamanının varlıklı, bilinen isimleri çok çabuk silinebiliyor tarih sahnesinden. Ya da bir döneme damgasını vuran kişiler ve aileleri, bir sonraki dönemde yok olup gidiyor. Salih Bosna, Hayri İpar, Nemlizade Mithat, Sapmazlar, Tatariler akla ilk gelen isimler. Dönemlerine damgasını vurdukları halde, daha sonraki kuşaklar tarafından, ailenin iktidarı korunamadığı gibi, giderek de geriliyorlar.
Süreyya Paşa ismi ile bilinen Süreyya İlmen ailesi de bunlardan biri. Süreyya Paşa, kendisi çok ileri görüşlü bir kişi olmasına rağmen, torunlarından Vedii İlmen’in başı çektiği ailenin eski ihtişamlı günleri artık geride kalmış; hem de ailenin sahibi olduğu Adalet Mensucat Fabrikası, Celal Bayar’ın ilk kez başbakan olduğu 1937’de devlet tarafından kurtarılarak hayata döndürüldüğü halde. Bu, devletçiliğin savunulduğu o zamanlar için belki de devletin ilk şirket kurtarma harekâtı idi.
İleri görüşlülüğü sayesinde, Harbiye Nazırı Mahmut Şevket Paşa’nın talimatıyla havacılık teşkilatının kurulmasını sağlayan Süreyya Paşa, donanma yerine demiryolu ağına ağırlık verilmesi gerektiğini savunuyordu. Mahmut Şevket Paşa ve Süreyya Paşa’nın girişimleriyle Osmanlı da, dünyada ilk uçuş denemesi yapılmasından sekiz sene sonra, 1909’da, diğer büyük devletler ile aynı zamanlarda havacılık üzerine eğilmeye başlamıştı. Dolayısıyla Hava Kuvvetleri’nin başlangıcında onun da adı geçiyordu. Süreyya Paşa’nın torunu Vedii İlmen, Mahmut Şevket Paşa’nın, o tarihlerde Süreyya Paşa’ya “Bak bakalım Rodos’ta İtalyanlarla yapılan savaşta humbara (bomba) atabilir miyiz?” diye yazıştığını anlatıyor.
Mensucat Fabrikası ile ekonomiye katkı
Süreyya Paşa, ordudan ayrılarak, devlet yardımı almadan 14 Şubat 1914’te İstanbul Balat’ta kurduğu Süreyya Paşa Mensucat Fabrikası ile de ilk sanayicilerden biri olarak uzun yıllar ekonomiye katkı sağlamıştı. Malvarlığı ve hayırsever kimliği ile devrinin tanınan bir ismiydi. Bugün kendi adıyla anılan Süreyya Sineması, Süreyya Paşa Göğüs Hastalıkları Hastanesi, Süreyya Plajı, Süreyya Paşa Sanatoryumu gibi kuruluşların gerek arazilerinin gerekse mülklerinin de sahibiydi. Oğlu Hayri ve kızı Mehalat’ın evlilikleri sayesinde Atatürk’le de akraba olmuştu.
Biraz daha gerilere gidersek Süreyya Paşa’nın babası, Sultan Abdülhamit’in 17 sene seraskerliğini, yani bir nevi genelkurmay başkanlığını yapmış Rıza Paşa idi. Onun da babası, bugün Bilecik’e bağlı ve adı Osmaneli olan Lefkeli Emiroğlu Mustafa Şükrü Efendi idi. Mustafa Şükrü, sır katibi Mustafa Efendi’nin divan efendiliğini yapmıştı.
1874 yılında, o zaman babasının vazifesi sebebiyle bulundukları Yugoslavya’daki Potgoriçe’de doğan Süreyya Paşa’nın annesi de Çerkes Adviye Hanım’dı. Süreyya Paşa’nın Şükrü ve Ziya adında iki kardeşi daha gelmişti dünyaya. Kız kardeşi İffet ise yaşamamıştı.
Asker olan Şükrü Paşa’nın çocuklarından İffet Hanım, ünlü muhaliflerden Rıza Nur ile kısa süren bir evlilik yapmıştı. Şükrü Paşa’nın diğer kızı Hayat Hanım da Turing Otomobil Kurumu Başkanı, tarihçi ve diplomat, üçüncü ve dördüncü dönem milletvekili Raşit Saffet Atabinen’le birleştirmişti hayatını.
Süreyya Paşa’ya gelince... Sultan Abdülhamit’in, kızlarından biriyle evlendirmek istediği Süreyya Paşa, babası Serasker Rıza Paşa’nın böyle bir hısımlığı düşünmemesi sebebiyle, padişaha onun nişanlı olduğu söylenmesi sonucu Adalet Hanım adlı bir subay kızı ile nikahlanır.
Serasker Rıza Paşa’nın ailesinin asıl lakabı Emiroğulları’dır. Fakat kardeşleri ile arasındaki anlaşmazlıktan sonra Süreyya Paşa İlmen soyadını alır. Süreyya Paşa’nın torunu Vedii İlmen, dedesiyle ilgili bugün şu bilgileri veriyor: “Süreyya Paşa’nın babası Serasker Rıza Paşa bütün rütbeleri tek tek aşmış ve birçok yerde savaşmış, Şıpka’da esir düşmüş, gelmiş biriydi. Ama Süreyya Paşa? Ben bunu babamla da konuştum; babam ‘Süreyya Paşa büro subayı idi’ demişti. Yani muhalif bir subay değildi. Fakat benim düşündüğüm, bu, bayağı rahat ve lükse alışmıştı. Kalkıp da Erzurum’un veya harbin meşakkatini çekmezdi. Ordudan ayrılıp para kazanmaya kaydı.”
Süreyya Paşa, 1914 yılında kendi adını taşıyan mensucat fabrikasını faaliyete geçirir. İplikten başlayıp kumaş üretimine kaydırır işi. Ticarette oldukça başarı sağlar. Vedii İlmen anlatıyor: “Yol aldı tabii. Harp zengini oldu.”
Kadıköy Kızılay Başkanlığı yapan Süreyya Paşa, bu arada gerek topladığı paralarla gerekse kendisi de katarak Ankara Hükümeti’ne yardımda bulunur.
Atatürk’le akraba
Akraba olmalarına rağmen, savaşta yer almadığı için siyasette Atatürk’ün yakın çevresinde bulunmaz. Zaten siyaset de ona göre değildir. Ancak 1927’de İstanbul Milletvekili olarak 1930 yılına kadar TBMM’de yer alır. Atatürk, daha sonra Serbest Fırka’ya geçmesini ister ondan. Bir süre sonra Serbest Fırka da kapatılınca, darılır ve siyasetten uzaklaşır.
Adalet Hanım’la evliliğinden Atıf, Hayri ve Melahat adında üç çocuğu dünyaya gelen Süreyya Paşa, çocuklarının evlilikleri sayesinde Atatürk’ün ailesiyle akraba olmuştur.
İkinci çocuğu Hayri İlmen, Atatürk’ün eşi Latife Hanım’ın kızkardeşi Vecihe Uşaki ile evlenir. İki çocukları olur. Gönül, Mehmet Erboy ile, Gülümser de Prof. Dr. Nevzat Öke ile birleştirir hayatını.
Süreyya Paşa’nın kızı Melahat da Uşaki ailesine gelin gider. Latife Hanım’ın kardeşi İsmail Uşaki ile evlenir. Şimdi vefat etmiş olan Kemal adında bir çocuğu olan Melahat Hanım, ikinci evliliğini de İhsan Şükrü Aksel’le yapar. Bundan da Atıf dünyaya gelir. Süreyya Paşa’nın, Darüşşafaka’ya bağışladığı Kadıköy’deki Süreyya Sineması’nı kiracı olarak Atıf Aksel ve kızı Bige Aksel işletmektedir bugün.
Bir şirket kurtarma operasyonu
Süreyya Paşa’nın en büyük oğlu ise Atıf İlmen’dir. Onun da Vedii, Sinan ve Şehval adında üç çocuğu olur. Mühendislik tahsili yaptıktan sonra babasından işleri devralan Atıf İlmen, babası gibi yenilikleri öngöremediği için olsa gerek Adalet Mensucat’ı ileriye götüremez ve zamanın rekabetçi ortamında şirketin gerilemesine neden olur.
Ama bundan önce 1936’da büyük bir mali sıkıntı yaşar Süreyya Paşa Mensucat Fabrikası. Ve o zamanlar fabrikanın ismi Adalet olarak değiştirilir. Bunun hikâyesine de yer vereceğim ama önce fabrikanın devlet tarafından nasıl kurtarıldığını, o tarihlerde 11-12 yaşlarında olan Süreyya Paşa’nın torunu Vedii İlmen’den dinleyelim: “Fabrikada biz de çalıştık. Çok büyük bir fabrikaydı. 1936’da falan çok kötü duruma düşüyor. Süreyya Paşa satmak, kapatmak istiyor. Devlet yardımı almadan kurulmuştu. Ama devlet yardımını sonradan aldı. O kötü günlerinde gittiler Celal Bayar’a. Tam tarihini bilemiyorum ama Celal Bayar’ın İsmet İnönü’nün yerine başbakan olduğu zamandı. O vakit dediler ki ‘Bu milli bir müessesedir. Bu kadar işçi çalışıyor. İşte iflas ederse çok yazık olur.’ Bir şirket kurtarma operasyonu. Celal Bayar’a bu teklif edilince o da ‘Peki’ diyor. Telefon ediyor İş Bankası’na. ‘Alın fabrikayı işletin’ diyor ‘İpekiş’e. İpekiş’e veriyorlar.”
—Elinizden çıkıyor mu şirket?
“Hayır. Şirket kurtarma operasyonu olduğu için yönetim onlara geçiyor. Fakat bizlere belirli bir aylık ödüyorlar, herkese. Ve borçlarını ödüyorlar fabrikanın. Borçlar 1943 senesinde temizleniyor. Ondan sonra ‘Buyurun, alın fabrikanızı’ deyip gidiyorlar. Fabrika yine bizim oluyor.”
Fabrikanın isminin Adalet olmasının hikâyesi ise şöyle: “Sıkıntıya düştükleri zaman babaannem koruyor fabrikayı. Süreyya Paşa’ya ‘Paşa, satmayalım bunu’ diyor. Paşa kızıyor, bağırıyor, çağırıyor. Fakat babaannem direniyor ve sattırmıyor. Onun için de çocukları fabrikanın ismini Adalet Mensucat’a çeviriyorlar. Babaannemin ismi Adalet’ti. Futbol takımı da vardı Adaletspor diye.”
Evet, birçoklarının hatırlayacağı gibi 1959-61 sezonlarında ligde yer alan Adaletspor, işte Süreyya Paşa’nın sahibi olduğu o takımdı. Sonra ne mi oldu? Belki yine birçoklarının, Türkiye’de adalet mekanizmasının bir takımı zannettiği Adaletspor iki sezonun ardından küme düştü. O yıllarda Fenerbahçe’den dört önemli transfer yaparak adından da oldukça söz ettirmişti. Atatürk adına düzenlenen ve ilki 7-19 Mayıs 1955’te düzenlenen kupayı da Adaletspor almıştı.
—1936’da maddi durumu zayıflamış mıydı Süreyya Paşa’nın?
“1936’da Süreyya Plajı yoktu. Sinema vardı. Beyoğlu’ndaki şimdiki Halep Pasajı bir apartmandı. (Şimdi yüzde 48’i ailenin) Bir de fabrika vardı. Ayrıca, sanatoryumun olduğu yer vardı. Bizim yazlığımızdı orası. Moda’da köşkü vardı. Sonra Süreyya Paşa şöyle demiş çocuklarına. ‘Avrupa yakasındaki mallar sizin, Anadolu yakasındakiler benim.’ Ve tutmuş hepsini bağışlamış. Süreyya Sineması’nı Darüşşafaka’ya, plajı Kartal Belediyesi’ne... Yani Süreyya Paşa bunu gerek kendi ismini duyurmak, gerekse hayır için yapmış.”
Osmanlı’nın son dönemlerini yaşamış, Sultan Abdülhamit’in yakınında bulunmuş birisi olan dedesine sorular sorduğunu anlatan Vedii İlmen, dedesinin, özellikle İttihatçılar hakkında söylediklerini hâlâ unutmamıştır: “Paşa baba derdim. Mesela İttihatçıları anlat. Anlatırdı. ‘Su testisi su yolunda kırılır. Bunların hepsi su yolunda kırıldı, gittiler’ demişti.”
1925’te doğan, Şişli Terakki İlkokulu’nda Feyyaz Berker, Nihat Gökyiğit gibi arkadaşları ile birlikte Robert Kolej’in 1946 mezunlarından olan Vedii İlmen’in, evliliği yüzünden babası ile de arası açılır. Bu sebeple, o zamanki adı Şose ve Köprüler Reisliği olan Karayolları’nda mühendislik yaparak çalışma hayatına girer. 1955’te, Süreyya Paşa’nın vefatıyla, babası ile arasındaki buzları eriten İlmen, aile şirketlerinde çalışmaya başlar. Şirketin iyiye gitmediğini görünce tekrar Karayolları’ndaki işine geri dönen İlmen, babasının 1976’da vefat etmesinden sonra da işi devralır. Şimdi işlerini, Melek ve Rıza adında iki çocuğundan Rıza İlmen’e devretmiştir.
‘Asılmaları gerekirdi’
Demokrat Parti’nin iktidara gelmesine sevinenlerden biri olan İlmen, Adnan Menderes ve ekibinin uygulamaları neticesinde kısa zamanda bu görüşünden uzaklaşır ve ondan sonra Cumhuriyet Halk Partisi’ni desteklemeye başlar. Bugün de CHP üyesi olan İlmen’in 27 Mayıs 1960 İhtilali ile ilgili görüşleri de ilginçtir: “Valla kanunen asılması lazımdı. Çünkü anayasaya karşı gelmişlerdi. Ama şu da var. Onlar da hırsız değillerdi. Hiçbirisi. Boş yere asıldılar gibime geliyor. Onların o kadar da kabahati yoktu; ama astılar işte.”
Peki Süreyya Paşa’nın ihtişamı ile gündeme gelen aile, bugün de sanayicilik yapmasına rağmen, nasıl geri plana itilmişti? Bunda birinci faktör belki, Süreyya Paşa’nın malvarlıklarını büyük oranda bağışlamasıydı. İkincisini ise Vedii İlmen şöyle anlatıyor: “Babam yorulmuştu. Bir de işte ‘Zenginim, rahatım. Her şey iyi gidiyor. Bu dünya değişmez’ düşüncesindeydi. ‘Ne diye tekrar borçlanıp ne diye tekrar yatırım yapayım...’ düşüncesi vardı kafasında. Fabrikanın makinelerini değiştirmedi. Yeni yönetim tarzlarına girmedi. Dünyanın değişeceğine pek inanmadı. ‘Bu böyle gider’ dedi. O, öyle gitmedi. Fabrika’nın kârı 1943’ten 1955’e doğru azalıyordu. 1955’te de ilk kez zarar etti fabrika. Sonra ziyana geçti.”
Ardından, özellikle de Marshall yardımları ile daha da rekabetçi bir ortam oluştu Türkiye’de. Ve bugün, Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk sanayi kuruluşlarından, Süreyya Paşa Mensucat Fabrikası adı ile başlayıp Adalet Mensucat Fabrikası adını alan, devletin kurtararak tekrar hayata geçirdiği o kuruluş, yok artık.
Bugünün parlak ailelerinden Sabancılar, Koçlar, Eczacıbaşılar ve daha başkaları bakalım kaç asır ayakta kalabilecek? Asırlar boyu Türk şirketi olmayı başarabilecekler mi? Ya da Karamehmetlerin Turkcell’i gibi yavaş yavaş yabancıların eline mi geçecekler?
|